Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Ali Yüksel | BN. 2022/36599

Karar Bülteni

AYM Mehmet Ali Yüksel BN. 2022/36599

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 2. Bölüm
Başvuru No 2022/36599
Karar Tarihi 08.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamu alacağının enflasyonla erimesi mülkiyeti ihlal eder.
  • Geciken ödemelerdeki değer kaybı şahsi aşırı külfettir.
  • İcra edilmeyen kararlar için Komisyona başvuru zorunludur.
  • Enflasyon farkı ödenmemesi mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahaledir.

Bu karar, özellikle yüksek enflasyonist ekonomik koşulların yaşandığı dönemlerde vatandaşların kamu kurumlarından olan alacaklarının korunması bakımından kritik bir hukuki güvence sağlamaktadır. Hukuk devletinde idarenin kendi borcunu ifa etmekte gecikmesi, enflasyon ve paranın alım gücündeki düşüş sebebiyle vatandaşı mağdur edemez. Anayasa Mahkemesi, kamu kurumlarının borçlarını öderken geçen zaman zarfında paranın reel değerinde meydana gelen erimeyi telafi etmemesini, mülkiyet hakkına yapılmış ağır ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmektedir. Zira enflasyon nedeniyle alacağın sadece nominal olarak ödenmesi, gerçekte mülkiyetin bir kısmının devlet tarafından zımnen müsadere edilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, kamu külfetleri karşısında vatandaşın eşitliği ilkesini derinden sarsmaktadır. Mahkeme, açıkça enflasyon karşısında eriyen alacakların şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini vurgulayarak idareyi sorumlu tutmaktadır.

Uygulamadaki avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından bu kararın getirdiği ikinci önemli yenilik, yargı kararlarının icra edilmemesi veya geç icra edilmesine yönelik şikayetlerde izlenecek usule ilişkindir. Yapılan son yasal değişikliklerin ardından, icra edilmeme şikayetlerinin artık doğrudan Anayasa Mahkemesi önüne getirilemeyeceği bir kez daha tescillenmiştir. Anayasa Mahkemesi, İnsan Hakları Tazminat Komisyonunu zorunlu ve etkili bir iç hukuk yolu olarak tanımlamakta, bu yol tüketilmeden yapılan başvuruları usulden reddetmektedir. Bu durum, icra şikayetlerinde stratejik bir usul değişikliğine gidilmesini zorunlu kılmakta olup, mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının kesiştiği noktalarda idari denetim mekanizmalarının etkinliğini artırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Mehmet Ali Yüksel, taraf olduğu hukuki bir uyuşmazlık neticesinde kamu kurumundan bir miktar para alacağı kazanmıştır. Ancak söz konusu kamu kurumu, bu alacağı ödemekte oldukça gecikmiş ve ödeme nihayet yapıldığında veya hüküm altına alındığında paranın enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğradığı, alım gücünün büyük ölçüde düştüğü ortaya çıkmıştır. Başvurucu, alacağının enflasyon karşısında erimesi nedeniyle reel anlamda maddi zarara uğradığını, devletin bu zaman aşımından ve değer kaybından kaynaklı mağduriyeti telafi etmemesinin büyük bir haksızlık olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Bununla birlikte başvurucu, sadece alacağının erimesinden değil, aynı zamanda lehine verilmiş olan yargı kararının idare tarafından hukuka uygun bir şekilde icra edilmediğinden, geç veya eksik yerine getirildiğinden de yakınmıştır. Bu bağlamda, kesinleşmiş bir mahkeme kararının gereğinin kamu gücü tarafından yerine getirilmemesinin kararın icrası hakkını zedelediği şikayetiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Özetle hukuki uyuşmazlık; geç ödenen veya ödenmeyen kamu borcunun enflasyonist ortamda reel değerini yitirmesi ile yargı kararının icrasından kaçınılması hususlarında yoğunlaşmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu derin uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve mahkeme kararlarının icrası bağlamında şekillenen adil yargılanma hakkı ilkelerine dayanmaktadır. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerlerinin korunmasını garanti ederken, devletin hem bu malvarlığına haksız müdahale etmeme yönündeki negatif yükümlülüğünü hem de malvarlığını koruyucu yasal mekanizmalar kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünü beraberinde getirir.

Öncelikle, yargı kararlarının icra edilmemesi, geç veya eksik icra edilmesi hususunda 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu mevzuatta 7445 sayılı Kanun ile gerçekleştirilen değişiklikler temel usul kuralı olarak uygulanmıştır. İlgili yasal düzenlemelere göre, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği yönündeki iddialarla yapılacak başvurularda, bireysel başvuru öncesinde Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunlu hâle getirilmiştir. Bu emredici kural, olağan başvuru yollarının tüketilmesi ilkesinin en katı gerekliliklerinden biridir ve ikincillik ilkesinin doğal bir sonucudur.

Esas uyuşmazlık noktası olan kamu alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybetmesi konusunda ise Anayasa Mahkemesinin istikrarlı ve yerleşik içtihatları devreye girmektedir. Mahkeme, kamu makamlarından olan para alacaklarının uzun süre ödenmemesi ve nihayetinde enflasyon nedeniyle önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasını veya sadece nominal bedel üzerinden ödenmesini mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz ve orantısız bir müdahale olarak nitelendirmektedir. Burada uygulanan temel evrensel prensip, alacaklının mülkiyet hakkının gerçek değeriyle korunmasıdır. Nominal değer üzerinden yapılan geç ödemeler, enflasyonist ortamlarda alacaklının malvarlığında matematiksel ve fiilî bir eksilmeye yol açmaktadır. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken o hassas adil dengeyi birey aleyhine ciddi şekilde bozar ve vatandaşa şahsi olarak aşırı, katlanılamaz bir külfet yükler.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut olaydaki iddiaları iki temel hak kategorisinde ayrı ayrı ve detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. İlk aşamada, başvurucunun lehine olan ve kesinleşen yargı kararının idare tarafından icra edilmediğine, eksik veya çok geç icra edildiğine dair adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikayeti incelenmiştir. Mahkeme, bu noktada esas incelemesine geçmeden usuli bir filtreleme yaparak 6384 sayılı Kanun'da yakın zamanda yapılan yasal değişiklikleri mercek altına almıştır. Söz konusu düzenlemelere göre, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması ve yargı kararlarının idarece icra edilmemesi iddialarına karşı doğrudan bir telafi mekanizması olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu ihdas edilmiştir. Somut başvuruda, hukuken ulaşılabilir ve etkili olduğu kabul edilen bu idari başvuru yolu tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru mekanizmasına başvurulması sebebiyle, kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia, başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle usulden kabul edilemez bulunmuştur.

Kararın ikinci ve yargısal açıdan en kritik tespiti ise mülkiyet hakkının ihlaline yönelik şikayet üzerinde şekillenmiştir. Anayasa Mahkemesi, devletin veya kamu kurumlarının taraf olduğu maddi uyuşmazlıklarda vatandaşın hak ettiği alacağın yıllarca ödenmemesi ve nihayetinde ödendiğinde veya mahkemece hüküm altına alındığında yüksek enflasyon karşısında tamamen ezilmiş olmasını açık bir mülkiyet ihlali olarak tespit etmiştir. Somut olay bağlamında başvurucunun alacağı, geçen uzun zaman ve mevcut enflasyonist makroekonomik koşullar neticesinde reel anlamda telafisi güç bir değer kaybına uğramıştır.

Mahkeme, daha önceki istikrarlı emsal kararlarındaki ilkeleri mevcut somut olaya tatbik ederek, kamu makamlarının alacakları enflasyon karşısında değer kaybına uğratmasının başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklediğini tartışmaya yer bırakmayacak şekilde saptamıştır. Devletin kendi bürokratik süreçlerinden veya ödeme planlamasındaki gecikmesinden kaynaklanan ekonomik erimenin faturasını alacaklı konumundaki vatandaşa kesmesi, mülkiyet hakkının özüyle ve hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Bu güçlü tespitler ışığında, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu ve kamu yararı ile birey yararı arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine onarılamaz şekilde bozulduğu ortaya konmuştur. Meydana gelen bu ihlalin telafisi için, Anayasa Mahkemesi tazminat ödenmesi yerine doğrudan eski hâle getirme kuralını işletmiş ve ihlalin kaynağı olan derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasını hukuki bir zorunluluk olarak görmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: