Anasayfa Karar Bülteni AYM | Keskin Kalem Yay. A.Ş. vd. | BN. 2019/20812

Karar Bülteni

AYM Keskin Kalem Yay. A.Ş. vd. BN. 2019/20812

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/20812
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İnternet haberlerine erişim engeli istisnai durumlarda uygulanmalıdır.
  • İlk bakışta ihlal doktrini katı şartlar altında titizlikle işletilmelidir.
  • Kamuoyunu ilgilendiren haberler basın özgürlüğü güvencesi kapsamındadır.
  • Mağdur çocuğun üstün yararı ile basın özgürlüğü adil dengelenmelidir.
  • Kimliği açık etmeyen haberlere toptancı sansür yaklaşımı uygulanamaz.

Bu karar, internet haberciliği yapan basın organlarının yayımladıkları haberlere getirilen erişimin engellenmesi tedbirinin, ifade ve basın özgürlükleri bağlamındaki sınırlarını netleştirmesi açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle idari ve yargısal merciler tarafından verilen erişim engeli kararlarının "ilk bakışta ihlal" (prima facie) doktrini çerçevesinde yalnızca çok istisnai durumlarda hukuka uygun kabul edilebileceğini bir kez daha vurgulamıştır. Haberin mağdurun kimliğini hiçbir şekilde ifşa etmediği, tamamen kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığı ve toplumsal bir tartışmaya somut bir katkı sunduğu hâllerde, salt genel ve soyut gerekçelere dayanılarak internet sitelerine erişimin toptan engellenmesi, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca yerel mahkemelerin erişim engeli kararı verirken kanuni dayanağı bile açıkça göstermemesi ve itiraz mercilerinin de detaylı inceleme yapmaksızın matbu şablonlarla ret kararları vermesi temel anayasal hakların ve usul güvencelerinin ağır bir ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalarda ve süregelen uygulamalarda bu karar, sulh ceza hâkimliklerinin erişim engeli taleplerini incelerken çok daha titiz ve denetlenebilir bir denge testi yapmalarını zorunlu kılmaktadır. Özellikle cinsel istismar gibi toplumun çok duyarlı olduğu hassas konularda, mağdur çocuğun üstün yararı ile basının halkı bilgilendirme ödevi arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği altı çizilerek emsal bir ilke ortaya konulmuştur. Şayet söz konusu haber içeriğinde çocuğun kimliğini açık eden bir fotoğraf, adres veya spesifik bir kişisel veri bulunmuyorsa, haberin dili kamuoyunu uyarma amacı taşıyorsa erişim engeli kararı verilmemelidir. Uygulamada sıklıkla rastlanan toptancı ve şablon gerekçeli erişim engeli kararlarına karşı, bu içtihat yerel mahkemelere ve itiraz incelemesi yapan mercilere güçlü bir yol gösterici niteliktedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular olan ve internet üzerinden yayın yapan haber sitelerinin sahipleri Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. İle Ali Ergin Demirhan, sitelerinde yayımlanan cinsel istismar konulu haberlere erişimin engellenmesi kararının haksız olduğunu ileri sürerek dava yoluna gitmişlerdir.

Söz konusu uyuşmazlık, Küçükçekmece'de beş yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğramasına ilişkin haberlerin yayımlanması üzerine, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının küçüğün ve ailenin kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle erişimin engellenmesini ve yayın yasağı getirilmesini talep etmesiyle başlamıştır. Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hâkimliği bu talebi kabul ederek ilgili haber sitelerine erişimi engellemiştir. Başvurucular, yayımlanan haberlerde mağdur çocuğun isminin, fotoğrafının veya kimliğini belli edecek herhangi bir bilginin yer almadığını, haberin kamuoyunu bilgilendirme değerinin bulunduğunu ve verilen erişim engeli kararının ifade ve basın özgürlüğünü ağır biçimde kısıtladığını belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanunilik, meşru amaç ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütlerini değerlendirmiştir. Olayda müdahalenin yasal dayanağı olan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m.9 çerçevesinde kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle verilen erişim engeli kararları titizlikle incelenmiştir.

Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplumda orantılı kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması temel şarttır. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun m.9 bağlamında verilen erişim engeli kararlarının duruşmasız, çelişmeli yargılama olmadan ve yirmi dört saat gibi çok kısa bir süre içinde verilmesi nedeniyle "ilk bakışta ihlal" (prima facie) doktrini kapsamında ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu usul, ancak söz konusu internet yayınının kişilik haklarını apaçık, doğrudan ve tartışmasız bir şekilde ihlal ettiğinin ilk bakışta dahi kolayca anlaşıldığı durumlarda istisnai olarak işletilebilir.

Bununla birlikte mahkeme, devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde Anayasa'nın 5. maddesi ve çocuk haklarını özel olarak düzenleyen Anayasa'nın 41. maddesi uyarınca cinsel suç mağduru çocukların üstün yararının gözetilmesini değerlendirmiştir. Suç mağduru çocukların kimliklerinin açıklanmaması ve travmalarının derinleşmesinin engellenmesi 5187 sayılı Basın Kanunu ve ilgili ceza muhakemesi mevzuatında da özel olarak yasaklanmıştır. Ancak idare ve yargı mercileri bu koruma yükümlülüklerini yerine getirirken, basın özgürlüğü ile adil bir denge kurmak zorundadır. Kamuyu bilgilendirme değeri taşıyan haberlerde ölçülülük ilkesine katı bir şekilde uyulması ve tüm habere yönelik sansür niteliği taşıyacak toptancı yaklaşımlardan mutlaka kaçınılması temel hukuk kuralları olarak benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucuların sahibi oldukları haber sitelerinde yayımlanan haber metinlerinin içeriğini, dilini ve haberin kamuoyuna sunuluş biçimini ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, erişime engellenen haberlerde cinsel istismara uğrayan mağdur çocuğun veya ailesinin ismine, açık adresine, fotoğrafına, görüntülerine veya tanınmalarını sağlayacak nitelikte başka herhangi bir kişisel veriye hiçbir şekilde yer verilmediği açıkça tespit edilmiştir. Haberlerin, ağırlıklı olarak resmi makamların, baronun açıklamalarına ve olayın şahitlerinin beyanlarına dayandığı görülmüştür.

Anayasa Mahkemesi, küçük bir çocuğun yaşadığı mahallede böylesi ağır bir suça maruz kalmasına ilişkin haberin genel yarara yönelik ciddi bir toplumsal tartışmaya katkı sağladığını ve tartışmasız biçimde kamuyu bilgilendirme değeri taşıdığını vurgulamıştır. Bu tür olayların haberleştirilmesinin, çocuk istismarının nasıl engellenebileceği konusunda yetkilileri ve toplumu uyarma, gerekli önlemlerin alınmasını talep etme ve kamu vicdanını rahatlatma gibi çok önemli demokratik işlevleri bulunduğunun altı çizilmiştir.

Kararı veren sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli kararı tesis ederken haberlerin içeriklerine yönelik hiçbir somut inceleme yapmadığı, haberlerde kullanılan dilin veya üslubun basın özgürlüğü ve dilekçe hakkı sınırlarını aşıp aşmadığını hiçbir şekilde değerlendirmediği belirlenmiştir. Yalnızca şablon ifadelerle, mağdurun gelecekteki yaşantısının olumsuz etkilenebileceği gibi genel ve varsayımsal ihtimallere dayanılarak verilen bu sansür niteliğindeki karar, hukuki dayanaktan tamamen yoksun bulunmuştur. Aynı şekilde, başvurucuların bu erişim engeli kararına karşı yaptıkları detaylı itirazların da itiraz merci olan bir diğer sulh ceza hâkimliği tarafından hiçbir somut gerekçe sunulmadan, davanın özüne inilmeden ve çocuğun kimliğini titizlikle gizleyen haberler bağlamında bir ayrım yapılmadan şablon kararlarla reddedildiği saptanmıştır.

Tüm bu veriler ışığında yayımlanan haberlerin kişilik haklarına "ilk bakışta ihlal" doktrini bağlamında ağır ve açık bir zarar vermediği, yetkili idari ve yargısal makamların basın özgürlüğü ile çocuğun üstün yararı arasında kurulması gereken o hassas ve adil dengeyi sağlayamadığı kesin kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: