Anasayfa Karar Bülteni AYM | Arife Duran ve Diğerleri | BN. 2022/30839

Karar Bülteni

AYM Arife Duran ve Diğerleri BN. 2022/30839

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/30839
Karar Tarihi 08.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamu alacağının enflasyon karşısında erimesi hak ihlalidir.
  • Bireylere aşırı ve olağan dışı külfet yüklenemez.
  • Geç icra şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar, kamu kurumlarından tahsil edilecek alacakların ödenmesi sürecinde yüksek enflasyon nedeniyle meydana gelen değer kayıplarının, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkını doğrudan zedelediğini hukuken çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bireylerin devletten olan haklı alacaklarının uzun süre ödenmemesi veya aradan geçen zamana rağmen sadece nominal değerleri üzerinden eksik ödenmesi, enflasyonist ekonomik ortamlarda alacaklı aleyhine son derece haksız ve orantısız bir durum yaratmaktadır. Bu tür uygulamalar, devletin vatandaşına karşı olan sorumluluklarıyla bağdaşmamakta ve koruma altındaki mülkiyet hakkını ağır biçimde ihlal etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, benzer nitelikteki tazminat ve kamu alacağı davalarında, devlet idarelerinin borçlarını zamanında ve paranın reel değerini mutlaka koruyarak ödemesi gerektiği yönünde yerleşik ve çok güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle kamudan alacaklı olan vatandaşların enflasyon canavarı karşısında ezdirilmemesi, idarenin kendi gecikmesinden veya ihmalinden kaynaklı oluşan reel değer kaybının yine idarece telafi edilmesi prensibi idari ve yargısal pratiğe artık kesin bir şekilde yerleşmektedir. Nitekim verilen ihlal ve yeniden yargılama kararı, mülkiyet hakkının kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de etkin bir biçimde korunması adına yerel yargı mercilerine düşen hassas sorumluluğu meslektaşlarımıza bir kez daha hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Arife Duran ve diğer çok sayıdaki başvurucu, tarafı oldukları çeşitli hukuki uyuşmazlıklarda kamu kurumlarından hak kazandıkları maddi alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla devlet kurumlarına karşı hukuk mücadelesine girmişlerdir.

Başvurucular, kamu kurumlarından yargı kararıyla tahsil etmeleri gereken alacaklarının uzun süre ödenmediğini, ödendiği durumlarda ise aradan geçen zaman ve yüksek enflasyon oranları karşısında paralarının ciddi anlamda değer kaybına uğratılarak ödendiğini ifade etmişlerdir. Ödemelerin zamanında yapılmayarak lehlerine olan yargı kararlarının icra edilmediğini ve yargılama süreçlerinin de gereğinden çok daha uzun sürdüğünü belirten vatandaşlar, bu durumdan dolayı mağdur olduklarını dile getirmişlerdir. Haklı alacaklarının enflasyon karşısında âdeta erimesi ve kararların icra edilmemesi sebepleriyle mülkiyet haklarının ve adil yargılanma haklarının zedelendiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerine ve uzun süren yargılamalara ilişkin güncel yasal düzenlemelere dayanmıştır.

Mahkeme öncelikle makul sürede yargılanma ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi şikayetlerine yönelik usuli kuralları incelemiştir. 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanunda 7445 sayılı Kanun ile yapılan son değişiklikler uyarınca; 9 Mart 2023 tarihi itibarıyla derdest olan makul sürede yargılanma ve kararın icra edilmemesi şikayetlerinin, doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine öncelikle Adalet Bakanlığı nezdinde kurulan Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi gerekmektedir. Komisyon yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinmesi usul kurallarına aykırı kabul edilmektedir.

Mülkiyet hakkı yönünden ise Mahkeme, daha önce verdiği yerleşik içtihatlarına dayanmaktadır. Kamu kurumlarının taraf olduğu alacak ve tazminat uyuşmazlıklarında, devletin vatandaşa ödemesi gereken bedellerin, enflasyon karşısında bariz ve önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu kuralı sabittir. Devlet, vatandaşına olan borcunu öderken aradan geçen zaman zarfındaki enflasyon oranlarını dikkate almalı ve alacağın reel değerini koruyacak mekanizmaları işletmelidir. Aksi takdirde, oluşan bu olağan dışı ve aşırı külfetin yalnızca vatandaşın omuzlarına yüklenmesi hukuken adil bulunmamakta ve açık bir hak ihlali sayılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucuların taleplerini usul ve esas yönünden iki ana başlık altında ele almıştır.

İlk olarak başvurucuların, yargı kararlarının icra edilmediği veya geç ve eksik icra edildiği yönündeki şikayetleri değerlendirilmiştir. Yasal mevzuatta yapılan son güncellemeler doğrultusunda, bireylerin yargılamanın uzun sürmesi veya kararların uygulanmaması gibi şikayetler için doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeden önce İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmaları zorunlu kılınmıştır. Somut başvuruda, dosyaların söz konusu yasal tarihler itibarıyla derdest olduğu saptanmış ve başvurucuların Tazminat Komisyonuna başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuru yaptıkları görülmüştür. Bu sebeple, Mahkeme kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.

İkinci ve esas uyuşmazlık konusu olan mülkiyet hakkı bağlamında ise başvurucuların iddiaları haklı bulunmuştur. Başvurucuların kamu kurumlarından olan çeşitli para alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığı ve zamanında, hakkaniyete uygun değerleme yapılarak ödenmediği sabittir. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının alacakları enflasyon karşısında önemli ölçüde erittikten sonra ödemesinin veya eksik ödemesinin, vatandaşlara şahsi olarak katlanılamaz, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Devletin, kamu yararı bahanesiyle veya kurumların bütçe olanaklarını öne sürerek bireylerin haklı alacaklarını reel değerinin çok altında ödemesi, adalet duygusuyla ve mülkiyetin barışçıl kullanımıyla örtüşmemektedir. Başvurucuların, kendi kusurları olmaksızın yaşadıkları bu ciddi ekonomik kayıp, mülkiyet hakkına yapılmış haksız bir müdahaledir. Meydana gelen bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve enflasyon kaynaklı gerçek zararın telafi edilebilmesi adına, yerel mahkemeler nezdinde yeniden yargılama yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemelere gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: