Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2025/4690 E. 2025/5819 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2025/4690 |
| Karar No | 2025/5819 |
| Karar Tarihi | 03.07.2025 |
| Dava Türü | İşçi Alacakları |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Görev değişikliği sebebiyle işçi ücretinde indirim yapılamaz.
- Arabuluculuk son tutanağında uyuşmazlık kalemleri tek tek belirtilmelidir.
- Müzakere edilmeyen alacaklar için dava şartı gerçekleşmez.
- Arabuluculuk sonrası muaccel olan alacaklar dava edilemez.
- Arabuluculuk giderleri tarafların haklılık oranına göre paylaştırılır.
- Arabuluculuk son tutanak tarihi temerrüt tarihi sayılır.
Bu karar, iş hukuku pratiğinde sıkça karşılaşılan görev ve vasıf değişikliği, ücret indirimi ile zorunlu arabuluculuk dava şartı uygulamalarına dair son derece kritik sınırlar çizmektedir. Yargıtay, yürürlükteki toplu iş sözleşmesinde yer alan hükümler gereğince işçinin görevinde değişiklik yapılsa dahi ücretinde kesinlikle indirim yapılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. İşverenin, işçiyi vasıflı gruptan vasıfsız gruba geçirerek ücretini tek taraflı olarak düşürmesi hukuka ve sözleşmeye aykırı bulunmuştur.
Kararın asıl emsal teşkil eden ve uygulamaya yön verecek olan bölümü ise dava şartı arabuluculuk tutanaklarının içeriği ve kapsamı ile ilgilidir. Yargıtay, arabuluculuk son tutanağında açıkça yazılmayan ve müzakere edildiği anlaşılamayan alacak kalemleri için dava şartının gerçekleşmemiş sayılacağına hükmetmiştir. Bununla birlikte, usulüne uygun yürütülen arabuluculuk sürecinde düzenlenen son tutanak tarihi, işverenin temerrüde düştüğü tarih olarak kabul edilerek faiz başlangıcının bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiği ilke hâline getirilmiştir. Bu yaklaşım, dava şartı arabuluculuk süreçlerinin yürütülmesi ve alacak hesaplamaları konularında meslektaşlarımız için kesin bir hukuki zemin sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, asıl işveren olan belediye ve alt işveren temizlik şirketi bünyesinde vasıflı işçi olarak çalışmaktayken, rızası dışında iş ve görev değişikliği yapılarak vasıfsız işçi konumuna düşürüldüğünü iddia etmiştir. Bu vasıf değişikliğiyle birlikte ücreti de düşürülen davacı, durumun mevcut toplu iş sözleşmesine aykırı olduğunu ve kendisine psikolojik baskı yapıldığını ileri sürmüştür. Davacı, görev değişikliğinin hukuka aykırılığının tespiti ile eksik ödenen ücret farkı, ikramiye alacağı ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı işverenler ise davacının işe girdiği tarihten itibaren vasıfsız işçi statüsünde olduğunu, geçmişte hatalı olarak vasıf yükseltilmesi yapıldığını ve müdahale ile bu durumun düzeltilerek olması gereken vasfa iade edildiğini savunmuştur. Ayrıca davalı taraf, arabuluculuk son tutanağında ikramiye alacağının yer almadığını belirterek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay incelemesinde, çalışma koşullarında esaslı değişiklik ve zorunlu arabuluculuk dava şartı uygulamalarına ilişkin temel emsal kurallar detaylıca ele alınmıştır.
İşyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin "İş ve İşyeri Değişikliği" başlıklı hükmü uyarınca, işçinin bir başka işte çalıştırılması kesinlikle rızasına bağlıdır ve iş değişikliği nedeniyle işçi ücretlerinde herhangi bir indirim yapılamaz. 4857 sayılı İş Kanunu m.22 çerçevesinde de çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı değişiklik ancak işçinin yazılı rızası ile hüküm ifade eder. İşçinin yazılı rızası alınmaksızın yapılan ücret indirimleri hukuken geçersizdir.
Dava şartı arabuluculuk müessesesine ilişkin olarak 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 hükmü gereği, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacaklarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.5 uyarınca, arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği yalnızca "son tutanak" esas alınarak belirlenebilir. Mevzuata göre, son tutanakta müzakere edildiği açıkça belirtilmeyen bir alacak kalemi için dava şartı gerçekleşmiş kabul edilemez.
Yargılama masrafları bakımından ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.326/2 hükmüne göre yargılama giderleri (buna Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti de dâhildir) davanın taraflarının haklılık oranına göre paylaştırılmalıdır. Davanın kısmen kabulü hâlinde bu giderin tamamının davalı tarafa yüklenmesi usule aykırıdır.
Bunun yanı sıra, arabuluculuk süreci tıpkı ihtarname gibi işvereni temerrüde düşüren bir işlem olarak değerlendirilir. Davadan önce yürütülen arabuluculuk faaliyetinde düzenlenen son tutanak tarihi itibarıyla işveren temerrüde düşmüş sayılır ve faiz başlangıcında bu tarih esas alınır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin vasıf grubunun düşürülerek ücretinde indirime gidilmesi eylemi, yürürlükteki toplu iş sözleşmesinin açık hükümlerine doğrudan aykırı bulunmuştur. Toplu iş sözleşmesi kuralları gereğince görev değişikliği hâlinde dahi ücrette kesinti yapılamayacağından, alt derece mahkemesinin ücret farkı alacağına yönelik kabul kararı esastan isabetli görülmüştür.
Ancak dava şartları ve yargılama usulü bakımından mahkeme kararlarında çeşitli hukuka aykırılıklar tespit edilmiştir. Öncelikle, dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanakları incelendiğinde, müzakere edilen uyuşmazlık konuları arasında "ikramiye alacağı" kaleminin hiç yer almadığı görülmüştür. Bu sebeple ikramiye alacağı talebinin esasına girilmeksizin doğrudan dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, arabuluculuk faaliyetinin sadece tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için geçerli olduğu tespit edilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda ücret farkı alacağının arabuluculuk son tutanak tarihinden sonrasını (28.07.2020 tarihine kadar) kapsayacak şekilde hesaplandığı belirlenmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen dönem alacakları için dava şartı yerine getirilmediğinden, bu döneme ilişkin talebin de usulden reddi zorunludur.
Bunun yanı sıra mahkemece faiz başlangıcının dava ve ıslah tarihleri olarak belirlenmesi hatalı bulunmuştur. Arabuluculuk son tutanak tarihinin işvereni temerrüde düşüren hukuki niteliği göz önüne alındığında, talep edilen alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmelidir. Son olarak, kısmen kabul ile sonuçlanan bir davada arabuluculuk giderinin tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılması yerine tamamının davalılara yükletilmesi de usule aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dava şartı arabuluculuk kapsamının tespiti, faiz başlangıç tarihi ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin usuli hatalar nedeniyle kararı bozmuştur.