Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2025/613 E. 2025/2919 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2025/613 |
| Karar No | 2025/2919 |
| Karar Tarihi | 19.03.2025 |
| Dava Türü | Alacak ve İptal (İş İlişkisi) |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
- Tanık sayısının gerekçesiz kısıtlanması ispat hakkını ihlal eder.
- İşverenle davası olan işçinin tanıklığı engellenemez.
- Arabuluculuk tutanağının iptali isteminde deliller toplanmalıdır.
Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan ve işçilerin ispat hakkını doğrudan etkileyen tanık dinletme sınırlarına ilişkin son derece önemli bir güvence sunmaktadır. Mahkemelerin davayı gereksiz yere uzatmamak amacıyla sahip oldukları tanık sayısını sınırlama yetkisinin, davanın esasına dair yeterli aydınlanma sağlanmadan keyfi biçimde kullanılamayacağı Yargıtay tarafından net bir şekilde ortaya konulmuştur. İşçinin iddialarını ispatlamak üzere duruşmada bizzat hazır ettiği tanıkların dahi dinlenmeden karar verilmesi, adil yargılanma hakkının ihlali olarak tescillenmiştir.
Benzer işçi-işveren uyuşmazlıklarındaki emsal etkisi açısından bu içtihat, mahkemelerin "işverenle kendi husumeti bulunması" gerekçesiyle tanıkları reddetme pratiğinin önünü kesmektedir. Karar, toplu işten çıkarmalar veya yasal düzenlemeler sonrasında ortaya çıkan seri davalarda, işçilerin kendi davaları olsa dahi birbirlerine tanıklık yapmalarının önünde yasal hiçbir engel bulunmadığını vurgulamaktadır. İhtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali gibi zorlu ve somut ispat gerektiren süreçlerde, tanık beyanlarının eksiksiz biçimde toplanıp serbestçe değerlendirilmesinin hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereği zorunlu olduğu bir kez daha içtihatlaştırılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı işverene karşı açtığı davada, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen yasal düzenleme sonrasında işverenin emekliliğe hak kazanan işçilerle çalışmak istemediğini belirterek kendisine psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını iddia etmiştir. İşçinin anlatımına göre, işyerinde yaratılan bu baskı ortamı sonucunda iradesi sakatlanarak kendisinden zorla emeklilik dilekçesi alınmış ve ihtiyari arabuluculuk süreci formalite icabı işletilerek iş sözleşmesi sonlandırılmıştır.
Bunun yanı sıra davacı, iş sözleşmesi sonlandırılan diğer bazı işçilere işveren tarafından ek maddi menfaatler sağlandığı halde, kendi bulunduğu gruba bu ödemelerin yapılmadığını, bu durumun işyerindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca, arabuluculuk süreci sonucunda ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarının da gerçekte hak edilenden eksik olduğunu iddia etmiştir. Tüm bu sebeplerle davacı, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaatlerin, kıdem ve ihbar tazminatı farklarının tahsilini talep ederek dava açmıştır. Davalı işveren ise sürecin tamamen hukuka uygun yürütüldüğünü ve geçerli bir anlaşma sağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay incelemesine konu kararda dayanılan temel hukuk kurallarının başında, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan "adil yargılanma hakkı" ve bu hakkın ayrılmaz bir unsuru olan "hukuki dinlenilme hakkı" gelmektedir. Bu temel insan hakkı, usul hukukumuzda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile yasal güvenceye kavuşturulmuştur. İlgili madde, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak mahkeme önünde eksiksiz bir şekilde açıklama ve ispat hakkına sahip olduklarını amir hüküm olarak düzenlemektedir.
Mahkemenin tanıkların bir kısmını dinlemekle yetinmesi kuralı ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 kapsamında hüküm altına alınmıştır. Bu kurala göre hakim, gösterilen tanıklardan bir kısmının beyanıyla ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli kanaate ulaşır ve yeter derecede bilgi edinirse, davanın gereksiz yere uzatılmasını önlemek adına geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verebilir. Ancak bu yetki, taraflar arasındaki silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmeden ve mahkeme maddi gerçeğe tam olarak ulaştıktan sonra uygulanabilir.
Ayrıca, usul hukukumuz bağlamında, davalı işveren ile kendi şahsi davası olan bir çalışanın başka bir işçinin dosyasında tanık olarak dinlenemeyeceğine dair hiçbir yasal veya fiili yasak bulunmamaktadır. Hakim, tanık ifadelerini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde serbestçe takdir edecek olup, tanığın yalan söylediğine ya da taraflı davrandığına kanaat getirirse, delilleri değerlendirme aşamasında bu beyanlara itibar etmeme yetkisine sahiptir. Geçerli bir arabuluculuk belgesinin iptali istemlerinde, hak kaybı iddialarının değerlendirilebilmesi için eksiksiz delil toplanması temel kuraldır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesi, davacı işçi tarafından iddialarını ispatlamak amacıyla sunulan on kişilik tanık listesinden yalnızca iki kişiyi dinlemiş, geri kalan sekiz tanığın dinlenmesi talebini 6100 sayılı Kanun m.241 hükmüne dayanarak reddetmiştir. Mahkeme bu ret kararının gerekçesini, dinlenmeyen tanıkların işverenle husumetli olmalarına, açılan seri davalarda kendilerinin de davacı konumunda bulunmalarına ve dinlenen iki tanığın olayı aydınlatmak için yeterli olduğu yönündeki kanaatine dayandırmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin bu usul uygulamasını hukuka uygun bularak işçinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Ancak Yargıtay dosya incelemesinde bu tutumun ağır bir usul ihlali olduğunu tespit etmiştir. Yüksek Mahkeme, işçi tarafının duruşma salonu kapısında bizzat hazır ettiği ve dinlenmesini talep ettiği tanıkların reddedilmesini, davayı uzatma amacı taşımayan haklı bir ispat çabasının haksız yere engellenmesi olarak değerlendirmiştir. İşçinin sunduğu tanıkların sırf "işverenle husumeti var" veya "benzer durumda davaları var" şeklindeki ön kabullerle dışlanması usul hukukuna açıkça aykırıdır. Dinlenen iki tanığın işçi lehine ifade vermesine rağmen, mahkemenin iddiaların ispatlanmadığına karar vermesi, aslında mahkemenin olay hakkında henüz "yeterli bilgi edinmediğinin" en büyük göstergesidir. Yeterli bilgi edinilemeyen bir tabloda diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi, işçinin hukuki dinlenilme hakkını ve ispat hakkını ihlal etmiştir.
Öte yandan Yargıtay, ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersizliği iddiasıyla açılan ve fark tazminat talep edilen bu tip davalarda, şayet tutanak geçerli kabul edilecekse davanın dava şartı yokluğundan usulden değil, esastan reddedilmesi gerektiğine de dikkat çekerek yerel mahkemenin hukuki nitelendirme hatalarını vurgulamıştır. Mahkemenin usul hükümlerini yanlış uygulayarak eksik inceleme ile karar vermesi adil yargılanma hakkını zedelemiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığı ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.