Anasayfa Karar Bülteni AYM | Yalçın Keskin | BN. 2019/35586

Karar Bülteni

AYM Yalçın Keskin BN. 2019/35586

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2019/35586
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Güç kullanımı tutuklunun tutumuyla orantılı olmalıdır.
  • Zorunlu hâllerde asgari fiziksel güce başvurulabilir.
  • Kötü muamele iddiaları uygun delillerle desteklenmelidir.
  • Devlet kontrolündeki yaralanmalar inandırıcı şekilde açıklanmalıdır.

Bu karar, devletin koruması ve gözetimi altında bulunan hükümlü ile tutukluların bedensel bütünlüğünün korunması yükümlülüğü bağlamında son derece kritik tespitler barındırmaktadır. Hukuken ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması, mahpusların firar etmesinin, isyan çıkarmasının veya memurlara karşı aktif ya da pasif olarak direnmesinin engellenmesi idarenin asli ve ertelenemez görevlerindendir. Yüksek Mahkeme bu kararında, devletin bu güvenlik görevini ifa ederken başvurabileceği zor kullanma yetkisinin anayasal sınırlarını bir kez daha net bir şekilde hatırlatmıştır. Zor kullanma yetkisinin salt yasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla, mahpusların direnişiyle orantılı ve sadece kesin zorunluluk hâllerinde kullanılmasının hukuka uygun olduğu vurgulanarak, mahpuslara yönelik asgari eşiği aşmayan müdahalelerin kötü muamele yasağını ihlal etmeyeceği açıkça tescillenmiştir.

Benzer davalar ve infaz hukuku uygulamaları açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, kötü muamele iddialarının yalnızca soyut veya abartılı beyanlara dayanmaması gerektiği, söz konusu iddiaların uygun tıbbi raporlar ve tarafsız kamera kayıtları gibi somut delillerle desteklenmesinin zorunlu olduğudur. Uygulamada, ceza infaz kurumlarında rutin olarak gerçekleştirilen sayım, arama veya nakil gibi faaliyetlere karşı mahpusların gösterdiği direnişlerin kırılması amacıyla kolluk kuvvetlerinin asgari seviyede güç kullanması sık karşılaşılan bir durumdur. Mahkeme, savcılıkların yürüttüğü soruşturmaların etkili sayılabilmesi için kamera kayıtlarının incelenmesi, sağlık raporlarının ivedilikle alınması ve bağımsız tespitlerin yapılması gibi adımların yeterli olduğunu göstermiştir. Bu yönüyle karar, infaz koruma memurlarının yetki ve ölçülülük sınırlarını koruduğu müddetçe haksız isnatlardan korunmasını sağlayan önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Yalçın Keskin, müebbet hapis cezası kapsamında hükümlü olarak bulunduğu Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, kurum nakli sonrası sayımlar esnasında görevli infaz koruma memurları tarafından ciddi şekilde fiziksel şiddete maruz bırakıldığını ve yaralandığını iddia ederek hukuki süreç başlatmıştır. Başvurucu, yalnızca 31/12/2016 tarihinde değil, nakil tarihi olan 28/12/2016 tarihinden itibaren sistematik olarak sayımlar sırasında duvara çarpıldıklarını, yerlerde sürüklendiklerini, tekmelendiklerini, hakaret ve tehdide maruz kaldıklarını öne sürmüştür. Olay günü memurların kendisine sandalye fırlattığını ve boğazının sıkıldığını belirten başvurucu, savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.

Ancak savcılık tarafından yürütülen ceza soruşturmasında olay yeri görüntüleri ve sağlık raporları incelenerek memurlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) kararı verilmiştir. Başvurucu, şiddet olayının üzerinin örtüldüğünü, yürütülen soruşturmanın yüzeysel olduğunu ve kendisine haksız yere üç ay süreyle ziyaretçi kabulünden men disiplin cezası verildiğini iddia etmiştir. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesine başvurarak kötü muamele yasağının, adil yargılanma hakkının ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini belirterek ihlallerin tespitini ve giderilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında yaşanan bu tür uyuşmazlıkları incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 kapsamında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ile kötü muamele yasağı ilkelerini esas almıştır. Anayasa'nın bu temel maddesine göre, kimseye hiçbir şart altında işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Ancak yüksek yargı içtihatları uyarınca, güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin hukuka uygun emirlerine karşı etkin (aktif) veya edilgin (pasif) direniş gösteren kişilere karşı zor kullanılması mutlak bir kötü muamele ihlali yaratmaz.

Ceza infaz kurumlarında güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla, mahpusların tutumlarıyla orantılı ve aşırıya kaçmayan fiziksel güç kullanımı hukuka uygun kabul edilmektedir. Olay tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük m.22 uyarınca, infaz ve koruma memurları; kurumun güvenliğini bozan saldırı, firara teşebbüs, isyan ve yasaya veya emre karşı gösterilen aktif yahut pasif fiziki direnme durumlarında, tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla amir izniyle veya acil durumlarda re'sen zor kullanma yetkisine sahiptir. Zor kullanan personelin gerekenden fazla kuvvet kullanamayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, devletin gözetimi ve kontrolü altındaki tutuklu veya hükümlülerin vücudunda meydana gelen yaralanmalara ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirme yükümlülüğü doğrudan yetkili idari ve adli makamlara aittir. Kötü muamelenin kasten yapıldığı ileri sürülen durumlarda, iddialar hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılması esastır. Bu soruşturmada, olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayacak nitelikteki tüm delillerin toplanması, kamera kayıtlarının incelenmesi ve adli raporların temin edilmesi gerekmektedir. Makul bir özenle hareket edilerek nesnel ve tarafsız bir inceleme yürütülmesi, usul güvencelerinin sağlanması için zaruridir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayın incelenmesinde Anayasa Mahkemesi, başvurucunun soyut iddiaları ile soruşturma dosyasında yer alan maddi delilleri detaylı bir şekilde karşılaştırmıştır. Başvurucu, sayım esnasında ensesine vurulduğunu, boğazının sıkıldığını, yerlerde sürüklendiğini ve üzerine sandalye fırlatıldığını iddia etmiş olsa da; olayın akabinde düzenlenen 10/1/2017 tarihli bağımsız adli muayene raporunda yalnızca sağ kaşı üzerinde 0,25 milimetre boyutunda ve basit tıbbi müdahale ile kolayca giderilebilecek nitelikte ufak bir çizik saptanmıştır. Savcılık makamınca yürütülen kapsamlı soruşturmada, ceza infaz kurumuna ait 28/12/2016 ile 5/1/2017 tarihleri arasındaki güvenlik kamerası kayıtları çözümleyici bir bilirkişiye inceletilmiştir.

Bilirkişi raporunda, başvurucunun ve diğer mahpusların sayım vermek amacıyla ayağa kalkmayı reddettikleri, görevli memurların da sayım işlemini mevzuata uygun bir şekilde gerçekleştirebilmek için mahkûmların kollarına girerek zorla kaldırdıkları ve bu esnada arbede ile itiş kakış yaşandığı objektif olarak tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, eldeki tıbbi veriler ve kamera kayıtları ışığında, başvurucuda meydana gelen minimal düzeydeki çiziğin, mahkûmların pasif direnişini kırmak için uygulanan yasal zor kullanma yetkisinin doğal bir sonucu olduğunu belirlemiştir. Başvurucunun ağır fiziksel şiddet gördüğüne dair iddialarını destekleyen herhangi bir şüpheden uzak kanıt bulunamadığından, güç kullanımının gereksiz veya orantısız olmadığı kanaatine varılarak kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği değerlendirilmiştir.

Usul boyutu yönünden yapılan incelemede ise, savcılığın derhâl soruşturma başlattığı, olay yerini gören kamera kayıtlarını tarafsız bir şekilde çözümlendirdiği ve iddiaları inandırıcı bir şekilde aydınlattığı görülmüştür. Savcılığın soruşturmayı yürütme biçiminde olayı aydınlatma isteğinden şüphe edilmesini gerektirecek bir eksiklik saptanmamıştır. Öte yandan, başvurucunun haksız yere ziyaretçi kabulünden men disiplin cezası aldığına ve bunun sonucunda özel hayatına ile aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası, olağan kanun yolları tüketilmeden Yüksek Mahkeme önüne getirildiği için reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: