Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hıdır Bakır Kararı 2019/26464 B.

Anayasa Mahkemesi Hıdır Bakır Kararı 2019/26464 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında mahpuslara verilen disiplin cezalarının hukuki denetimi ve infaz süreci bakımından son derece kritik bir hukuki anlama sahiptir. Hukuka aykırı olduğu sonradan yargı mercii tarafından saptanarak iptal edilen bir disiplin cezasının, iptal kararına kadar geçen sürede fiilen infaz edilmiş olması, anayasal bir hakkın geri dönülemez biçimde açık ihlali olarak nitelendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, idarenin telafisi güç zararlar doğurabilecek tek taraflı işlemlerine karşı yargısal korumanın zamanında ve etkin bir şekilde işletilmesinin, hukuk devleti olmanın en temel gereklerinden biri olduğunu kesin bir dille ortaya koymuştur.
search

Anayasa Mahkemesi
Hıdır Bakır Kararı 2019/26464 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2019/26464
Karar Tarihi 20.11.2024
Taraf Hıdır Bakır
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
İptal edilen cezanın infazı hak ihlalidir.
İnfaz hâkimliği telafisi güç zararları önlemelidir.
Disiplin cezalarında ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
Aynı eyleme mükerrer ceza uygulanamaz.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında mahpuslara verilen disiplin cezalarının hukuki denetimi ve infaz süreci bakımından son derece kritik bir hukuki anlama sahiptir. Hukuka aykırı olduğu sonradan yargı mercii tarafından saptanarak iptal edilen bir disiplin cezasının, iptal kararına kadar geçen sürede fiilen infaz edilmiş olması, anayasal bir hakkın geri dönülemez biçimde açık ihlali olarak nitelendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, idarenin telafisi güç zararlar doğurabilecek tek taraflı işlemlerine karşı yargısal korumanın zamanında ve etkin bir şekilde işletilmesinin, hukuk devleti olmanın en temel gereklerinden biri olduğunu kesin bir dille ortaya koymuştur.

Bu kararın benzer davalardaki emsal etkisi, infaz hâkimliklerinin disiplin cezalarına karşı yapılan şikâyetlerde yürütmenin durdurulması müessesesini çok daha aktif ve işlevsel bir şekilde kullanmaları gerektiği yönündedir. İnfaz hâkimlikleri, açıkça hukuka aykırı olan ve kişinin temel haklarını doğrudan kısıtlayan işlemlerde, şikâyetçinin açıkça bir talebi bulunmasa dahi kanunun verdiği yetkiyle resen yürütmeyi durdurma kararı almalıdır. Kararın uygulamadaki en büyük önemi ise idarenin usulsüz işlem tesis etmesinin önüne geçilmesi ve aynı eylem nedeniyle birden fazla ceza infaz edilerek mahpusların anayasal haklarının, özellikle de haberleşme hürriyetinin ölçüsüzce sınırlandırılmasının kesin olarak engellenmesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Tekirdağ'daki bir yüksek güvenlikli cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucu, ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde cezaevindeki açlık grevi eylemleriyle ilgili bazı ifadeler kullanmıştır. Bu konuşmaların dinlenmesi üzerine cezaevi yönetimi, başvurucunun telefon görüşme hakkını iki ay süreyle kısıtlamış ve bu cezayı derhâl uygulamaya koymuştur. Başvurucu, verilen bu cezanın haksız olduğunu belirterek idareye karşı infaz hâkimliğine şikâyet davası açmıştır. İnfaz hâkimliği, yaklaşık bir ay sonra cezanın hukuka aykırı olduğuna kanaat getirmiş ve işlemin iptaline hükmetmiştir. Ancak bu iptal kararı verilene kadar geçen sürede başvurucu iki ay boyunca ailesiyle telefonla görüşmekten mahrum bırakılmıştır. Üstelik aynı olay nedeniyle başvurucuya ayrıca yirmi gün hücre cezası verilmiş ve bu ceza da uygulanmıştır. Başvurucu, haksız yere verilip sonradan iptal edilen bir cezanın fiilen uygulanması nedeniyle haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurarak mağduriyetinin tespit edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyeti ve ilgili infaz hukuku kurallarını dikkate almıştır. Haberleşme hürriyetine yönelik müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkelerine her koşulda uygun olması zorunludur. Demokratik bir toplumda, mahpusların dahi dış dünyayla iletişim kurma hakları anayasal koruma altındadır.

Ceza infaz kurumlarında mahpusların haberleşme haklarının kısıtlanmasına ilişkin temel idari düzenlemeler 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuatta yer almaktadır. Kurum düzenini bozacak veya güvenlik açısından tehlike yaratacak durumlarda mahpusların telefon görüşmeleri elbette kısıtlanabilmektedir. Nitekim idare bu yasal yetkisini kullanarak ilgili kısıtlama işlemini tesis etmiştir.

Ancak uyuşmazlığın hukuki çözümündeki en temel kurallardan biri 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 5 hükmüdür. Anılan kanun maddesine göre, ceza infaz kurumu kararlarına karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulması, kural olarak verilen kararın veya tesis edilen işlemin yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz. Bununla birlikte yasa koyucu infaz hâkimine istisnai bir yetki vererek; giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve yapılan işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, işlemin ertelenmesine veya tamamen durdurulmasına resen karar verebilme imkânı tanımıştır.

Doktrin ve yerleşik içtihat prensipleri gereğince, mahpus hakkında yasal ve usulüne uygun bir disiplin soruşturması yürütülmeden doğrudan doğruya disiplin cezası niteliğinde bir kısıtlama kararı verilmesi idare hukuku anlamında açık bir hukuka aykırılık teşkil eder. Böylesine bariz bir hukuka aykırılık durumunda, telafisi güç zararların önüne geçmek adına hukuki yolların sadece teorikte var olması yeterli görülmemektedir. Uygulamada ve pratikte de bu mekanizmaların etkin bir şekilde kullanılması ve yargı mercilerinin koruyucu ara tedbirleri zamanında alması, ölçülülük ilkesinin mutlak bir gereğidir. Etkili başvuru mekanizmasının fiilen işletilmemesi, hakkın özüne müdahale sonucunu doğurur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun telefon görüşmesinde kullandığı ifadeler nedeniyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunu ve kamu düzeninin sağlanması gibi meşru bir amaca hizmet ettiğini kabul etmiştir. Ancak müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğü hususunda ciddi usulü eksiklikler tespit edilmiştir.

Somut olayda, ceza infaz kurumu tarafından başvurucuya disiplin soruşturması dahi yapılmadan doğrudan iki ay süreyle telefonla görüşme hakkının kısıtlanması cezası verilmiş ve bu ceza derhâl uygulanmaya başlanmıştır. Başvurucunun süresi içinde infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunmasına rağmen, infaz hâkimliği işlemi inceleyip iptal edene kadar geçen sürede kısıtlama kararı fiilen uygulanmıştır. Yüksek Mahkeme, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca infaz hâkimliğinin açıkça hukuka aykırı olan ve telafisi güç zararlar doğuran bu tür işlemlerde, başvuranın talebi olmasa dahi kendiliğinden yürütmeyi durdurma kararı verebileceğine dikkat çekmiştir.

Başvurucuya ceza verilmesinden sadece beş gün sonra yapılan şikâyetin ancak bir ay sonra iptal ile sonuçlanması ve bu süreçte yürütmenin durdurulmaması, kararın infazının önüne geçememiştir. İnfaz hâkimliği iptal kararı verdiğinde, hukuka aykırı olan telefon görüşme yasağı çoktan infaz edilerek telafisi imkânsız bir mağduriyet yaratmıştır. Üstelik bu sürece paralel olarak, aynı eylem nedeniyle bir disiplin soruşturması daha yürütülmüş ve başvurucuya yirmi gün hücre cezası da uygulanarak aynı fiilden dolayı iki ayrı disiplin cezası çektirilmiştir.

Yüksek Mahkeme, infaz hâkimliğince disiplin cezasının infazının durdurulmaması ve netice itibarıyla aynı eylemden dolayı çifte disiplin cezasının çektirilmesi karşısında, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olma şartını sağlamadığını vurgulamıştır. Hukuka aykırılığı saptanan bir cezanın telafisi imkansız bir biçimde uygulanmış olması, anayasal güvencelerin ağır bir ihlali niteliğindedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Cezaevinde haksız verilen ceza uygulandıktan sonra iptal edilirse ne olur? expand_more
İnfaz edilmiş olan bir disiplin cezasının sonradan mahkeme kararıyla iptal edilmesi, temel haklarınızı ihlal eder. Anayasa Mahkemesi'ne göre, hukuka aykırı olduğu saptanan bir disiplin cezasının (örneğin telefon görüşme kısıtlaması) iptal kararı verilene kadar fiilen infaz edilmesi, telafisi imkânsız bir mağduriyet yaratır. Bu durum anayasal güvencelerin ve haberleşme hürriyetinin ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Savunmam alınmadan veya soruşturma açılmadan cezaevinde ceza verilebilir mi? expand_more
Hayır, verilemez. Mahpuslar hakkında usulüne uygun ve yasal bir disiplin soruşturması yürütülmeden doğrudan kısıtlama kararı verilmesi, idare hukuku anlamında açık bir hukuka aykırılık teşkil eder. Haberleşme hürriyeti gibi anayasal haklarınıza yönelik her türlü müdahalenin kanuni prosedürlere, meşru bir amaca ve ölçülülük ilkesine mutlak surette uygun olması gerekir.
İnfaz hakimi haksız bir disiplin cezasının uygulanmasını durdurabilir mi? expand_more
Kesinlikle evet. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca, ceza infaz kurumunun verdiği ceza işlemi açıkça hukuka aykırıysa ve giderilmesi imkânsız sonuçlar doğuracaksa infaz hâkimleri yürütmeyi durdurabilir. Hatta böyle bariz ihlal durumlarında, şikâyetçinin açık bir talebi olmasa bile hâkim resen (kendiliğinden) cezanın infazını durdurmak veya ertelemekle yükümlüdür.
Cezaevinde aynı olaydan dolayı iki farklı disiplin cezası çekmek yasal mıdır? expand_more
Hayır, aynı eylem nedeniyle mükerrer (birden fazla) ceza infaz edilmesi hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararına göre, mahpusun tek bir eylemi yüzünden hem iletişim kısıtlaması hem de hücre cezası gibi çifte ceza çekmesi, müdahalenin ölçülülük şartını sağlamadığını gösterir. Bu tip ölçüsüz sınırlandırmalar, doğrudan anayasal hakların ihlali niteliğindedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir