Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/6400 E. | 2024/838 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/6400 E. 2024/838 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/6400
Karar No 2024/838
Karar Tarihi 13.02.2024
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Hak arama hürriyeti disiplin cezasıyla engellenemez.
  • Haksız şikayet kastı olmadan memura ceza verilemez.
  • Soruşturma izni verilmemesi şikayeti haksız kılmaz.
  • Şikayet hakkının kullanımı demokratik bir güvencedir.

Bu karar hukuken, anayasal bir hak olan hak arama hürriyetinin ve Devlet memurlarına kanunlarla tanınan şikayet hakkının, basit idari soruşturmalar ve orantısız disiplin cezaları ile hiçbir surette kısıtlanamayacağı anlamına gelmektedir. Danıştay, bir memurun amiri hakkında adli veya idari makamlara yaptığı şikayet neticesinde ilgili amir hakkında salt "soruşturma izni verilmemesi" kararının çıkmış olmasının, tek başına memurun iftira attığı veya "haksız şikayet" disiplin suçunu işlediği şeklinde yorumlanamayacağını açıkça vurgulamıştır. Memurun somut bazı olgulara dayanarak ve samimi bir inançla haksızlığa uğradığını düşünerek şikayet hakkını kullanması, ortada belirgin bir iftira veya zarar verme kastı barındırmadığı sürece disiplin cezası ile cezalandırılamaz. İdare hukukunda şikayet hakkı, kamu kurumlarındaki hiyerarşik yapının kötüye kullanılmasını engelleyen en temel mekanizmalardan biridir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, astların üstlerini mobbing veya hukuka aykırı emir gerekçesiyle şikayet etmeleri sonucunda idare tarafından sırf bu adımı attıkları için "haksız şikayet" kılıfıyla cezalandırılmaları eğilimine karşı çok güçlü bir yargısal bariyer sunmaktadır. İdareler artık, yapılan bir şikayetin takipsizlikle veya soruşturma izni verilmemesiyle sonuçlanması durumunda otomatik olarak memura disiplin cezası veremeyecektir. Şikayete konu edilen hususların arka planının bir bütünsellik içinde incelenmesi ve personelin şikayet hakkını demokratik bir güvence mekanizması olarak kullandığının peşinen kabul edilmesi gerekecektir. Bu önemli karar, idare içerisindeki mobbing ve baskı iddialarında idari istikrarı korurken, kamu görevlisinin de temel hukuki güvencesini ve adalet arayışını her şeyin üstünde tutmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapan polis memuru ile görev yaptığı idare arasındadır. Davacı polis memuru, amiri konumundaki komiserin kendisine psikolojik ve fiziki baskı (mobbing) uyguladığını, üstesinden gelemeyeceği ağır görevler verdiğini, kanunsuz emirlerde bulunduğunu, bu durumu dile getirdiğinde ise Çocuk Şube Müdürlüğü içerisinde görev yerinin sürekli ve haksız yere değiştirildiğini iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vermiştir.

Yapılan ön inceleme sonucunda şikayet edilen komiser hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Bu gelişme üzerine, ilgili komiserin tuttuğu rapor doğrultusunda idare harekete geçerek polis memuru hakkında disiplin soruşturması başlatmıştır. Soruşturma neticesinde polis memuruna, "amirini haksız yere şikayet etmek" suçlamasıyla 4 ay kısa süreli durdurma cezası verilmiştir. Davacı polis memuru, şikayetinde haklı sebepleri olduğunu, görev yerinin sürekli değiştirilmesinin mobbing olduğunu ve cezalandırma amacıyla bu disiplin işleminin tesis edildiğini ileri sürerek, verilen disiplin cezasının iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay 2. Dairesi uyuşmazlığı karara bağlarken, temel hak ve hürriyetlerin en önemlilerinden biri olan hak arama hürriyetini ve Devlet memurlarının şikayet hakkına dair temel hukuki kuralları merkeze almıştır. Yüksek Mahkemenin dayandığı en temel kural Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 hükmüdür. Bu maddeye göre; herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Bu anayasal ilkenin kamu görevlileri statüsündeki izdüşümü ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.21 hükmüdür. Anılan kanun maddesi, Devlet memurlarının kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat, amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı da şikayet ve dava açma hakkına sahip olduklarını açık ve net bir biçimde düzenlemektedir. Bu anayasal ve yasal hakkın pratik kullanım usullerini belirleyen Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik m.10 hükmünde ise çok kritik bir güvenceye yer verilmiştir: Şikayet haklarını kullanan Devlet memurlarına sırf bu şikayetlerinden dolayı bir ceza verilemez. Ancak, bu hakkın usulsüz kullanılması veya şikayet edilirken iftira gibi kasten bir suç işlenmesi halinde sorumluluk doğabilecektir.

Öte yandan, idarenin disiplin cezasını tesis ederken dayanak olarak kullandığı mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü m.6/A-9 hükmünde, "Astlarını, aynı rütbedeki arkadaşlarını, üstlerini ya da amirlerini haksız yere şikayet etmek" eyleminin 4 ay süreyle durdurma cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır. Mahkeme, disiplin tüzüğündeki bu kuralın uygulanabilmesi için, şikayetin basit bir yanılgıdan değil, memurun açıkça iftira kastıyla ve haksız olduğunu bile bile şikayette bulunmasından kaynaklanması gerektiğini, aksi halin demokratik hukuk devleti prensipleriyle çelişeceğini kurala bağlamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi, somut olayın özelliklerini irdelerken, davacı polis memurunun şikayet dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların arka planını ve bu iddialara yönelik hazırlanan idari soruşturma raporundaki objektif tespitleri derinlemesine değerlendirmiştir. Soruşturma dosyasında yer alan verilere göre, polis memurunun görev yaptığı şubede, şikayet edilen amirin görevde olduğu yaklaşık on aylık (19/10/2012-26/08/2013) zaman dilimi içerisinde davacının tam 16 defa görev yeri değiştirilmiştir. Aynı şubede görevli diğer 69 personel incelendiğinde ise, yer değişikliği yapılan 31 memurdan sadece ikisinin görev yerinin 4 kez, geri kalan personelin görev yerlerinin ise yalnızca 1 veya 2 kez değiştirildiği tespit edilmiştir.

Mahkeme, davacı polis memurunun performans notlarının sırasıyla 4.00 ve 3.88 olduğunu, dolayısıyla düşük bir performans sergilemediğini gözlemlemiştir. Diğer personellere kıyasla kıyaslanamayacak ölçüde fazla sayıda (16 kez) görev yeri değişikliğine maruz kalan davacının, bu uygulama karşısında samimi bir şekilde kendisine mobbing uygulandığı ve haksızlığa uğradığı hissine kapılması son derece hayatın olağan akışına uygundur. Görev yeri değişikliklerinin birim amirinin takdir yetkisinde olması, bu yetkinin sınırsız olduğu anlamına gelmemektedir.

Danıştay, davacının yaşadığı bu yoğun görev yeri değişikliklerini dikkate aldığında, amirini şikayet ederken iftira atmak veya sırf zarar vermek (haksız şikayet) gibi kötü niyetli bir amaca sahip olmadığını vurgulamıştır. Davacının diğer iddialarının ispatlanamamış olması veya şikayet neticesinde amiri hakkında "soruşturma izni verilmemesi" yönünde bir idari karar çıkmış olması, davacının açık ve bariz bir biçimde "haksız şikayet" disiplin suçunu işlediği şeklinde yorumlanamaz. Şikayet hakkının bu tarz baskılarla disiplin cezasına dönüştürülmesi hak arama hürriyetinin özüne dokunmaktadır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, anayasal bir hak olan şikayet hakkının haksız şikayet kastıyla kullanılmadığı sonucuna vararak davanın reddi yönündeki kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: