Karar Bülteni
AYM Abdullah Burak Yükselen BN. 2021/7964
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi / İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/7964 |
| Karar Tarihi | 26.03.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İnfaz hâkimlikleri şikâyetlerin esasını incelemekle yükümlüdür.
- Etkili başvuru hakkı şekli değil pratik olmalıdır.
- Şikâyetlerin usulden reddi hak ihlali sonucunu doğurur.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin hak arama hürriyetleri ve adalete erişimleri bağlamında son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların ceza infaz kurumu uygulamalarına karşı infaz hâkimliklerine yaptıkları şikâyetlerin, esasa girilmeden şekli gerekçelerle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu açıkça vurgulamıştır. Hukuken bu durum, devletin kişilere hak ihlallerini önleyecek, sonlandıracak veya telafi edecek etkili ve pratik bir başvuru yolu sunma pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediği anlamına gelmektedir. Yargı makamlarının dar ve şekilci yorumlardan kaçınarak ihlal iddialarının esasını mutlaka incelemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Emsal etkisi yönünden değerlendirildiğinde, karar, infaz hâkimliklerinin yetki ve sorumluluklarını genişletici, temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yaklaşım sergilemelerini zorunlu kılmaktadır. Uygulamada sıkça rastlanan "idarece tesis edilmiş kesin bir işlem yok" veya "kurum kararı alınması için koşullar oluşmadı" gibi matbu gerekçelerle şikâyetlerin usulden reddedilmesi pratiğinin önüne geçilecektir. Mahpusların dış dünyayla olan iletişim hakları ve özellikle ziyaretçi kabulleri gibi konularda maruz kaldıkları idari sürüncemelerin yargısal denetim dışında bırakılamayacağı kesinleşmiştir. Bu yönüyle karar, infaz hukukunda mahpus haklarının korunması ve yargısal denetimin etkinleştirilmesi hususunda güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, mevzuat gereği hakkı olan üç kişilik ziyaretçi listesine eklenmesi için bir yakınının ismini kurum idaresine bildirmiştir. Ancak, idare tarafından ismi bildirilen kişi hakkındaki güvenlik araştırması iki yılı aşkın bir süre boyunca hiçbir şekilde tamamlanmamıştır. Kurumun bu eylemsizliği ve sürecin haddinden fazla uzaması üzerine başvurucu, mağduriyetini gidermek adına söz konusu kişiyi listeden çıkararak yerine başka birini eklemek istemiş ve bu talebini infaz hâkimliğine yazılı olarak iletmiştir. İnfaz hâkimliği ise güvenlik araştırmasının henüz bitmediğini ve kurum idaresince alınmış kesin ve somut bir ret kararı bulunmadığını öne sürerek talebin esasına hiç girmeden şikâyeti şeklen reddetmiştir. Ağır ceza mahkemesinin de bu karara yapılan itirazı reddetmesi üzerine, idari bir gecikme yüzünden yıllarca görüşme hakkını kullanamayan ve itirazları dinlenmeyen başvurucu, özel hayata saygı hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 20 kapsamında korunan özel hayata saygı hakkı ve Anayasa m. 40 ile güvence altına alınan etkili başvuru hakkı ilkelerini temel almıştır. Etkili başvuru hakkı, temel bir hakkı ihlal edilen kişinin, bu ihlali önlemeye, durdurmaya veya telafi etmeye elverişli yargısal veya idari yollara fiilen ulaşabilmesini gerektirmektedir. Sadece kâğıt üzerinde veya mevzuatta bir başvuru yolunun bulunması yeterli olmayıp, bu yolun uygulamada da başarı şansı sunması ve makul bir şekilde işlemesi şarttır. Şikâyet yollarının yalnızca teorik kalmaması anayasal bir emirdir.
Ceza infaz hukukunda mahpusların şikâyet haklarını düzenleyen 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 4 uyarınca; hükümlü ve tutukluların kurum içindeki barınma, sağlık, dışarıyla ilişkiler gibi işlem veya faaliyetlere yönelik şikâyetlerini incelemek ve esastan karara bağlamak infaz hâkimliklerinin asli ve temel görevidir. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, mevzuatın yargı merciine başvurma imkânını ortadan kaldıracak veya kısıtlayacak şekilde dar yorumlanmaması, yargı makamlarınca temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yaklaşım benimsenmesi zorunludur. İnfaz hâkimlikleri, kendilerine yöneltilen mahpus şikâyetlerini, şekli nedenlerin arkasına sığınmadan, savunulabilir iddialar kapsamında geniş bir şekilde esastan incelemeli ve şayet koşullar oluşmamışsa bunu ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklamalıdır. Mahpusların iletişim ve ziyaretçi kabulleri gibi konulardaki taleplerinin, idari bir karar yokluğu veya eksik işlem gerekçesiyle esastan incelenmemesi, devlete yüklenen etkili bir yargısal sistem kurma pozitif yükümlülüğünün açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun somut olaya ilişkin iddialarını incelediğinde, ziyaretçi listesi değişikliği talebinin makul sürede karşılanmadığı ve başvuru yollarının işlevsiz bırakıldığı sonucuna varmıştır. Başvurucu, ziyaretçi listesine bildirdiği kişinin araştırma sürecinin iki yıldan fazla sürmesi sebebiyle listeyi değiştirmek istemiş, ancak infaz hâkimliği bu şikâyeti, idarece verilmiş somut ve kesin bir ret kararı bulunmadığı gerekçesiyle esasa girmeden, sadece "karar verilmesine yer olmadığına" hükmederek geri çevirmiştir. İtiraz mercisi olan ağır ceza mahkemesi de bu şekli eksikliği gidermeye yönelik esastan bir inceleme yapmamış ve yapılan itirazı doğrudan reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, yargı makamlarının söz konusu yaklaşımını eleştirerek, başvurucunun şikâyetinin doğrudan davanın esasına girilmek suretiyle derinlemesine değerlendirilmesi gerektiğini tespit etmiştir. İnfaz hâkimliğinin ret kararında, ilgili mevzuatın temel hak ve özgürlükleri gözeten yeterli gerekçeler içermediği, idari gecikmenin yarattığı hak mahrumiyetinin göz ardı edildiği ve bu durumun başvurucuya uygun bir telafi imkânı sunmaktan tamamen uzak olduğu açıkça vurgulanmıştır. Ağır ceza mahkemesinin de bu hukuki eksikliği gidermemesi sonucunda, başvurucunun özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu ileri sürdüğü müdahalenin denetlenmesi için asgari güvenceleri barındıran ve pratikte fiilen işleyen etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı belirlenmiştir. Mahpusların dış dünyayla bağlarını sağlayan ziyaretçi kabul süreçlerindeki fiili engellemelerin yargı makamlarınca incelenmekten imtina edilmesi Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. İdari veya yargısal makamların şekilci yorumlarla bireylerin hak arama özgürlüklerini kısıtlayamayacağı ve başvurucuya yönelik müdahalenin giderimi için etkili bir yargısal denetim yapılmadığı netleşmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.