Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9206 E. 2024/10852 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9206 E. 2024/10852 K.

Bu karar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetmenleri tarafından tutulan tutanakların hukuki niteliğini ve işçilik alacağı davalarında kesinleşen mahkeme tespitlerinin idari işlemlere etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay, işveren vekili tarafından herhangi bir çekince yani ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan durum tespit tutanaklarının Kurum işlemleri açısından son derece güçlü bir dayanak olduğunu vurgulamıştır. Aynı zamanda, sigortalının açtığı işçilik alacağı davasında belirlenen ve işveren tarafından itiraz edilmeyerek kesinleşen gerçek ücret miktarının, usuli kazanılmış hak teşkil edeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu durum, söz konusu kararın Kurum işlemlerinin haklılığını kanıtlayan reddedilmez bir delil olacağını hüküm altına almaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No 2024/9206
Karar No 2024/10852
Karar Tarihi 12.11.2024
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İhtirazı kayıtsız imzalanan tutanak bağlayıcı delil niteliğindedir.
  • gavel Kesinleşen işçilik alacağı kararı güçlü delil oluşturur.
  • gavel İstinaf edilmeyen bilirkişi raporu kazanılmış hak doğurur.
  • gavel Kurum denetmen raporları aksi ispatlanana kadar geçerlidir.

Bu karar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetmenleri tarafından tutulan tutanakların hukuki niteliğini ve işçilik alacağı davalarında kesinleşen mahkeme tespitlerinin idari işlemlere etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay, işveren vekili tarafından herhangi bir çekince yani ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan durum tespit tutanaklarının Kurum işlemleri açısından son derece güçlü bir dayanak olduğunu vurgulamıştır. Aynı zamanda, sigortalının açtığı işçilik alacağı davasında belirlenen ve işveren tarafından itiraz edilmeyerek kesinleşen gerçek ücret miktarının, usuli kazanılmış hak teşkil edeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu durum, söz konusu kararın Kurum işlemlerinin haklılığını kanıtlayan reddedilmez bir delil olacağını hüküm altına almaktadır.

Benzer davalar ve uygulamadaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar işverenlerin idari denetim tutanaklarını imzalarken ve işçilik alacağı davalarındaki bilirkişi raporlarına itiraz ederken çok daha dikkatli olmaları gerektiğini göstermektedir. İş mahkemelerinde işçi lehine kesinleşen ücret tespitlerinin, sadece o işçilik alacağı davası ile sınırlı kalmayıp SGK'nın prim tahakkuk ve idari para cezası işlemlerine de doğrudan ve kaçınılmaz olarak yansıyacağı netleşmiştir. Kurum denetimlerinde saptanan eksik prim bildirimlerine karşı açılacak iptal davalarında, mahkemelerin başka dosyalarda kesinleşen olguları ve usuli kazanılmış hakları kesinlikle göz ardı edemeyeceği ilkesi, hukuk sistemindeki uygulama birliğini sağlamak adına büyük önem taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı şirket, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kendisine tebliğ edilen ek aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenmesi işleminin iptali için SGK'ya karşı dava açmıştır. Olayın temelinde, SGK denetmenleri tarafından şirkette yapılan bir inceleme yatmaktadır. Bu denetim sonucunda hazırlanan raporda, işyerinde çalışan bir işçinin maaşının kuruma eksik bildirildiği tespit edilmiştir. Kurum, işçinin aslında aylık net 5.000 TL ücret aldığını belirleyerek işverenden geriye dönük prim belgelerini düzeltmesini istemiştir. İşveren ise kurumun bu tespitinin gerçeği yansıtmadığını, işçinin kuruma eksik bildirim yapılmadığını ve denetim raporunun hatalı olduğunu iddia ederek bu işlemin iptalini mahkemeden talep etmiştir. Davalı SGK ise denetim tutanağının işveren vekilince imzalandığını ve işlemin tamamen hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı hukuki ilkelerin başında, Sosyal Güvenlik Kurumu denetim elemanları tarafından tutulan tutanakların delil niteliği ve medeni usul hukukundaki usuli kazanılmış hak kurumu gelmektedir. Kurum denetmenlerince mevzuata uygun olarak işyerlerinde düzenlenen tutanaklar, hukuken aksi maddi delillerle sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilen resmî belgelerdir. İşveren veya yasal vekili tarafından tutanağa herhangi bir itiraz şerhi düşülmeden atılan imzalar, o belgedeki maddi olguların işverence peşinen kabul edildiği anlamına gelir.

Bununla birlikte, yargılama hukukunun en temel ve değişmez kurallarından biri olan "usuli kazanılmış hak" ilkesi bu davada çözümün ana odağı olmuştur. Bir mahkeme kararının veya hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflarca itiraz edilmemesi ya da üst kanun yoluna taşınmaması durumunda, söz konusu tespitler itiraz etmeyen taraf aleyhine kesinleşir. İş uyuşmazlıklarında, işçinin açtığı alacak davasında mahkemece kabul edilen ve işveren tarafından istinaf edilmeyen gerçek ücret tespiti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında artık diğer yargılamalarda tartışılamaz bir gerçeklik olarak kabul edilir.

Ayrıca, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, işverenler yanlarında çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançlarını gerçek ücret üzerinden kuruma bildirmekle yükümlüdür. Gerçek ücretin Kuruma eksik bildirilmesi durumunda, Kurumun resen ek bildirge isteme, eksik primleri hesaplama ve tahsil etme yetkisi yasal bir zorunluluktur. Yargıtay içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere, farklı mahkemelerde aynı maddi vakıaya ilişkin verilen kararların birbiriyle çelişmemesi, kesinleşen tespitlerin diğer davalarda güçlü ve bağlayıcı delil olarak kabul edilmesi, hukuki güvenlik ilkesinin ve yargıya olan güvenin vazgeçilmez bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayın mahkemece incelenmesinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen 21.12.2018 tarihli denetmen raporuna doğrudan dayanak teşkil eden 04.09.2018 tarihli bir durum tespit tutanağının dosyada bulunduğu saptanmıştır. Bu kritik tutanakta, ilgili işçinin aylık net 5.000,00 TL ücret aldığı açıkça yazılmış ve işçinin beyanı alınarak imzası attırılmıştır. Daha da önemlisi, aynı tutanak davacı şirketin işveren vekili sıfatını taşıyan yetkilisi tarafından hiçbir itiraz veya ihtirazi kayıt konulmaksızın, serbest iradeyle imzalanmıştır. Bu durum, tutanaktaki maaş miktarının ve maddi olguların işveren tarafınca o an itibarıyla tereddütsüz biçimde kabul edildiğini açıkça göstermektedir.

Yargıtay tarafından dikkatle değerlendirilen bir diğer belirleyici husus, ilgili işçi tarafından aynı işverene karşı açılan işçilik alacakları davasıdır. Bursa 11. İş Mahkemesi'nde görülen o davada, işçinin aylık net 5.000,00 TL ücretle çalıştığı yönünde hazırlanan bilirkişi raporuna işveren tarafınca yasal süresi içinde hiçbir itiraz edilmemiştir. Mahkeme, itirazsız geçiştirilen bu bilirkişi raporuna dayanarak işçinin gerçek ücretini kesin olarak tespit etmiş ve işveren, bu mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna dahi başvurmamıştır. İstinaf edilmeden kesinleşen bu emsal nitelikteki ücret tespiti, işveren aleyhine yargılamada açık bir usuli kazanılmış hak teşkil etmiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bir yanda yetkili idari makamlarca düzenlenen ve ihtirazi kayıtsız imzalanan resmî denetmen tutanağı, diğer yanda kesinleşmiş ve usuli kazanılmış hak oluşturan iş mahkemesi kararı varken, işverenin Kurum işlemine karşı açtığı bu iptal davasının kabul edilmesini açıkça hukuka aykırı bulmuştur. Davacı işverenin eksik prim bildiriminde bulunduğu hususu, birden fazla somut ve kesinleşmiş delille kanıtlandığından, SGK'nın geriye dönük ek aylık prim ve hizmet belgesi istemesine yönelik idari işleminin iptali doğru görülmemiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, usuli kazanılmış haklar ve tutanakların güçlü delil niteliği gözetilmeden iptal davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğuna kanaat getirerek İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

SGK denetim tutanağını itiraz etmeden imzalarsam ne olur? expand_more
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetim elemanlarınca işyerlerinde tutulan durum tespit tutanakları, aksi maddi delillerle ispatlanana kadar geçerli olan resmî belge niteliğindedir. Bir işveren veya işveren vekili olarak bu tutanağı herhangi bir itiraz şerhi (ihtirazi kayıt) düşmeden imzalarsanız, belgede yazılı olan maddi hususları peşinen kabul etmiş sayılırsınız. Yargıtay uygulamalarına göre, serbest iradeyle ve ihtirazı kayıtsız imzalanan bu belgeler bağlayıcı delil niteliğindedir ve Kurumun uygulayacağı idari işlemler için son derece güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.
İşçinin açtığı maaş davası SGK prim borcumu etkiler mi? expand_more
Evet, kesinlikle etkiler ve bu durum uygulamada işverenler için ciddi sonuçlar doğurur. Yasal düzenlemeler uyarınca işverenler, sigortalıların kazançlarını kuruma gerçek ücret üzerinden bildirmek zorundadır. Eğer bir işçiniz alacak davası açar ve o davada gerçek ücretinin kuruma bildirilenden daha yüksek olduğu kesinleşirse, bu hukuki tespit doğrudan SGK işlemlerine de yansır. Hukuki güvenlik ilkesi gereği farklı mahkemelerde aynı maddi vakıaya dair birbiriyle çelişen kararlar verilemeyeceğinden, iş mahkemesinde kesinleşen bu ücret miktarı Kurumun geriye dönük ek prim belgeleri istemesine ve eksik primleri tahsil etmesine yol açar.
İş davasındaki bilirkişi raporuna itiraz etmezsem ne olur? expand_more
Yargılama hukukunun en temel ve değişmez ilkelerinden biri "usuli kazanılmış hak" kuralıdır. İşçinizin açtığı bir davada mahkemeye sunulan bilirkişi raporuna yasal süresi içinde itiraz etmezseniz veya aleyhinize verilen kararı istinaf gibi üst kanun yollarına taşımazsanız, rapordaki tespitler kesinleşir. Örneğin, raporda işçinin maaşı daha yüksek belirlenmişse ve siz itiraz etmeden bu durum kesinleşmişse, bu tespit 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında artık diğer yargılamalarda tartışılamaz bir gerçeğe dönüşür. İstinaf edilmeden kesinleşen emsal nitelikteki bu tespitler, SGK'nın aleyhinize yapacağı idari işlemlere karşı açacağınız muhtemel davalarda haklılığınızı ortadan kaldıran güçlü bir engel oluşturur.
SGK'nın geriye dönük prim talebine dava açıp kazanabilir miyim? expand_more
İdari işlemin iptali için SGK'ya karşı dava açma hakkınız hukuken mevcuttur ancak davanın kabul edilmesi dosyanızdaki delillerin niteliğine ve geçmiş yargı süreçlerinize doğrudan bağlıdır. Emsal Yargıtay kararının açıkça ortaya koyduğu üzere; eğer kurum denetmenlerinin düzenlediği tutanağı ihtirazi kayıt koymaksızın imzalamışsanız ve işçinin gerçek ücretinin yüksek olduğuna dair itirazsız kesinleşmiş bir mahkeme kararı (usuli kazanılmış hak) bulunuyorsa, bu iptal davasını kazanmanız hukuken olanaksız görülmektedir. Yargıtay, kesinleşmiş usuli kazanılmış haklar ve itirazsız imzalanan resmi tutanaklar karşısında, işverenin açtığı iptal davasının kabul edilmesini hukuka aykırı bulmuş ve kararı idare lehine bozmuştur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir