Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ahmet Yeşil Kararı 2019/16202 B.

Anayasa Mahkemesi Ahmet Yeşil Kararı 2019/16202 B.

Bu karar, adil yargılanma hakkının en temel güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının, itiraz kanun yolu incelemesi yapan üst dereceli mahkemeler bakımından ne denli katı bir anayasal yükümlülük olduğunu hukuken bir kez daha tescil etmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin sadece bir kararı bozmakla veya kaldırmakla yetinemeyeceğini; alt derece mahkemesinin dayandığı temel hukuki gerekçelerin neden hatalı olduğunu somut, mantıksal ve hukuki argümanlarla çürütmek zorunda olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Alt derece mahkemesinin temel bir evrensel hukuk ilkesine dayanan iptal gerekçesi, üst mahkeme tarafından hiçbir tartışmaya tabi tutulmadan ve sadece savcılık itirazı matbu bir şekilde uygun bulunarak hukuken ortadan kaldırılamaz.
search

Anayasa Mahkemesi
Ahmet Yeşil Kararı 2019/16202 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2019/16202
Karar Tarihi 15.05.2024
Taraf Ahmet Yeşil
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
İtiraz mercileri kararlarını yeterli gerekçeyle açıklamalıdır.
Aynı eylemden dolayı iki farklı disiplin cezası verilemez.
Gerekçesiz kararlar adil yargılanma hakkını açıkça ihlal eder.

Bu karar, adil yargılanma hakkının en temel güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının, itiraz kanun yolu incelemesi yapan üst dereceli mahkemeler bakımından ne denli katı bir anayasal yükümlülük olduğunu hukuken bir kez daha tescil etmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin sadece bir kararı bozmakla veya kaldırmakla yetinemeyeceğini; alt derece mahkemesinin dayandığı temel hukuki gerekçelerin neden hatalı olduğunu somut, mantıksal ve hukuki argümanlarla çürütmek zorunda olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Alt derece mahkemesinin temel bir evrensel hukuk ilkesine dayanan iptal gerekçesi, üst mahkeme tarafından hiçbir tartışmaya tabi tutulmadan ve sadece savcılık itirazı matbu bir şekilde uygun bulunarak hukuken ortadan kaldırılamaz.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, özellikle infaz hâkimliklerinin kararlarına karşı yapılan itirazları inceleyen ağır ceza mahkemelerinin inceleme usullerine doğrudan ve bağlayıcı bir standart getirmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, savcılık mütalaasına veya itiraz dilekçesine genel geçer bir atıf yapılarak kurulan "itirazın kabulüne" şeklindeki kararların, anayasal güvenceler anlamında ağır bir ihlal nedeni olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum, mahkemelerin dosya içeriğini ve uyuşmazlığın özünü oluşturan hukuki tartışmaları derinlemesine incelemesini zorunlu kılmakta, böylece mahpusların disiplin cezalarına karşı kullandıkları yargısal yolların şeklî bir onama sürecinden ziyade gerçek ve maddi bir hakkaniyet denetimine dönüşmesini güvence altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, aynı eylem zinciri nedeniyle iki kez ayrı ayrı disiplin cezasına çarptırılması ve bu cezalardan birinin infaz hâkimliğince iptal edilmesine rağmen, itiraz merci olan ağır ceza mahkemesince yeterli gerekçe gösterilmeksizin yeniden onanmasından kaynaklanmaktadır.

Olayların temelinde, başvurucunun sayım işlemlerine karşı çıkması yatmaktadır. Bu eylem nedeniyle Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu, başvurucuya önce üç ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası vermiş, akabinde sadece birkaç gün sonra sayım sırasındaki eylemler bağlamında tutulan bir başka tutanağı gerekçe göstererek ayrıca üç ay haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma cezası tesis etmiştir.

Başvurucu, söz konusu kararlara karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Hâkimlik, "aynı eylemden iki farklı ceza verilemeyeceği" gerekçesiyle mükerrer kabul edilen cezayı kaldırmıştır. Ancak kurum savcısı bu iptal kararına itiraz etmiş, itirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi ise infaz hâkimliğinin gerekçesini hiç tartışmadan ve savcılığın itirazını haklı bularak cezayı kesin olarak yeniden yürürlüğe koymuştur. Başvurucu, itiraz merciinin hiçbir hukuki gerekçe sunmadan karar vermesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu tür uyuşmazlıklarda temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ve bu hakkın en ayrılmaz parçalarından biri olan gerekçeli karar hakkını merkeze alarak inceleme yapmaktadır. Adil yargılanma hakkı, bireylerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve yargı makamlarının hukuki sınırlarını gözetip gözetmediklerinin denetlenmesini temin eder. Bu denetimin en önemli aracı ise mahkeme kararlarının gerekçeleridir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan etkileme potansiyeli taşıyan iddia ve itirazlar hakkında yeterli, açık ve mantıksal bir gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın özüyle ilgisiz, basmakalıp veya şablon ifadelerle yetinilmesi, anayasal anlamda geçerli bir gerekçe olarak kabul edilmemektedir. Gerekçeli karar hakkı, sadece ilk derece mahkemelerini değil, itiraz ve kanun yolu incelemesi yapan tüm mercileri de bağlayan katı bir yükümlülüktür.

Doktrinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında kabul edildiği üzere, kanun yolu incelemesi yapan bir merci, eğer ilk derece mahkemesinin kararıyla aynı sonuca ulaşıyorsa, o kararın gerekçesine atıf yapması veya aynı gerekçeyi benimsemesi yeterli görülebilir. Ancak, kanun yolu merciinin alt derece mahkemesinin kararını bozması, kaldırması veya tam aksi yönde bir hüküm tesis etmesi hâlinde, alt mahkemenin dayandığı hukuki zeminin neden yanlış olduğunu kendi kararında somut ve açık bir şekilde tartışmak zorundadır. Özellikle disiplin hukuku alanında, ilk derece mahkemesinin somut ve açık bir hukuki prensibe dayanarak verdiği iptal kararı ortadan kaldırılırken, bu prensibin olayda neden uygulanmadığının açıklanmaması adil yargılanma hakkının doğrudan ihlali anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu olan olayda ağır ceza mahkemesinin kararını derinlemesine incelemiş ve itiraz merciinin kararında anayasal güvencelerin gözetilip gözetilmediğini titizlikle değerlendirmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, ilk aşamada infaz hâkimliğinin disiplin cezasını iptal ederken çok net bir hukuki kurala dayandığı görülmüştür. Hâkimlik, başvurucunun eylem süreci içinde gösterdiği tutumlar nedeniyle daha önce cezalandırıldığını ve disiplin hukukunda aynı eylemden dolayı birden fazla ceza verilemeyeceğini açıkça tespit etmiştir.

Buna karşılık, infaz hâkimliğinin bu hukuki ve mantıksal tartışmasına itiraz eden Cumhuriyet savcısının itiraz dilekçesinde, eylemin tekliği veya çokluğu kuralına yönelik hiçbir karşı argüman geliştirilmediği, yalnızca genel ifadelerle eylemin bir disiplin suçu teşkil ettiğinden ve ceza verilmesi gerektiğinden bahsedildiği görülmüştür. Asıl anayasal sorun ise, itirazı nihai olarak karara bağlayan ağır ceza mahkemesinin yargısal yaklaşımında ortaya çıkmıştır. Ağır ceza mahkemesi, infaz hâkimliğinin aynı eylemden iki farklı ceza verilemeyeceği yönündeki temel ve belirleyici iptal gerekçesinin neden hukuka aykırı olduğunu hiçbir şekilde tartışmamıştır.

Karar metni incelendiğinde, ağır ceza mahkemesinin somut olayda eylemlerin neden ayrı fiiller olarak kabul edilmesi gerektiğini açıklama külfetine girmediği, sadece savcılığın itiraz dilekçesinde belirtilen hususların yerinde olduğu şeklinde matbu, soyut ve şablon bir ifadeyle infaz hâkimliği kararını ortadan kaldırdığı saptanmıştır. Bu durum, infaz hâkimliği kararı karşısında hükme ulaşmayı sağlayan sebeplerin ve sonuca götüren nedensellik kurgusunun hiçbir şekilde kurulamadığı anlamına gelmektedir. Gerekçesiz şekilde verilen bu karar, başvurucunun adalet gereksinimini gidermekten son derece uzak kalmış ve davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikteki esaslı hususların yargı makamları tarafından tatminkar bir şekilde değerlendirilmediğini gözler önüne sermiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, davanın sonucunu değiştirebilecek esaslı hukuki tartışmaların kararda karşılanmaması nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.

Cezaevinde aynı olaydan dolayı bana iki kere disiplin cezası verebilirler mi? expand_more
Disiplin hukukunun evrensel ilkelerine göre, aynı eylemden dolayı birden fazla disiplin cezası verilemez. Anayasa Mahkemesi kararlarına konu olan süreçlerde de görüldüğü üzere, örneğin sayım işlemlerine karşı çıkma gibi tek bir eylem zinciri sebebiyle hakkınızda çok kısa aralıklarla hem ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma hem de iletişim araçlarından yoksun bırakma şeklinde mükerrer cezalar tesis edilmesi hukuka aykırıdır. İnfaz hâkimlikleri eylemin tekliği kuralı gereğince bu tür mükerrer cezaları iptal etmektedir.
İnfaz hâkimi cezamı iptal etti ama ağır ceza mahkemesi geri getirdi. Bu yasal mı? expand_more
İtiraz mercii olan ağır ceza mahkemesinin, infaz hâkimliğinin kararını inceleme ve kaldırma yetkisi bulunsa da, bunu keyfi ve şeklî bir biçimde yapması yasal değildir. Üst mahkeme, alt mahkemenin kararını iptal ederken, infaz hâkimliğinin dayandığı "aynı eylemden iki ceza verilemeyeceği" şeklindeki somut hukuki prensiplerin somut olayda neden uygulanmaması gerektiğini detaylıca açıklamak zorundadır. Mahkemenin hiçbir hukuki nedensellik kurgulamadan, yalnızca savcılık makamının matbu itirazını şablon ifadelerle uygun bularak cezayı geri getirmesi hukuka ve hakkaniyete aykırıdır.
Ağır ceza mahkemesi kararı bozarken nedenini açıklamak zorunda değil mi? expand_more
Kesinlikle açıklamak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kanun yolu merci eğer ilk derece mahkemesinin kararıyla aynı sonuca ulaşıyorsa o karara sadece atıf yapması yeterli olabilir; ancak hükmü bozuyor, kaldırıyor veya tam aksi yönde bir karar veriyorsa, alt mahkemenin dayandığı temel hukuki gerekçelerin neden hatalı olduğunu kendi kararında somut, açık ve mantıksal argümanlarla tartışarak çürütmek zorundadır. Basmakalıp ifadelerle veya davanın özüyle ilgisiz şablonlarla kurulan bozma kararları geçersizdir.
Mahkeme kararında hiçbir hukuki gerekçe yazmıyorsa ne yapmalıyım? expand_more
İtiraz mercilerinin kararlarında davanın sonucunu etkileyecek ve davanın maddi veya hukuki sorunlarını aydınlatacak yeterli bir gerekçe sunmaması, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının ağır bir ihlalidir. Böyle bir durumda yargısal süreçlerin şeklî bir onamadan ibaret kaldığı ve adaletin sağlanamadığı gerekçesiyle, yeniden yargılama yapılması ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidebilirsiniz.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir