Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ekoruma Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. |...

Karar Bülteni

AYM Ekoruma Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. BN. 2020/32700

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / 1. Bölüm
Başvuru No 2020/32700
Karar Tarihi 02.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İnternet sitesine erişim engeli ifade özgürlüğüdür.
  • Erişim engeli kararları keyfiliğe karşı güvence içermelidir.
  • Etkili başvuru hakkı çelişmeli yargılama usulünü gerektirir.
  • Yapısal sorun barındıran kanun maddesine dayanılamaz.

Bu karar, internet sitelerine yönelik erişimin engellenmesi kararlarının temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini yapısal ve yasal bir boyutta ele alması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla verilen erişim engeli kararlarının yasal dayanağı olan mevcut kanun hükmünün, usule ilişkin yeterli yargısal güvencelerden yoksun olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmiştir. Özellikle ticari bir faaliyet yürüten şirketin internet sitesine tamamen ve süresiz olarak erişimin engellenmesi, ifade özgürlüğü ile bilgi alma ve verme özgürlüğüne yönelik çok ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Karar, erişim engeli taleplerinin sadece şekli bir incelemeyle değil, her somut olayın özelliklerine göre çatışan menfaatlerin adil biçimde dengelendiği çelişmeli bir yargılama usulüyle denetlenmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi açısından bu karar, daha önce verilen pilot kararların ve iptal hükümlerinin idari ve yargısal mercilerce kesinlikle dikkate alınmasının zorunluluğunu yargı camiasına hatırlatmaktadır. Anayasa Mahkemesi, ilgili kanun maddesinin iptal edilmesine ve hukuki boşluğun doldurulması için yasama organına dokuz ay gibi makul bir süre verilmesine rağmen aradan geçen uzun sürede yeni bir yasal düzenleme yapılmamasını açıkça eleştirmekte, bu geçiş sürecinde verilen erişim engeli kararlarının anayasal kanunilik şartını hiçbir şekilde sağlamadığını belirtmektedir. Dolayısıyla benzer uyuşmazlıklarda mahkemelerin, salt genel ifadelere ve basmakalıp gerekçelere dayanarak süresiz erişim engeli kararı veremeyeceği, itiraz mercilerinin ise kararın orantılılığını titizlikle ve derinlemesine denetlemekle yükümlü olduğu kesinleşmiştir. Bu durum, internet yayıncılığı ve e-ticaret aktörleri için hukuki belirlilik sağlayan, keyfi müdahaleleri frenleyen çok güçlü bir emsal oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Dijital içerik koruma, telif hakları, siber güvenlik ve çevrim içi itibar yönetimi alanında faaliyet gösteren ticari bir şirket, kendi hizmetlerini potansiyel müşterilerine tanıtmak ve satış işlemlerini doğrudan gerçekleştirmek amacıyla kurduğu internet sitesi üzerinden ticari faaliyetlerini sürdürmektedir. Ancak şirketin aktif olarak kullandığı bu internet sitesinde, yalnızca avukatlar tarafından verilebilecek nitelikteki hukuki hizmetlere dair içeriklerin yer aldığı ileri sürülerek yetkili makamlardan siteye erişimin engellenmesi talep edilmiştir.

Sulh Ceza Hâkimliği, sitede yer alan içeriklerin Avukatlık Kanunu kapsamında yalnızca avukatlarca yürütülebilecek işlerden olduğu ve bu haksız durumun doğrudan kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle siteye erişimin tamamen engellenmesine hükmetmiştir. Şirket ise internet sitesinde kesinlikle hukuki iş takibine yönelik bir içerik bulunmadığını, sadece teknik ve bilişim yöntemleriyle koruma hizmeti sunduklarını detaylıca belirterek bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz makamının da bu haklı ve somut talebi hiçbir gerekçe göstermeksizin ve detaylı inceleme yapmaksızın reddetmesi üzerine şirket, ticari faaliyetlerinin tamamen durma noktasına geldiğini, mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü ve etkili başvuru hakkının ağır biçimde ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, ticari siteler de dâhil olmak üzere internet yayınlarına erişimin engellenmesi hususunu temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi çerçevesinde ve oldukça titiz bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Temel haklara yönelik tüm müdahaleler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13 uyarınca ancak kanunla, anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yapılabilir. İfade özgürlüğü ise Anayasa m.26 ile özel olarak koruma altına alınmış olup, internet sitelerine yönelik getirilen her türlü kısıtlama, doğrudan bilgi alma ve verme hürriyetine yönelik bir müdahale teşkil etmektedir.

Somut olaydaki yargısal müdahalenin yasal dayanağı olan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m.9, kişilik haklarının ihlali hâlinde içeriğin yayından çıkarılmasını ve içeriğe erişimin engellenmesini düzenlemektedir. Bununla birlikte, sitede yer alan hizmetlerin niteliğinin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.35 kapsamında yalnızca baroya kayıtlı avukatlarca yapılabilecek işlerden olup olmadığı da mahkemelerin değerlendirme konusu yaptığı temel kurallar arasındadır.

Anayasa Mahkemesi daha önceki yerleşik içtihatlarında ve bilhassa ilgili pilot kararda, 5651 sayılı Kanun m.9'un yapısal bir sorun içerdiğini, keyfiliği önleyecek ve çatışan menfaatleri adil bir şekilde dengeleyecek usule ilişkin güvencelerden tamamen yoksun olduğunu tespit etmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin norm denetimi kararıyla da söz konusu tartışmalı madde iptal edilmiştir. İlgili iptal kararında, hukuka aykırı içeriklerin sınırlandırılmasında kademeli bir müdahale yöntemi öngörülmemesi ve tüm içeriğe erişimin süresiz şekilde engellenmesinin ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale oluşturduğu açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca Anayasa m.40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkı gereğince, itiraz mercilerinin başvurucuların iddia ve somut delillerini dikkate alarak orantılılık denetimi yapması, itirazları karşılayacak çelişmeli yargılama usulünü işletmesi hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu şirketin ticari faaliyetlerini yoğun biçimde yürüttüğü ve marka değeri taşıyan internet sitesine erişimin tamamen engellenmesi şeklindeki idari ve yargısal müdahaleyi, ifade özgürlüğü ile etkili başvuru hakkı ilkeleri çerçevesinde detaylıca incelemiştir. Yapılan derinlemesine değerlendirmede, erişimin engellenmesi kararının 5651 sayılı Kanun m.9 uyarınca alındığı, ancak bu kanun maddesinin temel hak ve özgürlükleri sınırlandırma rejimine uygun düzeyde ve kalitede bir kanunilik şartını taşımadığı kesin bir biçimde vurgulanmıştır.

Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından verilen pilot karara ve söz konusu yasa maddesinin norm denetimi yoluyla bütünüyle iptal edilmesine rağmen, aradan geçen aylar boyunca yasama organı tarafından bu büyük hukuki boşluğu dolduracak yeni ve güvenceli bir yasal düzenleme yapılmadığı açıkça tespit edilmiştir. Mahkeme, mevcut yasal dayanağın kamusal makamların takdir yetkisini makul sınırda tutacak, idari ve yargısal keyfi uygulamaları kökten önleyecek ve demokratik toplum düzeninin gereklerine bütünüyle uygun karar verilmesini sağlayacak usule ilişkin asgari güvenceleri dahi içermediğini yargı mercilerine hatırlatmıştır. Bu bağlamda, kanunilik şartını yapısal olarak sağlamayan bir düzenlemeye dayanılarak ticari faaliyet yürüten bir şirketin sitesine erişimin tamamen ve süresiz olarak engellenmesi, ifade özgürlüğünün doğrudan ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Ayrıca, etkili başvuru hakkı yönünden yapılan hassas incelemede, itiraz makamlarının usul ve esasa dair tutumu sert bir şekilde eleştirilmiştir. Başvurucu şirketin olağan kanun yollarına usulüne uygun şekilde başvurarak erişim engeli kararına itiraz ettiği, ancak ilgili itiraz mercilerinin şirketin haklılığını ortaya koyan iddia ve somut delilleri hiçbir şekilde dikkate almadığı, tarafların çatışan menfaatlerini dengelemeye yönelik en ufak bir yargısal çaba göstermediği saptanmıştır. İtiraz mercilerinin, bütün bir internet sitesine tamamen erişimin engellenmesinin orantılılığını ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu tartışmaksızın, sadece şekli bir incelemeyle ve basmakalıp ifadelerle itirazı reddetmeleri, anayasal etkili başvuru hakkını tamamen işlevsiz kılmıştır. Mahkeme, taraflara çelişmeli bir yargılama usulü sunmayan ve temelinde yapısal sorunlar barındıran bu sürecin, mağdurların hukuki çare arama imkânını bütünüyle ortadan kaldırdığına hükmetmiştir.

Sonuç olarak Birinci Bölüm, erişimin engellenmesi kararı ve itiraz sürecindeki güvence eksiklikleri nedeniyle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: