Karar Bülteni
AYM 2023/54151 BN.
Anayasa Mahkemesi | Ayşe Çam ve Diğerleri | 2023/54151 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
|---|---|
| Başvuru No | 2023/54151 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamu alacaklarının değer kaybına uğratılması mülkiyet hakkı ihlalidir.
- Enflasyon kaynaklı değer kayıpları orantısız külfet oluşturur.
- Makul süre şikâyetlerinde komisyon yolu öncelikle tüketilmelidir.
Bu karar, kamu kurumlarından tahsil edilecek para alacaklarının enflasyon karşısında erimesinin, mülkiyet hakkının ne denli ağır bir ihlali olduğunu net biçimde teyit etmektedir. Enflasyon oranının yüksek olduğu ve paranın zaman değerinin kritik önem taşıdığı ekonomik dönemlerde, alacakların geç ödenmesi veya değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklemektedir. Anayasa Mahkemesi, devletin gecikmeli veya eksik ödeme yapması durumunda mülk sahibinin alacağının gerçek değerinin titizlikle korunması gerektiğini bir kez daha ve çok güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Ayrıca, uzun süren yargılamalara ilişkin şikâyetlerin Anayasa Mahkemesinden önce yetkili Tazminat Komisyonuna götürülmesi zorunluluğu da bu kararla birlikte kesinleşmiş bir usul kuralı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça kapsamlı ve güçlüdür. Kamu kurumlarından ihale alacağı, vergi iadesi, sosyal güvenlik ödemesi, kamulaştırma bedeli veya memuriyetten kaynaklı maaş farkı gibi çok çeşitli sebeplerle alacaklı konumunda bulunan binlerce vatandaş için, bu alacakların enflasyon karşısında eritilmeden, gerçek alım gücü korunarak ödenmesi hususunda sağlam bir hukuki zemin oluşturmaktadır. Karar, devlet kurumlarının keyfî veya makul olmayan uzun gecikmelerle yapacağı ödemelerde ortaya çıkacak fahiş değer kayıplarının idare tarafından telafisinin hukuki bir zorunluluk olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Makul süre şikâyetlerinde ise güncel kanun değişiklikleri sonrası Tazminat Komisyonuna müracaatın ilk ve atlanamaz adım olduğu açıkça netleşmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, vatandaşların kamu kurumlarından hak ettikleri çeşitli para alacaklarının ödenmesi sürecinde yaşanan gecikmeler ve değer kayıpları nedeniyle hukuki yollara başvurmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Başvurucular, idareye karşı açtıkları davalarda haklı bulunarak alacaklarını tahsil etmeye hak kazanmalarına rağmen, bu bedellerin enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğratıldığını ve taraf idarelerce ödemelerin oldukça geç yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Alacaklı durumdaki başvurucular, yaşanan bu uzun idari ve hukuki gecikmeler nedeniyle başlangıçtaki alacaklarının reel satın alma gücünün büyük oranda düştüğünü belirterek oluşan enflasyon farkının ve değer kaybının idarece tazminini talep etmiştir. Bununla birlikte, hak arama sürecindeki yargılamaların yasal sınırları aşarak çok uzun sürdüğünü ve yıllarca mahkeme kapılarında beklemek zorunda bırakıldıklarını iddia etmişlerdir. Kamu makamlarından olan bu alacakların erimesi ve uzun yargılama süreçleri neticesinde ağır maddi zarara uğradıkları gerekçesiyle mağduriyetlerinin tam anlamıyla giderilmesi ve anayasal haklarının ihlal edildiğinin tespiti amacıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak mülkiyet hakkı güvenceleri ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul kurallarını ayrıntılı olarak dikkate almıştır. Mülkiyet hakkının korunması bağlamında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmü uyarınca, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu anayasal hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği kuralı incelemenin temelini oluşturmuştur.
Yüksek Mahkemenin istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarına göre, kamu makamlarından olan çeşitli para alacaklarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya yıllar süren davalar sonucunda erimiş bedellerle ödenmesi mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir müdahaledir. Sosyal güvenlik ödemeleri, ihale alacakları, vergi iadesi, haksız işlemlerden kaynaklı memur maaş farkları veya kamulaştırma bedelleri gibi kamudan kaynaklanan ödemelerde, geçen uzun süre zarfında enflasyon oranında yaşanan değer kaybının devlet tarafından telafi edilmemesi, alacaklı durumdaki başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler kapsamında, alacağın reel değerinde meydana gelen haksız aşınmaların idare tarafından karşılanması esastır.
Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkı ile ilgili usule ilişkin olarak 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri hassasiyetle dikkate alınmıştır. İlgili kanuna yakın zamanda eklenen 5/A maddesi ile geçici 3. madde değişiklikleri uyarınca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına ilişkin başvuruların ilk merciinin Anayasa Mahkemesi değil, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu olduğu kesin bir kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan olağan idari yollar tüketilmeden doğrudan yapılan başvurular esastan incelenmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların kamu kurumlarından olan alacaklarının enflasyon karşısında haksız yere uğradığı değer kaybına ilişkin somut iddialarını derinlemesine incelemiş ve bu durumu mülkiyet hakkının açık bir ihlali olarak tespit etmiştir. Mahkeme, kamu makamlarının yargı kararlarına rağmen yaptığı gecikmeli ödemeleri veya paranın değer kaybını hiçbir şekilde telafi etmeyen hukuki uygulamalarının, anayasal güvence altındaki alacağın gerçek bedelinin ödenmemesi anlamına geldiğini vurgulamıştır. Daha önceki çeşitli emsal nitelikteki genel kurul ve bölüm kararlarında (Ferda Yeşiltepe, ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti., Akel Gıda San. Ve Tic. A.Ş.) ortaya konulan temel ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir fiilî, ekonomik veya hukuki durum tespit edilmemiştir. Alacakların yüksek enflasyon karşısında yıllar içinde eritilmesi, alacaklı statüsündeki başvuruculara şahsi ve olağan dışı ağır bir külfet yüklemiş olup demokratik bir toplumda mülkiyet hakkı bağlamında tahammül edilemeyecek derecede orantısız bir müdahale teşkil etmiştir. Bu hukuki tespitler ışığında, hak ihlalinin yarattığı ağır sonuçların tamamen ortadan kaldırılması ve gerçek zararın karşılanması amacıyla Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde davanın yeniden görülerek yeniden yargılama yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik usule ilişkin iddiaları bakımından ise tamamen farklı ve yeni bir hukuki değerlendirme süreci izlenmiştir. Yargılamanın kabul edilemez düzeyde uzun sürdüğüne yönelik şikâyetlerin, yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler kapsamında öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde hususi olarak faaliyet gösteren Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi yasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi, oluşturulan bu komisyonun vatandaşlar için kolayca ulaşılabilir ve ihlalleri gidermeye son derece elverişli, etkili bir başvuru yolu olduğunu güçlü şekilde vurgulayarak, bu yeni hukuki yol tüketilmeden Mahkemeye yapılan bireysel başvuruların esastan incelenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Bireysel başvuru yolunun ikincillik vasfı gereğince, kanunla kurulan ve iddiaları çözme konusunda makul bir başarı şansı sunan olağan idari yolların öncelikle kullanılması vazgeçilmez bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamu alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.