Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/614 E. 2025/2910 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/614 E. 2025/2910 K.

Bu karar hukuken, iş yargılamasında ispat faaliyeti yürütülürken mahkemelerin tanık dinleme usulüne dair çok net ve emredici bir sınır çizmektedir. Davacı işçinin gösterdiği tanıkların sırf işverenle kendi derdest davaları bulunduğu (husumetli oldukları) gerekçesiyle dinlenilmesinden vazgeçilmesi, temel bir anayasal hak olan hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmiştir. Yüksek Mahkeme, usul hukukumuzdaki "tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi" kuralının, ancak dinlenen ilk tanıkların beyanlarıyla mahkemede tam ve yeterli bir kanaatin oluşması hâlinde, yargılamayı gereksiz yere uzatma kastını engellemek amacıyla uygulanabileceğini açıkça vurgulamıştır. İddiaların ispat edilemediği kanaatine varılan bir dosyada, kapıda bekleyen diğer tanıkların dinlenmemesi silahların eşitliği ilkesine doğrudan aykırıdır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/614
Karar No 2025/2910
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İşverenle husumetli olmak tanıklığa engel teşkil etmez.
  • gavel Hukuki dinlenilme hakkı ispat hakkını da kapsar.
  • gavel Yeterli kanaat oluşmadan tanık dinlemekten vazgeçilemez.
  • gavel Tanık beyanları serbestçe takdir edilen hukuki delillerdir.

Bu karar hukuken, iş yargılamasında ispat faaliyeti yürütülürken mahkemelerin tanık dinleme usulüne dair çok net ve emredici bir sınır çizmektedir. Davacı işçinin gösterdiği tanıkların sırf işverenle kendi derdest davaları bulunduğu (husumetli oldukları) gerekçesiyle dinlenilmesinden vazgeçilmesi, temel bir anayasal hak olan hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmiştir. Yüksek Mahkeme, usul hukukumuzdaki "tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi" kuralının, ancak dinlenen ilk tanıkların beyanlarıyla mahkemede tam ve yeterli bir kanaatin oluşması hâlinde, yargılamayı gereksiz yere uzatma kastını engellemek amacıyla uygulanabileceğini açıkça vurgulamıştır. İddiaların ispat edilemediği kanaatine varılan bir dosyada, kapıda bekleyen diğer tanıkların dinlenmemesi silahların eşitliği ilkesine doğrudan aykırıdır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) süreci, toplu işten çıkarmalar veya genel mobbing iddiaları gibi çok sayıda çalışanı aynı anda ilgilendiren seri davalarda, ilk derece mahkemeleri genellikle işverenle husumetli olan veya dava açmış diğer işçilerin tanıklığını reddetme eğilimindedir. Ancak bu yeni içtihat ile Yargıtay, işverenle davası olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair usul hukukumuzda hiçbir yasal engel bulunmadığını kesin bir dille hüküm altına almıştır. Dolayısıyla bu karar, mahkemelerin dosya yükünü hafifletmek veya süreci hızlandırmak adına işçinin ispat hakkını kısıtlamasının önüne geçerek, çalışma hayatındaki uyuşmazlıklarda adil yargılanma hakkının eksiksiz tesis edilmesini sağlayacak güçlü bir emsal niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen yasal düzenleme kapsamında emekliliğe hak kazanmış ve iddialarına göre davalı işveren tarafından çalıştırılmak istenmediği söylenerek emeklilik nedeniyle işten ayrılma dilekçesini imzalamaya mecbur bırakılmıştır. İşten çıkış süreci ihtiyari arabuluculuk yoluyla yürütülmüş ve işçiye kıdem ile ihbar tazminatları ödenmiştir. Ancak davacı işçi, bu süreçte iradesinin sistematik bir baskı ve mobbing ile sakatlandığını iddia etmektedir.

Ayrıca davacı, kendisiyle aynı durumda olup iş sözleşmesi sonlandırılan diğer bazı işçilere birkaç aylık ücret tutarında ek menfaatler sağlandığını, ancak kendisine ve içinde bulunduğu gruba bu ödemenin yapılmadığını belirterek işverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket ettiğini ileri sürmüştür. Tüm bu nedenlerle davacı, irade fesadı gerekçesiyle imzalatılan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, eksik ödendiğini iddia ettiği kıdem ve ihbar tazminatı farkları ile diğer işçilere verilen ek menfaat tutarının davalı şirketten tahsil edilmesini talep ederek dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel hukuk kuralları, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ekseninde şekillenmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri şüphesiz ki hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu evrensel hak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile usul hukukumuza doğrudan yansıtılmış olup, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak açıklama yapma ve iddialarını ispat etme hakkını kesin bir şekilde güvence altına almaktadır. Silahların eşitliği ilkesi gereğince her iki taraf da delillerinin eşit şekilde toplanıp tartışılmasını mahkemeden talep etme hakkına sahiptir.

Öte yandan, uyuşmazlığın çözümünde kritik rol oynayan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmü uyarınca mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verebilir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre bu maddenin yegâne amacı, davayı sırf uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen kötüniyetli tarafın çabalarını önlemektir. Haklı işçilik alacaklarına kavuşmak isteyen bir işçinin davasını nedensiz yere uzatma kastı olamayacağı göz önünde bulundurulmalı ve bu madde son derece dar yorumlanmalıdır.

Ayrıca, doktrinde ve yargı uygulamasında açıkça kabul edildiği üzere tanık delili takdiri bir delildir. Tanık ile davalı işveren arasında husumet, çıkar çatışması veya derdest bir dava bulunması, o kişinin tanık sıfatıyla dinlenmesine hukuken asla engel teşkil etmemektedir. Hâkim, tanık beyanlarını serbestçe takdir eder ve tanığın gerçeği söylemediğini diğer somut delillerle tespit ederse beyana itibar etmeyebilir; ancak bu durum kişiyi en baştan tanık olarak dinlememek için yasal bir gerekçe oluşturmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda davacı işçi, işverenin eşit davranma borcuna aykırı eylemlerini, ihtiyari arabuluculuk sürecindeki irade fesadını ve işyerindeki psikolojik taciz (mobbing) iddialarını ispatlamak amacıyla mahkemeye on kişilik kapsamlı bir tanık listesi sunmuştur. Hatta duruşma günü bazı tanıklarını bizzat duruşma salonu kapısında hazır etmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi, bu tanıklardan sadece ikisini dinleyerek yargılamayı sonlandırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, dinlenmeyen tanıkların bir kısmının işverenle seri davaları bulunduğu ve husumetli oldukları, bir kısmının ise arabuluculuk görüşmelerine bizzat şahitlik etmedikleri gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun m.241 uyarınca bu kişilerin dinlenmesinin dosyaya esaslı bir katkı sağlamayacağına kanaat getirmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin bu yaklaşımını incelemiş ve açıkça hukuka aykırı bularak eleştirmiştir. Yüksek Mahkeme tespitlerine göre, dinlenen iki tanığın davacı lehine beyanda bulunmasına rağmen mahkemenin "davacı iddialarının ispat edilemediği" gerekçesine dayanması, aslında uyuşmazlık hakkında iddia edildiği gibi yeterli bilginin edinilemediğini göstermektedir. Yeterli kanaate ulaşılamadığı hâlde, duruşma salonu dışında hazır bekleyen tanıkların dahi sırf işverenle davaları var denilerek dinlenmemesi, yargılamayı uzatma amacı gütmeyen davacının hukuki dinlenilme ve ispat hakkının ağır bir ihlalidir.

Bunun yanında Yargıtay, usul hukukumuzda davalı ile husumetli olan veya davası bulunan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair hiçbir kural bulunmadığını, hâkimin tanık beyanlarını serbestçe takdir etme ve değerlendirme yetkisine sahip olduğunu belirterek mahkemenin tanık reddi gerekçesini tamamen isabetsiz bulmuştur. Yargılamada silahların eşitliği ilkesi gereği, iddiaların aydınlatılması için yeterince kanaat oluşuncaya kadar diğer tanıkların da mutlaka dinlenmesi ve tüm dosya kapsamının yeniden değerlendirilerek oluşacak yeni sonuca göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi ve eksik inceleme nedenleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı ortadan kaldırarak ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

İşverenle davalık olan çalışma arkadaşım benim davamda şahit olabilir mi? expand_more
Evet, işverenle kendi davası bulunan veya husumetli olan bir kişinin sizin davanızda tanık olarak dinlenmesine hukuken hiçbir engel yoktur. Yargıtay içtihatlarına göre, bir kişinin işverenle derdest bir davasının bulunması onu peşinen tanıklıktan men etmez. Hukuki dinlenilme ve ispat hakkınız kapsamında bu tanıkların dinlenmesi zorunludur ve mahkemenin sırf husumet gerekçesiyle tanıklarınızı reddetmesi adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir.
Mahkeme kapıda bekleyen şahitlerimi dinlemeden davayı bitirebilir mi? expand_more
Hayır, mahkemenin iddialarınız hakkında tam ve yeterli bir kanaat oluşmadan kapıda bekleyen tanıklarınızı dinlemekten vazgeçmesi hukuka aykırıdır. Usul hukukumuzda mahkemenin tanıkların bir kısmını dinlemekle yetinmesi kuralı, yalnızca davanın kötü niyetle ve gereksiz yere uzatılmasını engellemek amacıyla dar bir çerçevede uygulanabilir. İddialarınızın ispat edilemediği düşüncesiyle davanız reddedilirken, hazır ettiğiniz diğer tanıkların dinlenmemesi silahların eşitliği ilkesine aykırı bulunarak Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.
Hâkim, işverenle davası olan şahidimin anlattıklarını nasıl değerlendirir? expand_more
Tanık beyanları, mahkeme tarafından serbestçe takdir edilen hukuki delillerdir. Hâkim, tanık sıfatıyla dinlediği kişinin beyanlarını dosyadaki diğer somut delillerle birlikte değerlendirir. Şayet tanığın gerçeği söylemediği diğer delillerle tespit edilirse, hâkim bu beyana itibar etmeme yetkisine sahiptir. Ancak, tanığın işverenle menfaat çatışması olması, onun en baştan dinlenmemesi için yasal bir gerekçe oluşturamaz ve iddiaların aydınlatılması için mutlaka beyanlarının alınması gerekir.
EYT ile çıkarılırken zorla arabuluculuk evrakı imzaladım, ne yapabilirim? expand_more
İradenizin sistematik bir baskı ve mobbing (psikolojik taciz) ile sakatlandığını düşünüyorsanız, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının irade fesadı gerekçesiyle iptali için dava açma hakkınız bulunmaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda eşit davranma borcuna aykırılık ve eksik ödenen kıdem veya ihbar tazminatları ile diğer ek menfaatlerin tahsili de talep edilebilmektedir. Bu süreçteki mobbing ve baskı iddialarınızı ise mahkemede dinleteceğiniz tanıklar vasıtasıyla ispatlayabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir