Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avagyan - Rusya Kararı 36911/20 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avagyan - Rusya Kararı 36911/20 B.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından olağanüstü halk sağlığı dönemlerinde ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin verilmiş son derece kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Karar hukuken, bir vatandaşın sosyal medya üzerinden resmi açıklamalara şüpheyle yaklaşmasının veya eleştirel sorular sormasının doğrudan yalan haber yaymak suçu kapsamında cezalandırılamayacağı anlamına gelmektedir. Mahkeme, idari yaptırım süreçlerinde iddia makamının bulunmamasının, yargıcın tarafsızlığını zedeleyen yapısal bir sorun olduğuna da dikkat çekerek adil yargılanma hakkının kurumsal güvencelerini pekiştirmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 3. Bölüm
Başvuru No 36911/20
Karar Tarihi 29.04.2025
Taraflar Avagyan - Rusya
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İfade özgürlüğü kısıtlamaları kesinlikle orantılı olmalıdır.
  • gavel Halk sağlığı endişeleri eleştirel sesleri susturamaz.
  • gavel İdari yargılamada ispat yükü devlete aittir.
  • gavel Şüphe bildiren beyanlar yalan haber sayılamaz.
  • gavel İddia makamının yokluğu tarafsızlığı doğrudan zedeler.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından olağanüstü halk sağlığı dönemlerinde ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin verilmiş son derece kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Karar hukuken, bir vatandaşın sosyal medya üzerinden resmi açıklamalara şüpheyle yaklaşmasının veya eleştirel sorular sormasının doğrudan yalan haber yaymak suçu kapsamında cezalandırılamayacağı anlamına gelmektedir. Mahkeme, idari yaptırım süreçlerinde iddia makamının bulunmamasının, yargıcın tarafsızlığını zedeleyen yapısal bir sorun olduğuna da dikkat çekerek adil yargılanma hakkının kurumsal güvencelerini pekiştirmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, devletlerin dezenformasyonla mücadele adı altında muhalif veya şüpheci sesleri susturmasını engellemekte son derece önemli bir sınır çizmektedir. Özellikle sosyal medya kullanıcılarının, sırf resmi verilere inanmadıklarını belirttikleri için idari mekanizmalarca ağır para cezalarıyla karşılaşmalarının demokratik toplum düzeninde yeri olmadığı vurgulanmıştır. Benzer davalarda bu karar, idarenin ispat yükünü vatandaşa karşı tersine çeviremeyeceği ve kasıtlı bir yalan haber yayma eyleminin somut delillerle kanıtlanması gerektiği yönünde güçlü bir savunma aracı olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mariya Anatolyevna Avagyan isimli bir Rusya vatandaşı, kendi ülkesine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur. Olayların merkezinde, Mayıs 2020 tarihinde, COVID-19 pandemisinin ilk dönemlerinde başvuranın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşım yer almaktadır. Başvuran, güzellik salonunun hizmetlerini tanıtmak için kullandığı ve yaklaşık iki bin altı yüz takipçisi olan Instagram hesabında, yaşadığı Krasnodar bölgesinde hiç koronavirüs vakası olmadığına inandığını ve hastanelerin boş olduğunu belirten eleştirel bir yorum paylaşmıştır.

Bu paylaşım üzerine yerel kolluk kuvvetleri harekete geçmiş ve başvuran hakkında bilerek yalan yanlış bilgi yaymak suçlamasıyla idari para cezası davası açılmıştır. Mahkemede herhangi bir savcı veya iddia makamı bulunmaksızın yapılan yargılama sonucunda, başvuranın COVID-19 vakalarının olmadığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle kendisine otuz bin ruble (yaklaşık üç yüz doksan avro) idari para cezası kesilmiştir. Başvuran, bu haksız cezanın iptal edilmesini, ifade özgürlüğünün ve mahkemede iddia makamı bulunmaması sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek hakkını aramıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi ile adil yargılanma hakkını güvence altına alan 6. maddesini temel almıştır. Ayrıca uyuşmazlığın çıkış noktasını oluşturan Rusya İdari Suçlar Kanunu m.13.15(9) hükmü de detaylıca incelenmiştir. Bu kanun maddesi, kamu güvenliğini tehdit edecek şekilde bilerek asılsız bilgi yayılmasını suç saymaktadır.

Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, ifade özgürlüğüne yapılacak herhangi bir müdahalenin kanunla öngörülmüş olması, meşru bir amaç gütmesi ve demokratik bir toplumda gerekli olması şarttır. Kanunilik ilkesi sadece bir yasa maddesinin varlığını değil, aynı zamanda o yasanın kalitesini, öngörülebilirliğini ve bireylerin davranışlarını buna göre ayarlayabileceği kadar açık olmasını gerektirir. Bilerek asılsız bilgi kavramının muğlaklığı, yetkililere keyfi uygulama alanı açma riski taşımaktadır ve bu riskin dar yorumlanması şarttır.

Hukuk doktrininde maddi olgular ile değer yargıları arasındaki ayrım büyük önem taşır. Maddi olguların doğruluğu ispatlanabilirken, değer yargıları ve şüpheci görüşler için böyle bir katı ispat zorunluluğu aranamaz. Hukukun temel kurallarından biri olan masumiyet karinesi gereği, idari suçlamalarda ispat yükü her zaman devlete aittir; birey suçsuzluğunu veya paylaştığı şüphenin doğruluğunu kanıtlamak zorunda bırakılamaz.

Adil yargılanma hakkı kapsamında ise, mahkemenin tarafsızlığı ilkesi esastır. İdari ceza yargılaması süreçlerinde bir iddia makamının (savcının) bulunmaması, hâkimi hem suçlayan hem de yargılayan konumuna düşürerek objektif tarafsızlığı ortadan kaldıran yapısal bir eksiklik olarak hukuki kurallara kesinlikle aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayı incelerken başvuranın yorumunun kamu sağlığını ilgilendiren önemli bir tartışma bağlamında yapıldığını tespit etmiştir. Ancak başvuranın sosyal medya hesabı küçük ölçekli ticari bir işletme hesabıdır ve söz konusu paylaşım yalnızca tek bir etkileşim alarak oldukça sınırlı bir kitleye ulaşmıştır. Yerel mahkemeler, bu ifadenin kamu güvenliği üzerinde yarattığı gerçek veya potansiyel tehlikeyi değerlendirmek için hiçbir somut adım atmamış, etki analizini tamamen göz ardı etmiştir.

Başvuranın ifadeleri, kanıtlanmış bir gerçeği sunmaktan ziyade, o dönemdeki şeffaflık eksikliğine yönelik bir eleştiri ve resmi açıklamalara duyulan şüphenin doğal bir dışavurumu olarak kabul edilmiştir. Rus mahkemelerinin, iddiaların kasıtlı ve bilerek uydurulmuş yalanlar olduğunu kanıtlaması gerekirken, doğrudan başvuranı virüsün var olmadığını ispatlamaya zorlaması, ispat yükünün hukuka aykırı şekilde tersine çevrilmesi olarak değerlendirilmiştir.

Halk sağlığı acil durumlarında dezenformasyonla mücadele etmek elbette meşru bir amaçtır. Ancak resmi bilgilere şüpheyle yaklaşan veya daha fazla şeffaflık talep eden sıradan vatandaşların ağır şekilde cezalandırılması demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı bir müdahale olarak görülemez. Özellikle pandemi döneminde işleri derinden etkilenen küçük bir işletme sahibi olan başvuran için verilen idari para cezasının, ifade özgürlüğü üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratacak boyutta ağır bir mali yük oluşturduğu açıkça tespit edilmiştir.

Bununla birlikte Mahkeme, idari ceza yargılamasında bir savcının bulunmamasının, başvuranın kusurluluğunun tespitindeki özensiz ve şekli yaklaşımı daha da ağırlaştıran yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekmiştir. Yargıcın adeta iddia makamının rolünü üstlenmesi, mahkemenin tarafsızlığına ağır bir gölge düşürmüştür.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuranın ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Devletin açıklamalarına inanmadığımı sosyal medyada yazarsam ceza alır mıyım? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre, vatandaşların resmi açıklamalara şüpheyle yaklaşması veya eleştirel sorular sorması tek başına yalan haber yaymak olarak değerlendirilemez ve doğrudan cezalandırılamaz. Demokratik bir toplumda, halk sağlığı krizleri gibi olağanüstü dönemlerde dahi dezenformasyonla mücadele adı altında muhalif veya şüpheci seslerin susturulması hukuka aykırıdır. Sıradan vatandaşların daha fazla şeffaflık talep etmesi veya resmi verilere inanmadığını belirten değer yargılarını paylaşması ifade özgürlüğü kapsamında sıkı bir şekilde korunmaktadır.
Yalan haber yaymakla suçlanıyorum, paylaştığımın doğru olduğunu nasıl ispatlarım? expand_more
Hukukun temel ilkelerinden olan masumiyet karinesi gereğince, idari veya cezai yaptırım süreçlerinde ispat yükü her zaman devlete aittir. AİHM, vatandaşın şüphe bildiren beyanlarının veya paylaştığı fikirlerin doğruluğunu ispat etmek zorunda bırakılamayacağına kesin olarak hükmetmiştir. İddia makamının ispat yükünü vatandaşa karşı tersine çevirmesi hukuka aykırıdır; söz konusu ifadelerin bilerek ve kasıtlı olarak uydurulmuş yalanlar olduğunun kamu otoriteleri tarafından somut delillerle kanıtlanması şarttır.
Davamda savcı yoktu, hakim hem suçlayıp hem ceza kesti. Bu yasal ve adil mi? expand_more
Hayır, bu durum adil yargılanma hakkının güvencelerine kesinlikle aykırıdır. AİHM kararlarına göre, idari ceza yargılaması süreçlerinde bir iddia makamının (savcının) bulunmaması, hakimi hem suçlayan hem de yargılayan konumuna düşürmektedir. Bu durum, mahkemenin objektif tarafsızlığını doğrudan ortadan kaldıran ve kusurluluğun tespitinde şekli bir yaklaşıma yol açan yapısal bir eksiklik olarak kabul edilmekte, adil yargılanma hakkının ihlali sayılmaktadır.
Az takipçili hesabımda yaptığım bir yorum yüzünden ağır para cezası alabilir miyim? expand_more
İfade özgürlüğüne yönelik devlet müdahalelerinin demokratik bir toplumda gerekli ve kesinlikle orantılı olması şarttır. AİHM, küçük ölçekli ve sınırlı bir kitleye ulaşan sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar için mahkemelerin gerçek veya potansiyel tehlikeyi değerlendirmeden ağır para cezaları vermesini orantısız bulmaktadır. Sırf resmi bilgilere şüpheyle yaklaştığı için sıradan vatandaşlara kesilen ağır cezalar, ifade özgürlüğü üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yarattığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı kabul edilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir