Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 7. HD | 2016/4402 E. | 2016/10038 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 7. HD 2016/4402 E. 2016/10038 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/4402
Karar No 2016/10038
Karar Tarihi 04.05.2016
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İşçinin sadakat borcu dürüstlük kuralının temel gereğidir.
  • Çalışma ortamında hakaretamiz paylaşımlar geçerli fesih nedenidir.
  • WhatsApp gruplarındaki uygunsuz paylaşımlar işyeri huzurunu bozar.
  • Eleştiri sınırını aşan ifadeler güven ilişkisini zedeler.

Bu karar, teknolojik iletişim araçlarının ve özellikle çalışanların kendi aralarında kurdukları mesajlaşma gruplarının işyeri disiplini ve sadakat borcu kapsamındaki yerini hukuken netleştirmektedir. Yargıtay, işyeri ortamı ile bağlantılı veya ekip üyelerinin yer aldığı kapalı iletişim gruplarında yapılan paylaşımların tamamen sınırsız bir özel alan sayılamayacağını ve işverenin itibarını zedeleyici, yöneticilere veya kuruma hakaret niteliği taşıyan içeriklerin iş sözleşmesinin devamını imkânsız kılacağını vurgulamaktadır. Sosyal platformlardaki müstehcen video paylaşımları ve doğrudan üst makamları hedef alan kışkırtıcı, küçük düşürücü yorumlar, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını açıkça aşan eylemler olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalarda bu karar, işverenlere teknolojik ortamlarda işyeri barışını bozan davranışlara karşı meşru bir müdahale ve sözleşmeyi feshetme hakkı tanınması bakımından oldukça güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle itibar ve güvenin esas olduğu kurumsal sektörlerde, işçinin sadakat borcunun sadece mesai saatleri içindeki fiziksel davranışlarla sınırlı kalmadığı, mesajlaşma uygulamalarındaki iletişimlerin de bu yükümlülük çerçevesinde inceleneceği kesinleşmiştir. Uygulamada işçilerin akıllı telefon uygulamaları üzerinden yapacakları işyeri konulu sohbetlerde sadakat yükümlülüğüne uygun davranmaları gerektiğini, aksi halde eylemin ağırlığına göre haklı veya geçerli fesih mekanizmalarının devreye girebileceğini göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir bankada satış yöneticisi olarak çalışan davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız ve usulsüz yere feshedildiğini belirterek eski işvereni olan şirkete karşı işe iade davası açmıştır. Uyuşmazlık, davacının ekip arkadaşlarından birinin performans gerekçesiyle başka bir ile tayin edilmesi üzerine başlamıştır. Bu tayin kararına tepki gösteren personel ve yöneticiler arasında tartışmalar yaşanmış, konu yöneticilerin de bulunduğu bir WhatsApp grubuna taşınmıştır.

Grup içindeki yazışmalar sırasında davacı, bölge müdürünü ve banka yönetimini hedef alarak müstehcen içerikli bir video linki paylaşmış; bankanın üst yöneticilerine yönelik "üst makamda alçak insanlar tanıyıp dostlarımı kırmaktansa kariyerimi kaybetmeyi yeğlerim" ve "kapak ne demek hemide logar kapağı" şeklinde küçük düşürücü, alaycı yorumlar yapmıştır. İş sözleşmesi bu yazışmalar gerekçe gösterilerek şirket tarafından feshedilen işçi, bahsi geçen grubun özel bir paylaşım alanı olduğunu ve feshin haksız olduğunu iddia ederek işe iadesini talep ederken, işveren ise paylaşımların ahlaka aykırı ve hakaret boyutunda olduğunu, sadakat borcunun ihlal edilerek işyeri huzurunun bozulduğunu savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesine konu olan bu uyuşmazlıkta, mahkemenin temel aldığı hukuki dayanakların başında 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 ve 4857 sayılı İş Kanunu m. 25 hükümleri gelmektedir. İşverene, işçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi veren bu kurallar, işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı ve iş sözleşmesinin devamının katlanılmaz hale geldiği durumlarda devreye girmektedir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte temel amaç, işçinin geçmişteki bir hatasını cezalandırmaktan ziyade, onun sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmeye devam etmesi riskinden kaçınmak ve işletmenin normal işleyişini korumaktır.

Yerleşik içtihat prensiplerine ve doktrin tanımlarına göre, işçinin iş sözleşmesinden doğan en temel yan edim yükümlülüklerinden biri sadakat borcudur. Sadakat yükümü, işçinin sadece kendisine verilen asıl işi gereği gibi yapmasını değil, aynı zamanda işverenin şahsına, mesleki itibarına, mülkiyetine ve işletmenin genel menfaatlerine zarar verecek her türlü söz, eylem ve davranıştan özenle kaçınmasını gerektirir. Eğer işçinin sergilediği davranış, sözleşmenin devamını işveren açısından makul ve katlanılabilir olmaktan çıkarıyorsa, ortada 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 kapsamında geçerli bir fesih nedeninin varlığı kabul edilmektedir.

Bununla birlikte, Yargıtay kararlarında eleştiri hakkı ile hakaret arasındaki ince sınır da hukuki olarak net bir biçimde ayrılmıştır. İşçinin, yapıcı ve tamamen objektif ölçüler içerisinde kalarak işletmedeki bazı bozukluklara veya işleyişteki aksaklıklara ilişkin eleştiriler getirmesi tek başına geçerli fesih nedeni sayılamaz. Ancak eleştiri sınırları aşılarak, çalışma arkadaşlarına, yöneticilere veya şirketin kurumsal kimliğine karşı şeref ve haysiyet kırıcı, tahkir edici, küçük düşürücü sözler sarf edilmesi ya da ahlaka aykırı dijital paylaşımlarda bulunulması açık bir sadakat borcu ihlalidir. Bu tür eylemler, işverenle işçi arasındaki güven temelini kökünden sarstığı için işverenin fesih hakkını hukuka uygun hale getiren geçerli yasal dayanaklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığa konu olan somut olayda tarafların iddia ve savunmalarını, dosyaya yansıyan delilleri ve tanık beyanlarını titizlikle inceleyerek çalışma hayatını yakından ilgilendiren önemli tespitlerde bulunmuştur. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı işçi davalı kuruma ait işyerinde birikim uzmanı ve satış yöneticisi olarak görev yapmaktadır. Davacının aynı ekipte çalıştığı bir mesai arkadaşının performans düşüklüğü gerekçesiyle başka bir ile tayin edilmesi üzerine, bölge müdürü ile şirket personeli arasında bazı huzursuzluklar baş göstermiştir. Bu gerilimli süreçte, bölge müdürü ve diğer şirket personelinin de dahil olduğu bir WhatsApp mesajlaşma grubunda konunun tartışılmaya başlandığı ve ilerleyen aşamalarda olayın ciddiyetten uzak, laubali bir sohbet ortamına dönüştüğü saptanmıştır.

Yargıtay kararında altı bilhassa çizilen en önemli husus, davacının bu WhatsApp grup yazışmalarında takındığı ciddiyetsiz ve kurumsal kimliğe yakışmayan tutumdur. Davacının, doğrudan yöneticilerine ve genel kurum kültürüne karşı müstehcen içerikli olduğu anlaşılan bir video linki göndermesi ve hemen ardından "üst makamda alçak insanlar tanıyıp dostlarımı kırmaktansa, kariyerimi kaybetmeyi yeğlerim", "kapak ne demek hemide logar kapağı" şeklinde yazılı ifadeler kullanması, Yargıtay tarafından basit bir sitem veya masum bir eleştiri olarak değerlendirilmemiştir. Yargıtay, bu sözlerin ve eylemlerin açıkça yakışıksız, gayri ahlaki, yöneticileri küçük düşürücü ve kurumsal aidiyeti zedeleyici mahiyette olduğunu tespit etmiştir. Sadece çalışanlara ait bir iletişim kanalı dahi olsa, işyeri ilişkilerinin yürütüldüğü ve yöneticilerin de bulunduğu bir platformda bu tür ifadelerin kullanılması sadakat borcunun ağır bir ihlali niteliğindedir.

Davacının sınırları aşan bu kışkırtıcı paylaşımlarının şirket yönetimi tarafından öğrenilmesi neticesinde, işyerindeki sükunetin, hiyerarşik düzenin ve saygı ortamının bozulduğu, dolayısıyla işin normal yürüyüşünün olumsuz yönde etkilendiği açıkça ifade edilmiştir. İlk derece mahkemesinin, Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan bildirimdeki çıkış kodu eksikliğine veya fesih sebebinin şekli unsurlarına odaklanarak işe iade yönünde karar vermesi Yüksek Mahkemece hukuka aykırı bulunmuştur. Zira işverenin iş sözleşmesini sonlandırmasında, işçinin sadakat borcunu ihlal eden ve taraflar arasındaki güven ilişkisini tamamen ortadan kaldıran bu nitelikteki kasti eylemlerin varlığı açık bir şekilde geçerli fesih nedeni teşkil etmektedir.

Sonuç olarak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, WhatsApp grubunda yapılan uygunsuz ve hakaretamiz paylaşımların işyeri huzurunu bozduğu ve işverene geçerli fesih hakkı verdiği gerekçesiyle yerel mahkemenin işe iade kararını ortadan kaldırarak davanın reddi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: