Karar Bülteni
AYM İçim Nuray Yanmaz BN. 2023/15469
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/15469 |
| Karar Tarihi | 05.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İtiraz mercileri esaslı iddiaları gerekçeli olarak karşılamalıdır.
- Gerekçesiz ret kararları adil yargılanma hakkını zedeler.
- Koruma tedbirlerine itirazlarda somut değerlendirme yapılması şarttır.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla verilen koruma ve uzaklaştırma tedbirlerine karşı yapılan itirazların mahkemelerce nasıl incelenmesi gerektiği konusunda önemli bir hukuki sınır çizmektedir. Özellikle aile mahkemelerince verilen tedbir kararlarına yönelik itirazların, yalnızca şeklî ve matbu ifadelerle reddedilemeyeceği vurgulanmıştır. Karar, itiraz merciinin, hakkında tedbir uygulanan kişinin ileri sürdüğü somut ve esaslı iddiaları mutlaka dikkate alarak tatmin edici bir gerekçe sunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi hâlde, kişilerin adil yargılanma haklarının esastan zedeleneceği hukuken tescillenmiştir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, aile mahkemelerince verilen koruma kararlarına itirazların şablon gerekçelerle reddedilmesi pratiği bu kararla birlikte sıkı bir anayasal denetime tabi tutulmuştur. Benzer davalar için güçlü bir emsal teşkil eden bu karar, mahkemelere itiraz dilekçelerinde sunulan iddia ve delilleri tek tek irdeleme yükümlülüğü yüklemektedir. Tedbir aleyhine başvuran kişinin aslında şiddet mağduru olduğuna dair sunduğu polis kayıtları veya karşı şikâyetler gibi somut vakıaların görmezden gelinemeyeceği netleşmiştir. Bu emsal karar, yargı mercilerinin koruma tedbiri itirazlarını incelerken dosya özgülünde inceleme yapmasını ve asgari düzeyde de olsa doyurucu bir gerekçe oluşturmasını zorunlu kılmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu İçim Nuray Yanmaz'ın annesi ve kardeşleri, başvurucunun kendilerine şiddet uygulama tehlikesi bulunduğunu ve kendilerini ısrarlı şekilde takip ettiğini iddia ederek mahkemeden koruma tedbiri talep etmiştir. Mahkeme bu talebi kabul ederek başvurucu aleyhine uzaklaştırma ve koruma tedbirlerine hükmetmiştir. Başvurucu ise bu karara derhâl itiraz etmiştir. İtirazında, aleyhine hiçbir somut delil sunulmadığını, kararın yalnızca karşı tarafın tek taraflı beyanlarına dayandığını belirtmiştir. Ayrıca, olay günü asıl şiddet görenin kendisi olduğunu, karakola sığınarak ailesinden şikâyetçi olduğunu dile getirerek polis kayıtlarına dayanmıştır. Ancak itirazı inceleyen üst mahkeme, başvurucunun bu iddialarını ve sunduğu şikâyet kaydını hiç değerlendirmeden, sadece ilk kararın doğru olduğunu belirterek itirazı kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, haklı itirazlarının dikkate alınmadığını ve kararın gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesinin somut uyuşmazlığı değerlendirirken dayandığı temel hukuki norm, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkıdır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi hukuki bir zorunluluktur.
Uyuşmazlığın temelini oluşturan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunması amacıyla ivedi tedbirler alınmasını düzenlemektedir. Ancak bu kanun kapsamında uygulanan tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi sürecinde, mahkemelerin adil yargılanma hakkının gerekliliklerine uyması şarttır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, kanun yolu incelemesi yapan mercilerin, ilk derece mahkemesinin kararıyla aynı sonuca ulaşması durumunda aynı gerekçeyi kullanması kural olarak yeterli görülebilir. Fakat itiraz aşamasında ilk defa ileri sürülen veya ilk mahkeme tarafından hiç karşılanmayan esaslı iddia ve itirazların kanun yolu makamınca da değerlendirilmemesi, gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açmaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağlamaktadır. Hakkaniyete uygun yargılamanın gerçekleşebilmesi için, iddia makamının delillerine karşılık savunma tarafının sunduğu somut olguların mahkeme kararlarında asgari düzeyde tartışılması ve reddedilme sebeplerinin mantıksal bir çerçevede sunulması temel hukuk kuralıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucunun itiraz makamına sunduğu iddiaların niteliğine odaklanmıştır. Başvurucu, aleyhine verilen tedbir kararına karşı yaptığı itirazda son derece somut ve davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte savunmalar yapmıştır. Kararın sadece karşı tarafın beyanlarına dayandığını iddia etmenin ötesinde, asıl kendisinin şiddete maruz kaldığını, ilçe emniyet müdürlüğüne sığındığını ve karşı taraftan şikâyetçi olduğunu belirterek uyuşmazlığın çözümünde kritik rol oynayacak olgular sunmuştur.
Buna karşılık, tedbir kararına yapılan itirazı inceleyen mahkemenin kararında, başvurucunun bu şikâyetleriyle ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. İtiraz mercii, sadece ilk mahkemenin değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını ve itiraz edenin aksine yeni bir delil sunmadığını belirten genelgeçer ve matbu ifadeler kullanarak itirazı reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, itiraz merciinin bu tutumunu incelemiş ve başvurucunun polis merkezine sığınma ve şikâyetçi olma gibi iddialarının "esaslı iddia" niteliğinde olduğunu kesin olarak tespit etmiştir.
Somut olayda, verilen tedbir kararına yapılan itirazın neden reddedildiğinin asgari düzeyde dahi açıklanmaması, yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir. Mahkemenin, başvurucunun temel iddialarını ve itirazlarını dikkate alıp almadığının anlaşılamaması, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkının özüne dokunan bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Tarafların uyuşmazlığın çözümüne etki edebilecek argümanlarının yargı makamlarınca karşılıksız bırakılması, hukuki dinlenilme hakkının da ihlali anlamına gelmektedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun esaslı iddialarının itiraz mercii tarafından karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.