Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2021/6495 E. 2024/1142 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2021/6495 |
| Karar No | 2024/1142 |
| Karar Tarihi | 22.02.2024 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İptal edilen kanun hükmü uygulanamaz.
- Yasal dayanağı kalmayan disiplin cezası hükümsüzdür.
- İfade özgürlüğünü kısıtlayan disiplin hükümleri Anayasaya aykırıdır.
Bu karar, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarının hukuki dayanaklarının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi durumunda, devam eden yargılamalara nasıl etki edeceği bakımından oldukça büyük bir önem taşımaktadır. İdare hukukunda kural olarak bir idari işlemin yargısal denetimi, işlemin tesis edildiği andaki mevzuata göre değerlendirilse de, işlemin dayanağı olan yasal kuralın "ifade özgürlüğünü ihlal ettiği" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, söz konusu kuralın uygulanabilirliğini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Karar, iptal edilen bir yasa kuralının geçmişe dönük uyuşmazlıklarda dahi, kazanılmış hakları ortadan kaldırmamak şartıyla uygulanmayacağını açık bir şekilde göstermektedir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece güçlü ve belirleyicidir. Özellikle güvenlik güçleri, emniyet mensupları ve kolluk personeli gibi disiplin kurallarının çok katı uygulandığı meslek gruplarında, amirleri eleştirmeye yönelik disiplin yaptırımlarının demokratik toplum düzeni ve ifade özgürlüğü bağlamında artık dar yorumlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargı mercileri, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarını göz ardı ederek idari denetim yapamayacak ve yasal dayanaktan yoksun kalan idari işlemler doğrudan meşruiyetini yitirecektir. Bu içtihat, idarelerin disiplin cezası uygularken salt otoriteyi korumak yerine hukukun üstünlüğünü ve ifade özgürlüğünü merkeze almasını zorunlu kılan, uygulamaya yön verecek nitelikte bir temel güvencedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Emniyet müdürlüğü bünyesinde emniyet amiri kadrosunda görev yapan davacı, bir stadyumda oynanan amatör lig maçında yaşanan bazı güvenlik sorunları ve taraftarların sahaya inmesini engellemede yetersiz kalındığı iddiasıyla İl Emniyet Müdürü tarafından makama çağrılmıştır. Davacı, olay anında az sayıda personel ile müdahale etmek zorunda kaldığını belirtmiştir. İl Emniyet Müdürünün, zaafiyet tespit edilmesi hâlinde sorumlular hakkında gereken işlemin mutlaka yapılacağını ifade etmesi üzerine davacı, bu durumun kendisine yönelik bir mobbing olacağını ve kasıtlı olarak tecrübesiz az personelle görevlendirildiğini düşündüğünü dile getirmiştir.
Bu yaşanan sözlü diyalog üzerine davalı idare, davacının amirini eleştirdiği gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması başlatmış ve davacıya 24 ay uzun süreli durdurma cezası vermiştir. Davacı ise sarf ettiği sözlerin bir eleştiri değil, mevcut bir duruma ilişkin bilgi aktarımı ve durum değerlendirmesi olduğunu belirterek, tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu iddia ettiği bu ağır disiplin cezasının iptal edilmesi talebiyle idari yargıda dava açmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay, uyuşmazlığı çözerken mevzuatta zaman içinde yaşanan değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının idari yargılamaya olan doğrudan etkisini merkeze alarak bir inceleme yapmıştır. Uyuşmazlığın doğduğu tarihte yürürlükte olan temel düzenleme niteliğindeki 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu m.83 ve buna dayanarak çıkarılan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün ilgili maddeleri uyarınca, personelin amir veya üstlerini eleştirmesi ağır bir disiplin suçu olarak kabul edilmekteydi. Ancak, anılan yasa hükmü Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu iptal kararı sonrasında yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun ile benzer fiiller yeniden disiplin yaptırımlarına bağlanmışsa da, Anayasa Mahkemesi amir veya üstlerin eylem ya da işlemlerini olumsuz yönde eleştirmeyi cezalandıran bu yeni hükümleri de denetlemiştir. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin amirlerine yönelik her türlü eleştirisinin, kurumun hiyerarşik düzenine veya işleyişine gerçekten zarar verip vermediğine bakılmaksızın ve mutlak bir biçimde cezalandırılmasının, ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uymadığına hükmederek ilgili kuralları iptal etmiştir.
Danıştay kararlarında yerleşik olan içtihat prensiplerine göre, Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı, Anayasa'ya aykırılığı saptanmış bir kanun hükmünün derdest ve süren davalarda uygulanmasını haklı kılmaz. Aksine bir kabul, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen ve temel haklardan olan ifade özgürlüğünü haksız şekilde sınırlandıran bir kurala dayanılarak kişilere disiplin yaptırımı uygulanamaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda davacının, amatör lig maçı sırasında güvenlik önlemlerinin sağlanması hususunda yaşanan olaylar üzerine amiriyle gerçekleştirdiği diyalog neticesinde, disiplin cezasına çarptırıldığı tartışmasızdır. Davaya ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakan İdare Mahkemesi, davacının sarf ettiği sözlerin maç güvenliğiyle ilgili bir durum değerlendirmesi niteliğinde olduğunu, olayları aktarmaktan ibaret kaldığını ve doğrudan amiri eleştirme kastı taşımadığını belirterek disiplin cezasını iptal etmiştir. Danıştay ise somut olayı, cezanın yasal dayanağı bağlamında hukuki bir incelemeye tabi tutarak oldukça farklı ve daha ilkesel bir gerekçeyle sonuca ulaşmıştır.
Danıştay incelemesinde, verilen disiplin cezasına temel dayanak teşkil eden ve amirleri eleştirmeyi yasaklayıp cezalandıran yasa kuralının, memurların ifade özgürlüğünü ölçüsüz ve orantısız şekilde sınırlandırdığı vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarında, kamu görevlilerince yapılan her türlü olumsuz eleştirinin; kurumun otoritesini zedeleyip zedelemediğine veya genel hizmet anlayışı çerçevesinde makul karşılanıp karşılanmayacağına bakılmaksızın, doğrudan ve mutlak bir şekilde cezalandırılabilmesine imkân tanıyan bu kuralların demokratik toplum düzenine açıkça aykırı olduğu net bir biçimde ortaya konulmuştur.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilerek hukuk dünyasından silinen bu kanun hükmüne dayanılarak idarece verilmiş olan söz konusu disiplin cezasının, devam eden yargısal denetim aşamasında mahkemelerce uygulanabilme kabiliyeti kalmamıştır. Hukuk devleti ilkesi ve Anayasa'nın üstünlüğü prensibi çerçevesinde, Anayasa'ya aykırılığı tespit edilerek iptal edilen bir kuralın, sürmekte olan bir uyuşmazlığın çözümünde esas alınması hukuken olanaklı ve meşru değildir. Bu sebeple tesis edilen disiplin cezası işlemi, işlem anında geçerli gibi görünse de sonradan bütünüyle yasal dayanaktan yoksun hâle gelmiştir.
Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, yasal dayanaktan yoksun kalan ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği için iptal edilen yasa kuralına dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği gerekçesiyle işlemin iptali yönünde verilen yerel mahkeme kararını sonucu itibarıyla hukuka uygun bularak kararı onamıştır.