Karar Bülteni
AYM Erkan Gürel ve Diğerleri BN. 2023/45171
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/45171 |
| Karar Tarihi | 20.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- HAGB itirazları esastan incelenmelidir.
- Matbu gerekçelerle itiraz reddedilemez.
- Sanığın usuli güvenceleri sağlanmalıdır.
- Adil yargılanma hakkı ihlal edilmemelidir.
Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumuna karşı yapılan itirazların mahkemelerce ele alınış biçimini hukuken değerlendirmektedir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların yalnızca şeklî şartlar yönünden ve matbu, kalıplaşmış ifadelerle reddedilmesinin, adil yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini tespit etmiştir. İtiraz mercilerinin, sanıkların davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazlarını değerlendirmeksizin karar vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, HAGB kurumunun itiraz mekanizmasındaki yapısal sorunlara dikkat çeken yerleşik içtihatlarla uyumlu bir yaklaşım sergilemektedir. Uygulamada itiraz mercilerinin yeknesak bir biçimde dosyayı esastan incelemekten kaçınması, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin denetimini imkânsız hâle getirmektedir. Bu nedenle karar, HAGB itirazlarının etkili bir şekilde ve esastan incelenmesi gerektiği yönünde yerel mahkemelere kesin bir yön çizmektedir. İptal edilen HAGB düzenlemeleri ışığında, sanıkların usuli güvencelerinin korunmasının zorunluluğu bir kez daha vurgulanmış olup uygulamadaki keyfîliğin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Erkan Gürel ve diğer başvurucular, haklarında çeşitli suçlamalarla açılan kamu davalarında cezaya çarptırılmış ancak mahkemelerce bu cezalar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Başvurucular, yargılama sürecinde kendilerine yüklenen suçların sabit olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, sundukları bilgi ve belgelerin toplanmadığını ve gösterdikleri tanıkların dinlenmediğini belirterek bu kararlara üst merci nezdinde itiraz etmişlerdir. Ancak yaptıkları bu itirazlar, itiraz mercileri tarafından davanın esasına ve delillere hiç girilmeksizin, sadece kararların şeklen usul ve yasaya uygun olduğu gibi kalıplaşmış ve soyut gerekçelerle reddedilmiştir. Başvurucular, savunma ve iddialarının yargı makamlarınca dikkate alınmaması ve itirazlarının esastan incelenmemesi nedenleriyle hak arama özgürlüklerinin engellendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespiti ve yeniden yargılama yapılmasıdır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve kanun yolu şikâyeti ilkelerine dayanmıştır. Yargılamanın ve hukuki incelemenin temelini, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 kapsamında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu oluşturmaktadır.
Daha önce Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından verilen Atilla Yazar ve diğerleri kararı, HAGB uygulamalarındaki anayasal ve yapısal sorunları detaylı bir şekilde ortaya koyan temel yerleşik içtihat prensibidir. Bu içtihat prensibine göre, sanıkların HAGB kararını kabul etmeye yönelik irade beyanlarının alınmasında ciddi usuli güvence eksiklikleri bulunmakta, mahkemelerce hüküm kurulurken yeterli ve ilgili gerekçeler sunulmamaktadır. Ayrıca, sanığın iddia makamı karşısında savunmasını yaparken dezavantajlı duruma düşürülmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesi ağır biçimde zedelenmektedir.
Hukuki normlara ve yerleşik içtihatlara göre, 5271 sayılı Kanun m.231/12 gereğince HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların, yalnızca şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden değil, davanın esasına yönelik sanık iddia ve delillerini bütünüyle karşılayacak şekilde incelenmesi zorunludur. İtiraz mercilerinin dosyayı esastan incelemeden matbu gerekçelerle ret kararı vermesi, hak arama yolunun ve etkili bir denetim mekanizmasının fiilen bulunmadığı anlamına gelmektedir. Bu derin anayasal sorunlar ve hak ihlalleri sebebiyle Anayasa Mahkemesi, HAGB kurumunu düzenleyen ilgili kanun maddelerinin tamamını daha önceki kararlarında iptal etmiştir. İptal kararları ışığında, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin orantılılığının ve haklılığının denetlenmesinde, itiraz kanun yolunun etkili ve şeffaf bir mekanizma olarak işletilmesi yargılama hukukunun vazgeçilmez bir temel kuralı olarak kabul edilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, Erkan Gürel ve diğer başvurucuların dosyalarını birleştirerek yaptığı incelemede, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmiştir. Başvurucular hakkındaki yargılamalarda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazların, itiraz mercilerince sadece şeklî yönden ve kalıplaşmış matbu gerekçelerle reddedildiği tespit edilmiştir. İtiraz mercilerinin, başvurucuların davanın esasına yönelik ileri sürdükleri delillerin toplanmaması, tanıkların dinlenmemesi ve suçun sübutuna dair esaslı savunmaları hiçbir şekilde tartışmadığı ve bu konulara dair doyurucu bir cevap vermediği anlaşılmıştır.
Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından HAGB kurumu hakkında verilen iptal kararları ve Atilla Yazar ve diğerleri yönündeki emsal kararlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılama sürecinin adil yargılanma hakkının gerektirdiği usuli güvencelerden yoksun olarak yürütüldüğü görülmüştür. HAGB itirazlarının etkili ve esastan bir denetime tabi tutulmaması, başvurucuların hukuki iddialarını yetkili makamlar önünde tartışma imkânını ellerinden almış ve onları iddia makamı karşısında orantısız şekilde dezavantajlı duruma düşürmüştür.
Mahkeme, başvurucuların HAGB kararını kabul etmelerinin, kendilerine tanınan usuli güvencelerden, mahkemeye erişim ve savunma hakkından feragat ettikleri anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır. Yargılama sürecinde izlenen yöntemin, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin kamu gücü tarafından keyfî davranışlara yol açmayacak şekilde denetlenmesi ilkesini karşılamadığı somut verilerle ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.