Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | Onikinci Daire | 2020/3323 E. |...

Karar Bülteni

DANIŞTAY Onikinci Daire 2020/3323 E. 2021/879 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay Onikinci Dairesi
Esas No 2020/3323
Karar No 2021/879
Karar Tarihi 23.02.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • İstifa onayı iptali davasında dava süresi geçerlidir.
  • Mobbing iddiası dava açma süresini kendiliğinden uzatmaz.
  • Süresi geçen işlemin iptali sonradan istenemez.
  • Tebliğ tarihinden itibaren altmış günlük süre esastır.

Bu karar, idari işlemlere karşı açılacak iptal davalarında süre kurallarının kesinliğini ve kamu düzeninden olduğunu hukuken bir kez daha çok net bir biçimde teyit etmektedir. Astsubay olarak görev yaparken kendi isteğiyle istifa eden, ancak yıllar sonra bu istifanın mobbing (psikolojik taciz) ve ağır idari baskılar neticesinde gerçekleştiğini ileri sürerek idareye başvuran davacının talebi idari yargı mercilerince reddedilmiştir. Danıştay, idareye yapılan bu yeni başvurunun esasen yeni bir idari işlem doğurmadığını, aksine yıllar önce kesinleşmiş ve tüm sonuçlarını doğurmuş olan istifa onay işleminin iptalini amaçladığını belirterek, yasal dava açma sürelerinin çoktan geçirildiğine açıkça hükmetmiştir. İstifa onayı ve meslekten ilişiğin kesilmesi gibi kesin, icrai ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlerin, kişiye tebliğ edildiği tarihten itibaren kanunda açıkça öngörülen altmış günlük kesin süre içinde dava konusu yapılması gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, üzerinden yıllar geçmiş ve hukuken kesinleşmiş idari işlemlerin, yeni bir idari başvuru dilekçesi kurgusuyla veya geriye dönük iddialarla tekrar canlandırılarak yargı önüne taşınmasının idare hukuku prensipleri gereğince mümkün olmadığını göstermektedir. Özellikle mobbing veya psikolojik baskı gibi ciddi iddiaların, işlemin tesis edildiği ve tebliğ olunduğu o günkü yasal süreler içinde derhal yargıya taşınması, hak arama hürriyetinin etkin kullanımı için büyük önem arz etmektedir. Uygulamada idari istikrarın ve hukuki belirliliğin korunması adına, süre aşımı defilerinin idari yargı yerlerince re'sen gözetileceği, sonradan yapılacak başvuruların geçmişe dönük hak doğurmayacağı ve iptal davası sürelerini ihya etmeyeceği ilkesi bu içtihatla bir kez daha pekiştirilmiştir. Meslektaşların ve vatandaşların herhangi bir hak kaybına uğramaması için iptal davası açma sürelerine titizlikle riayet etmeleri, uyuşmazlıkları zamanında yargı mercilerine taşımaları gerektiği somut olay nezdinde ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Artvin İl Jandarma Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacı, 2015 yılında kendi isteğiyle bir dilekçe vererek meslekten istifa etmiştir. Bu istifa idare tarafından onaylanmış ve davacının kurumla ilişiği kesilmiştir. Aradan yaklaşık dört yıl geçtikten sonra davacı, aslında o dönemde kendisine mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını, istifaya zorlandığını iddia ederek kuruma yeni bir başvuru yapmıştır. Bu başvurusunda, geçmişteki istifa onay işleminin iptal edilmesini, görevine geri iade edilmesini ve arada geçen süredeki maddi kayıplarının tarafına ödenmesini talep etmiştir. İdarenin bu talebi reddetmesi üzerine de idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. Davanın temel konusu, idarenin bu ret işleminin ve yıllar önce gerçekleşen istifa onayının hukuka uygun olup olmadığı ile davanın yasal süreler içinde açılıp açılmadığıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay'ın önüne gelen bu uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli kurallar bütünü, idari yargılama usulündeki dava açma sürelerine ilişkin kesin hükümler ve idari istikrar prensipleridir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7 uyarınca, idari mahkemelerde dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde kural olarak altmış gündür. Bu kesin süre, idari işlemin ilgilisine yazılı olarak tebliğ edildiği veya hukuken öğrenildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlamaktadır. Süre kuralları kamu düzeninden olup, mahkemelerce davanın her aşamasında re'sen incelenmek zorundadır.

Aynı Kanun'un idari makamlara başvuruyu düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 11 hükmüne göre, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesisi üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebilir. Yapılan bu başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur ve idarenin vereceği zımni veya açık red cevabına göre kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak bu itiraz ve başvuru hakkı, altmış günlük yasal dava açma süresi bütünüyle geçtikten sonra kullanılamaz; kullanılsa dahi geçmiş olan dava açma süresini yeniden ihya etmez.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, idari istikrarın, hukuki belirliliğin ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla, idari işlemlerin makul ve yasal bir süreden sonra dava konusu yapılamaması esastır. Hukuk aleminde kesinleşmiş ve üzerinden uzun yıllar geçmiş bir işlemin (istifa onayı ve meslekten ilişiğin kesilmesi), sonradan idareye yapılan yeni bir başvuru ile sanki yeni bir işlem tesis edilmiş gibi tekrar dava konusu yapılabilmesi usulen kesinlikle mümkün değildir. Aksi durumun kabulü, idari işlemlere karşı sonsuza dek belirsiz bir zaman diliminde dava açılabilmesi anlamına gelir ki, bu da hukuki güvenlik ilkesiyle doğrudan çelişir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile mahkeme kararlarının detaylı incelenmesi neticesinde, davacının Artvin İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde astsubay olarak görev yapmakta iken 05.02.2015 tarihli şahsi dilekçesiyle görevinden kendi iradesiyle istifa ettiği sabittir. Davacının söz konusu istifa talebi idarece uygun görülmüş ve 02.03.2015 tarihli işlem ile istifası resmi olarak onaylanarak 14.03.2015 tarihinde kendisine tebliğ edilip ilişiği kesilmiştir.

Davacı, istifa ve ilişik kesme işleminden itibaren aradan tam dört yıl geçtikten sonra 08.04.2019 tarihinde idareye yeni bir başvuruda bulunarak, geçmişte görev yaptığı dönemde kendisine yoğun bir mobbing uygulandığını, bu psikolojik baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda bırakıldığını ileri sürmüş, netice olarak istifa onay işleminin iptalini, eski görevine iade edilmesini ve arada geçen çalışmadığı sürelere ilişkin maddi haklarının tarafına ödenmesini talep etmiştir. İdarenin 24.04.2019 tarihli işlemiyle bu talebin reddedilmesi üzerine davacı, her ne kadar idarenin bu güncel ret işleminin iptalini dava konusu etmiş gibi görünse de, ilk derece mahkemesince yapılan incelemede davanın asıl ve asıl kurucu konusunun 2015 yılındaki istifa onay işleminin iptali olduğu hukuken tespit edilmiştir.

Hukuken kesinleşmiş ve icrailik vasfı taşıyan bir idari işlemin iptalinin istenebilmesi için, söz konusu işlemin tebliğ tarihinden itibaren yasal altmış günlük kesin süre içerisinde idari yargıda davanın açılması veya aynı süre içinde idareye itiraz mahiyetinde başvurulması gerekmektedir. Somut olayda, davacının ilişiğinin kesildiği ve işlemi öğrendiği 14.03.2015 tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde dava açması icap ederken, aradan uzun yıllar geçtikten sonra 28.05.2019 tarihinde mahkemeye başvurduğu açıkça ortadadır.

Süre aşımı kuralları kamu düzenindendir ve davanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Davacının uzun yıllar sonra ileri sürdüğü mobbing veya haksız idari baskı iddiaları, açıkça yasada düzenlenen ve idari istikrarı sağlayan dava açma sürelerini ortadan kaldıran, uzatan veya donduran bir unsur olarak hukuken kabul edilmemiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin davanın süre aşımından reddine ilişkin kararı ile Bölge İdare Mahkemesinin istinaf isteminin reddi kararlarında usul ve yasaya aykırı hiçbir yön bulunmadığı kesin olarak saptanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay Onikinci Dairesi, süresinde açılmayan davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğuna kanaat getirerek kararı onamıştır.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: