Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2017/4969 E. 2017/8512 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2017/4969 |
| Karar No | 2017/8512 |
| Karar Tarihi | 22.05.2017 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İş sözleşmesini haklı fesheden ihbar tazminatı isteyemez.
- Mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası çelişemez.
- Gerekçede uygulanan takdiri indirim hükme mutlaka yansıtılmalıdır.
Bu karar, mahkeme ilamlarında gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki uyumun mutlak bir yasal zorunluluk olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Olayda ilk derece mahkemesinin, işçinin haklı nedenle fesih yaptığı tespitinde bulunmasına rağmen, aynı kararda işverenin haksız fesih yaptığı çelişkisiyle ihbar tazminatına hükmetmesi usul hukukunun en temel kurallarına aykırı bulunmuştur. Hukuken iş akdini haklı nedene dayanarak fesheden tarafın ihbar tazminatı talep etmesi mümkün değildir. Ayrıca kararda, takdiri indirim kurumunun usuli uygulaması da ele alınmış; gerekçede yapıldığı belirtilen hakkaniyet indiriminin hüküm fıkrasında fiilen uygulanmamasının ciddi bir bozma sebebi sayılacağı vurgulanmıştır.
Benzer davalar açısından emsal niteliği taşıyan bu içtihat, usul hukuku kapsamında gerekçe-hüküm uyumu kuralının iş davalarındaki kesinliğini göstermektedir. Hâkimin, uyuşmazlığı çözerken ulaştığı vicdani kanaati, kararına kendi içinde çelişmeyecek şekilde yansıtması muhakkak bir şarttır.
Özellikle uygulamada sıklıkla karşılaşılan, fesih türünün nitelendirilmesindeki hatalar ile takdiri indirimlerin hüküm fıkrasına yansıtılmasının unutulması durumlarının, Yargıtay denetiminde mutlak bir bozma sebebi oluşturduğu bir kez daha tescillenmiştir. Bu yönüyle karar, mahkemelerin hüküm kurarken hukuki ve mantıksal silsileden kopmaması gerektiğini güçlü bir şekilde hatırlatmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir alışveriş merkezindeki stantta satış elemanı olarak çalışan işçi, ödenmeyen fazla mesai ve genel tatil ücretlerini talep etmesi üzerine işverenin kendisine mobbing uyguladığını iddia etmiştir. İşçi, işverenin kendisine hırsızlık iftirası attığını, haberi olmadan sigorta çıkışının yapıldığını ve işyerinden kovulduğunu belirterek iş akdini haklı sebeple feshetmek zorunda kaldığını öne sürmüş; kıdem, ihbar tazminatı ile birtakım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. İşveren ise tüm iddiaları reddederek, davacının işi kendi isteğiyle aniden bıraktığını, hesaplarda açık bulunduğunu, şirkete ait ürün satış bedellerini şahsi banka hesabına aktardığını, hakkında şikâyetçi olunduğunu ve devamsızlık yaptığını savunarak davanın tümden reddedilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kuralların başında, mahkeme kararlarının yazım usulünü ve hukuki niteliğini düzenleyen emredici usul hukuku hükümleri gelmektedir. Bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.298/2 hükmü açıkça "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz" kuralını amirdir. Bu emredici kural, 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile de teminat altına alınmış olup, yargılamanın şeffaflığı, kararların adil şekilde denetlenebilirliği ve hukuki güvenlik ilkesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Bunun yanında, fesih hukukunun temel prensiplerinden olan ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla yön bulan maddi hukuk kuralları uyarınca, iş sözleşmesini haklı bir nedene dayanarak kendisi fesheden tarafın (işçi veya işveren fark etmeksizin) karşı taraftan ihbar tazminatı talep etmesi olanaksızdır. İhbar tazminatı kural olarak, belirsiz süreli iş sözleşmesi bildirim süresi tanınmaksızın ve haksız yere feshedilen tarafın aniden işsiz kalmasından doğan mağduriyetini gidermek amacıyla öngörülmüş bir tazminat türüdür.
Ayrıca, tanık beyanlarına dayanılarak hesaplanan işçilik alacaklarından (ulusal bayram, genel tatil ve fazla mesai ücretlerinden) takdiren yapılan hakkaniyet indirimlerinin, sadece gerekçe metninde yazılı kalmayıp neticelendirilen hüküm fıkrasında icra edilebilir kesin bir rakam olarak düşülmesi kuralı da karar mekanizmasının ayrılmaz bir parçasıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından dosya üzerinde yapılan detaylı incelemede, ilk derece mahkemesinin kararında iki temel yapısal hata tespit edilmiştir. İlk olarak, yerel mahkeme kararının gerekçe bölümünde açıkça "davacı işçinin hizmet akdini haklı olarak feshettiği kanaatine varılmıştır" ifadesine yer verilmiştir. Ancak mahkeme aynı kararın ilerleyen bölümünde, iş akdinin haksız feshedildiğinden bahisle davacı işçi lehine ihbar tazminatına hükmetmiştir. Yargıtay, bir işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle bizzat feshetmesi durumunda hukuken ihbar tazminatı alamayacağını, mahkemenin hem "işçi haklı fesih yaptı" deyip hem de davalıyı ihbar tazminatı ödemeye mahkûm etmesinin hüküm ve gerekçe arasında çok açık ve ağır bir çelişki oluşturduğunu tespit etmiştir.
Karardaki ikinci önemli aykırılık ise alacak kalemlerine uygulanan hakkaniyet indirimine ilişkindir. Yerel mahkeme, kararının gerekçesinde ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hayatın olağan akışına uygunluk prensibiyle %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulandığını açıklamıştır. Buna karşın mahkeme, davanın esası hakkında kurduğu hüküm fıkrasında, bahsi geçen alacakları hiçbir indirim uygulamaksızın tespit edilen tam tutarı üzerinden hüküm altına almıştır. Bu hata da gerekçe ile hüküm sonucu arasında maddi bir çelişki yaratan diğer husus olarak kayda geçmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki yasalara aykırı açık çelişkiler ve gerekçede açıklanan hakkaniyet indiriminin hüküm fıkrasına yansıtılmaması sebepleriyle kararı bozmuştur.