Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2025/4861 E. 2025/5548 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2025/4861 |
| Karar No | 2025/5548 |
| Karar Tarihi | 30.06.2025 |
| Dava Türü | Alacak (İhbar Tazminatı ve Cezai Şart) |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İşçiyi derhal işyerinden ayrılmaya zorlamak eylemli fesih sayılır.
- Kendi haksız eylemiyle sözleşmeyi bozan işveren tazminat isteyemez.
- Rekabet yasağı uyuşmazlıklarında asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Bu karar, işverenlerin işçiden şeklen bir istifa dilekçesi aldıkları durumlarda dahi sürecin bütününün mahkemelerce nasıl değerlendirileceğini hukuken ortaya koymaktadır. Karar uyarınca, işçinin ihbar süresini kullanarak ayrılma yönündeki iradesinin işveren tarafından engellenmesi ve işçinin derhal işyerini terk etmeye zorlanması, net bir eylemli fesih eylemidir. Kendi haksız fiiliyle iş sözleşmesini aniden sonlandıran işverenin, işçinin bildirim sürelerine uymadığından bahisle ihbar tazminatı talep etmesi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Ayrıca Yargıtay, rekabet yasağı sözleşmelerine aykırılık iddialarına ilişkin taleplerde iş mahkemelerinin değil, asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu hususunu bağlayıcı bir İçtihadı Birleştirme kararına atıfla pekiştirmiştir.
Emsal etkisi bakımından bu karar, işverenlerin şekli belgelerin arkasına sığınarak haksız tazminat taleplerinde bulunamayacağını göstermesi açısından uygulamada büyük öneme sahiptir. Mahkemelerin fesih iradesinin kime ait olduğunu tespit ederken salt belgelere değil, fesih sırasındaki olayların gerçek akışına, tanık beyanlarına ve tarafların somut davranışlarına odaklanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Öte yandan, rekabet yasağından doğan cezai şart davalarının iş mahkemelerinden asliye ticaret mahkemelerine taşınması gerektiğine dair görev tespiti, dava ekonomisi ve usul hukuku pratiği açısından belirleyici bir rehber niteliği taşımakta olup, mevcut ve gelecekteki benzer davaların tefrik edilerek doğru yargı yoluna yönlendirilmesi adına güçlü bir standart yaratmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
İşveren statüsündeki davacı şirket, eski çalışanı olan davalı ziraat mühendisinin ihbar önellerine uymadan istifa ederek işten ayrıldığını ve iş sözleşmesinin feshinden çok kısa bir süre sonra aynı il sınırlarında faaliyet gösteren rakip bir firmada aynı pozisyonda işe başladığını iddia ederek dava açmıştır. İşveren, bu gerekçelerle sekiz haftalık ihbar tazminatının ve iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlali sebebiyle öngörülen cezai şart bedelinin davalı işçiden tahsilini talep etmiştir. Davalı işçi ise işyerinde maruz kaldığı psikolojik baskı (mobbing) nedeniyle istifa edip ihbar süresini kullanarak işi devretmek istemesine rağmen işverence derhal şirketten kovulduğunu ve eylemli bir fesih yaşandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
4857 sayılı İş Kanunu m.17 uyarınca, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa yazılı olarak bildirilmesi esastır. Bildirim şartına uymayan taraf, karşı tarafa bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Kural olarak, kendi isteğiyle işten ayrılan (istifa eden) işçi, ihbar sürelerine riayet etmezse işverenin ihbar tazminatı talep etme hakkı doğar. Ancak işverenin bu hakkı kullanabilmesi için fesih sürecinde dürüstlük kuralına uygun davranması ve işçinin ihbar süresini fiilen kullanmasına imkan tanıması gerekmektedir.
İş sözleşmesinin eylemli feshi, taraflardan birinin açık bir fesih beyanı olmaksızın, sözleşmeyi sona erdirme iradesini eylemleri ve fiili davranışlarıyla ortaya koymasıdır. İşverenin işçiyi işyerinden fiziken uzaklaştırması, işi derhal bırakmasını istemesi veya ihbar süresini kullanmasına rıza göstermemesi açık bir eylemli fesihtir. Şeklî bir istifa dilekçesi mevcut olsa bile, işverenin bu yöndeki eylemli tavrı, fesih iradesinin aslında işverene ait olduğu sonucunu doğurmaktadır.
Öte yandan, işçinin işten ayrıldıktan sonra rakip bir firmada çalışmasını kısıtlayan rekabet yasağı sözleşmeleri ve cezai şart hükümleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.444 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile; iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılık iddialarından doğan davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kesin olarak hükme bağlanmıştır. Bu karar yargı mercilerini bağlayıcı nitelikte olup kamu düzeninden sayılan görev kurallarını doğrudan etkilemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut uyuşmazlıkta işveren, ziraat mühendisi olarak çalışan işçisinin ihbar öneline uymadan istifa ettiğini öne sürerek ihbar tazminatı ile rekabet yasağı ihlali kaynaklı cezai şart talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin istifa dilekçesi sunduğunu ve rakip firmada çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.
Ancak Yargıtay incelemesinde, olayın gerçek akışı tanık beyanları ve dosya kapsamındaki deliller üzerinden detaylıca değerlendirilmiştir. Toplantı sırasında işverenin onur kırıcı söylemlerine maruz kalan işçinin, ertesi gün ayrılma iradesini ortaya koyduğu ve ihbar önelini kullanarak yerine gelecek kişiye işi öğretebileceğini işverene ilettiği anlaşılmıştır. Buna karşılık işverenin "Sen benimle sidik mi yarıştırıyorsun, hemen git" şeklindeki ifadelerle işçiye kapıyı gösterdiği, işçinin şahsi eşyalarını dahi almasına fırsat verilmeden işyerinden ayrılmaya zorlandığı tanık beyanlarıyla sübut bulmuştur. Ortada bildirimli fesih yapmak isteyen bir işçi varken, süreci derhal ve fiilen sonlandıran tarafın işveren olduğu, dolayısıyla feshin işveren tarafından haksız ve eylemli olarak gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Kendi haksız eylemiyle sözleşmeyi bozan işverenin, işçinin ihbar sürelerine uymadığından bahisle tazminat talep etmesi hukuken korunamaz.
Rekabet yasağına dayalı cezai şart alacağı yönünden ise; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun bağlayıcı nitelikteki kararı uyarınca iş mahkemelerinin görevli olmadığı vurgulanmıştır. Cezai şart talebinin asıl dava dosyasından tefrik edilerek asliye ticaret mahkemesine gönderilmesi amacıyla mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ihbar tazminatı talebinin reddedilmesi ve cezai şart talebi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.