Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/568 E. 2025/2874 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/568 E. 2025/2874 K.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan ve davaların esasına doğrudan etki eden "hukuki dinlenilme hakkı" ile "tanık delilinin değerlendirilmesi" meselelerine derinlemesine bir yaklaşım getirmektedir. Hukuken bu karar, bir mahkemenin sırf işverenle arasında derdest davası bulunduğu veya husumeti olduğu gerekçesiyle bir işçinin tanıklığını peşinen reddedemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymaktadır. Yargıtay, tarafların ispat hakkını kullanırken sundukları delillerin, özellikle duruşma salonu önünde hazır edilen tanıkların, davanın uzatılması niyeti taşımadığı sürece mutlaka dinlenmesi gerektiğini içtihat etmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/568
Karar No 2025/2874
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • gavel İşverene dava açan işçinin tanıklığı reddedilemez.
  • gavel Mahkeme yeterli bilgi edinmeden tanık dinlemekten vazgeçemez.
  • gavel Hazır edilen tanığın dinlenmemesi ispat hakkı ihlalidir.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan ve davaların esasına doğrudan etki eden "hukuki dinlenilme hakkı" ile "tanık delilinin değerlendirilmesi" meselelerine derinlemesine bir yaklaşım getirmektedir. Hukuken bu karar, bir mahkemenin sırf işverenle arasında derdest davası bulunduğu veya husumeti olduğu gerekçesiyle bir işçinin tanıklığını peşinen reddedemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymaktadır. Yargıtay, tarafların ispat hakkını kullanırken sundukları delillerin, özellikle duruşma salonu önünde hazır edilen tanıkların, davanın uzatılması niyeti taşımadığı sürece mutlaka dinlenmesi gerektiğini içtihat etmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece büyüktür. Kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen süreçte, işverenlerin çok sayıda işçiyi işten çıkardığı veya arabuluculuk sözleşmeleriyle süreci yönettikleri toplu işten ayrılma vakalarında, işçilerin mobbing veya irade fesadı iddialarını ispatlamaları büyük ölçüde o dönemde aynı kaderi paylaşan iş arkadaşlarına dayanmaktadır. Mahkemelerin, "bu kişiler de işverenle davalık, beyanları dosyaya katkı sağlamaz" şeklindeki toptancı ve peşin hükümlü yaklaşımları, işçinin ispat araçlarını elinden alarak silahların eşitliği ilkesini bozmaktadır. Karar, bu tür seri iş davalarında tanık kısıtlamasına gidilmesinin adil yargılanma hakkını açıkça ihlal ettiğini vurgulayarak mahkemelere önemli bir sınır çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, uzun yıllar çalıştığı işyerinden kamuoyunda EYT olarak bilinen yasal düzenleme sonrasında, işverenin baskı ve yönlendirmeleriyle emeklilik talebinde bulunarak ayrılmak zorunda kaldığını belirterek dava açmıştır. İşveren, EYT kapsamında emekliliğe hak kazanan işçilere hizmet dökümlerini sisteme yüklemeleri için mesajlar göndermiş ve bu işçilerle çalışmak istemediğini açıkça beyan etmiştir. İşçilerin emeklilik dilekçesi vermesinin ardından, işveren bazı işçilere ihtiyari arabuluculuk süreci sonucunda ek menfaatler sağlamış, ancak davacının da içinde bulunduğu bir grup işçiye bu ek menfaatleri ödememiştir.

Davacı, kendisine eşit davranılmadığını, işverenin işyeri uygulamalarına aykırı hareket ettiğini ve imzalanan ihtiyari arabuluculuk tutanağının iradesi fesada uğratılarak alındığını iddia etmiştir. Bu gerekçelerle, irade sakatlığı nedeniyle arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaat alacaklarının tahsilini ve eksik ödendiğini iddia ettiği kıdem ile ihbar tazminatı farklarının ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel hukuki kural, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olan hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu hak, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile en üst düzeyde koruma altına alınmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarını mahkeme önünde serbestçe dile getirebilmesi, silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucudur.

Bu anayasal ilke, usul hukukumuzda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 düzenlemesiyle "Hukuki dinlenilme hakkı" başlığı altında somutlaştırılmıştır. Buna göre davanın tarafları, açıklama ve ispat hakkına eksiksiz bir biçimde sahiptir. Tarafların gösterdiği delillerin toplanması ve değerlendirilmesi, yargılamanın adil bir şekilde yürütüldüğünün en büyük güvencesidir.

Bununla birlikte, usul ekonomisi ve yargılamanın makul sürede bitirilmesi amacıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmü getirilmiştir. Bu kurala göre mahkeme, dinlenen bir kısım tanıkların beyanlarıyla ispat edilmek istenen husus hakkında "yeter derecede bilgi edindiği takdirde" diğer tanıkların dinlenmemesine karar verebilir. Ancak bu maddenin gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere kuralın asıl amacı, davayı uzatma niyetiyle kötüniyetli hareket eden tarafın çabalarını önlemektir. İş yargılamasında alacağına kavuşmak isteyen işçinin davayı kasten uzatması beklenemeyeceğinden, bu kuralın işçi aleyhine, ispat hakkını ortadan kaldıracak şekilde geniş yorumlanmaması esastır. Ayrıca usul hukukunda, işverenle davası olan bir işçinin diğer bir işçinin davasında tanıklık yapamayacağına dair hiçbir engelleyici kural bulunmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda yerel mahkeme, davacı vekili tarafından sunulan on kişilik tanık listesinde yer alan tanıklardan yalnızca ikisini dinlemiş, geri kalan sekiz tanığın dinlenmesi talebini ise reddetmiştir. Mahkeme bu ret kararını gerekçelendirirken; dinlenmeyen tanıkların davalı işveren ile aralarında husumet bulunmasını, EYT kapsamında işten ayrılıp seri davalar açmış olmalarını ve bir kısmının davacı ile aynı dönemde çalışıp ayrılmaları sebebiyle dosyaya yeni bir katkı sağlamayacaklarını öne sürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi de bu yaklaşımı yerinde bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Ancak Yargıtay incelemesinde bu tutum, hukuki dinlenilme hakkının ağır bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay, 6100 sayılı Kanun m. 241 hükmünün ancak mahkemenin maddi vakıalar hakkında tam bir kanaate ulaşması ve yeterli bilgiyi edinmesi durumunda işletilebileceğini belirtmiştir. Oysa yerel mahkeme, dinlediği iki tanığın davacı lehine olan beyanlarını dahi davacının iddialarını ispata yeterli görmemiştir. İddiaların ispatlanmadığı yönünde bir kanaat varken, gerçeğin ortaya çıkması için diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi büyük bir çelişkidir.

Ayrıca, davacı vekilinin duruşma tutanağına da yansıyan beyanında belirttiği üzere, dinlenmeyen tanıkların bizzat duruşma salonu kapısında hazır edildikleri görülmektedir. Hazır edilen tanıkların dinlenmemesi, davacının yargılamayı uzatma amacı taşımadığını açıkça göstermektedir. İşverenle husumetli olan kişilerin tanıklığının peşinen değersiz sayılamayacağı, tanık beyanlarını serbestçe takdir edecek olan hâkimin, bu beyanları diğer delillerle kıyaslayarak bir sonuca varması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkemenin peşin hükümle tanık dinlemekten kaçınması, işçinin ispat araçlarını elinden almak anlamına gelir.

Bu usule aykırı işlemler sonucunda, arabuluculuk tutanağının geçerliliği ve alacakların varlığı hakkındaki esasa ilişkin incelemelerin de eksik ve hatalı olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme ve ispat hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Patronla davalık olan iş arkadaşım benim davamda şahitlik yapabilir mi? expand_more
Usul hukukunda, işverenle davası olan bir işçinin diğer bir işçinin davasında tanıklık yapamayacağına dair hiçbir engelleyici kural bulunmamaktadır. Yargıtay'a göre mahkemeler, sırf işverenle derdest davası bulunduğu veya husumeti olduğu gerekçesiyle bir işçinin tanıklığını peşinen reddedemez. Bu tür husumetli işçilerin tanıklığının değersiz sayılamayacağı ve hâkimin bu beyanları serbestçe takdir ederek diğer delillerle kıyaslayıp sonuca varması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Mahkeme kapıda bekleyen şahitlerimi dinlemedi, bu kararı bozmaya yeter mi? expand_more
Evet, bu durum Yargıtay tarafından hukuki dinlenilme ve ispat hakkının kısıtlanması olarak kabul edilir ve mahkeme kararının bozulması için yeterli bir sebeptir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre mahkeme, ancak dinlediği tanıklarla maddi vakıalar hakkında tam bir kanaate ulaştığında ve diğer tarafın davayı uzatma niyeti taşıdığını tespit ettiğinde geri kalan tanıkları dinlemekten vazgeçebilir. Şahitlerinizi bizzat duruşma salonu kapısında hazır etmeniz yargılamayı uzatma amacı taşımadığınızı açıkça gösterdiğinden, mahkemenin peşin hükümle tanık dinlemekten kaçınması ispat hakkınızın elinizden alınması anlamına gelir.
EYT ile çıkarken baskıyla imzalatılan arabuluculuk tutanağı iptal edilir mi? expand_more
İşverenin baskı ve yönlendirmeleriyle emeklilik talebinde bulunmaya zorlanmanız ve eşitsiz uygulamalara maruz kalmanız durumunda, iradenizin fesada uğratıldığını ileri sürerek arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini talep edebilirsiniz. Özellikle EYT süreci gibi toplu işten ayrılma vakalarında irade fesadı veya mobbing iddialarınızı ispatlamanız, büyük ölçüde aynı kaderi paylaşan iş arkadaşlarınızın tanıklığına bağlıdır. Mahkemenin iddialarınızla ilgili gerçeği ortaya çıkarabilmesi ve tutanağın geçerliliğini esastan inceleyebilmesi için gösterdiğiniz tanıkları usule uygun olarak dinlemesi yasal bir zorunluluktur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir