Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/4776 E. | 2025/5338 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/4776 E. 2025/5338 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/4776
Karar No 2025/5338
Karar Tarihi 23.06.2025
Dava Türü Arabuluculuk Tutanağının İptali
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İhtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali iddiaları ispatlanmalıdır.
  • Yazışmalar işçinin sürecin bilincinde olduğunu gösterir niteliktedir.
  • Soyut baskı iddiaları anlaşma belgesini geçersiz kılmaz.

Bu karar, iş hukuku pratiğinde son yıllarda sıklıkla karşılaşılan ihtiyari arabuluculuk süreçlerinin geçerliliği ve irade fesadı iddialarının ispat standardı bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, işçinin arabuluculuk görüşmelerine baskı altında katıldığı ve iradesinin sakatlandığı yönündeki soyut iddialarını tek başına yeterli bulmamış, somut delillerin ve anlık iletişim kayıtlarının belirleyici olduğuna hükmetmiştir.

İş sözleşmesinin feshi ile bağlantılı yürütülen arabuluculuk süreçlerinde, işçinin dışarıdan hukuki destek alması ve süreci kendi inisiyatifiyle takip etmesi hâlinde irade fesadından söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Karar, arabuluculuk müessesesinin işlevselliğini ve hukuki güvenliğini koruma altına alırken, düzenlenen tutanakların iptalinin ancak somut ve şüpheye yer bırakmayan güçlü delillerle mümkün olabileceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Emsal nitelikteki bu içtihat, arabuluculuk anlaşma belgelerinin kolayca iptal edilemeyeceğine işaret ederek, hem işçi hem de işveren tarafı için sürecin şeffaflığına ve belgelendirilebilir iletişim kayıtlarına dikkat edilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu sayede, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin kötüye kullanılmasının önüne geçilerek sistemin güvenirliği ve yasal çerçevesi pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işveren şirket aleyhine dava açarak imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini talep etmiştir. İşçi, yaklaşık bir buçuk yıl süren çalışmasının ardından iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, yasal haklarının çok altında bir tutarı kabul etmesi için kendisine psikolojik baskı yapıldığını ve arabuluculuk sürecinin usule aykırı şekilde yürütüldüğünü iddia etmiştir. Baskı altında imzaladığını öne sürdüğü arabuluculuk tutanağının gerçek iradesini yansıtmadığını belirterek geçersiz sayılmasını istemiştir. Buna karşılık davalı işveren, işçinin kendi isteğiyle istifa ettiğini, sürecin tamamen kanuna uygun ve şeffaf ilerlediğini, işçiye yasal haklarının dahi üzerinde bir ek menfaat ödemesi yapıldığını ve tarafların serbest iradeleriyle anlaştıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Ayrıca, uyuşmazlık sürecinde işçinin cep telefonu üzerinden kurduğu iletişimlerin ve şirketin insan kaynakları departmanı ile yaptığı yazışmaların, sözleşmenin nasıl sonlanacağı hususunda belirleyici olup olmayacağı da davanın odak noktasını oluşturmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Arabuluculuk faaliyeti sonucunda düzenlenen anlaşma belgeleri, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında ilam niteliğinde belge kabul edilmektedir. Bu anlaşma belgeleri birer maddi hukuk sözleşmesi niteliğindedir ve geçerlilikleri genel borçlar hukuku prensiplerine tabidir. Anlaşma belgesinin iptali ancak iradeyi sakatlayan hata, hile, korkutma veya gabin gibi hâllerin varlığı durumunda gündeme gelebilir. Bu bağlamda, arabuluculuk yönteminin temel felsefesi olan tarafların kendi çözümlerini özgür iradeleriyle üretebilmeleri ilkesinin ihlal edilip edilmediği mahkemelerce titizlikle incelenmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereğince, sözleşmenin taraflarından birinin iradesinin sakatlandığını iddia etmesi hâlinde bu durumun somut delillerle ispat edilmesi zorunludur. İş hukuku uygulamasında, arabuluculuk sürecinin şeffaf, bağımsız ve tarafsız yürütülmediği ya da işverenin baskısı sonucu işçinin iradesinin fesada uğratıldığı iddiaları sıklıkla öne sürülmektedir. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre, sadece soyut nitelikteki psikolojik baskı iddiaları anlaşma tutanağının iptali için yeterli kabul edilmemektedir.

Mahkemelerin irade fesadı iddialarını incelerken, taraflar arasındaki iletişim kayıtlarını, işçinin eğitim durumunu, mesleki tecrübesini ve sürece olan hâkimiyetini detaylıca değerlendirmesi esastır. Eğer işçi, arabuluculuk süreci öncesinde veya sırasında kendi iradesiyle süreci yönlendiriyor, dışarıdan profesyonel hukuki destek alıyor veya sürece ilişkin rızasını gösteren somut adımlar atıyorsa, sonradan ileri sürülen irade fesadı iddialarına itibar edilmez. Bu kurallar, arabuluculuk kurumunun işlevsiz hâle gelmesini engellemek ve sistemde hukuki güvenliği sağlamak amacıyla sıkı bir şekilde uygulanmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki deliller, özellikle davacı işçi ile insan kaynakları direktörü arasında geçen anlık mesajlaşma yazışmaları dikkatle incelenmiştir. Bu yazışmalar, arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde, son derece şeffaf bir biçimde yürütüldüğünü açıkça göstermektedir. İşçinin, arabuluculuk görüşmeleri öncesinde kendi avukat arkadaşlarından bilgi aldığı ve süreci bilinçli bir şekilde yönlendirerek şirkete bildirimde bulunduğu tespit edilmiştir. İşten ayrılma aşamasında işsizlik ödeneği alabilmesi için Kuruma bildirilecek çıkış kodunun ne olacağı gibi teknik detayların dahi taraflar arasında mesajlaşma yoluyla karşılıklı müzakere edildiği görülmüştür.

İlk Derece Mahkemesince bu deliller dikkate alınarak davacının arabuluculuk sürecine kendi özgür iradesiyle katıldığı, deneyimi ve yaşı itibarıyla haklarını bilebilecek durumda olduğu belirlenmiş ve iptal talebi reddedilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, arabuluculuğun sadece iş sözleşmesinin feshine ilişkin ödemeleri yapmak için bir araç olarak kullanılamayacağı, somut uyuşmazlığın usulüne uygun müzakere edilmediği gerekçesiyle istinaf talebini kabul ederek anlaşma belgesini iptal etmiştir.

Yargıtay incelemesinde ise Bölge Adliye Mahkemesinin bu yaklaşımının dosya kapsamındaki somut maddi delillerle örtüşmediği sonucuna varılmıştır. Davacının soyut nitelikteki baskı iddialarının, yazılı mesaj kayıtları ve tanık beyanları karşısında ispatlanamadığı netleşmiştir. İşçinin süreci bizzat takip edip hukuki destek alması, arabuluculuk tutanağının usul ve yasaya uygun şekilde düzenlendiğini ve iradesinin sakatlanmadığını kanıtlamaktadır. İstinaf mahkemesinin ispatlanamayan soyut iddialarla ve dosyadaki dijital delillerle çelişen bir gerekçeyle davanın kabulüne karar vermesi hatalı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin arabuluculuk tutanağını iptal eden kararını usul ve yasaya aykırı bularak kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: