Anasayfa Karar Bülteni AİHM | EUROPA WAY S.R.L. | BN. 64356/19

Karar Bülteni

AİHM EUROPA WAY S.R.L. BN. 64356/19

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 64356/19
Karar Tarihi 27.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • İfade özgürlüğü düzenleyici kurumların bağımsızlığını gerektirir.
  • Yayın frekansları tahsisi ifade özgürlüğü kapsamındadır.
  • Müdahalenin kanuniliği öngörülebilirlik ve keyfiliğe karşı güvenceyi içerir.
  • Bağımsız kurumlara siyasi müdahale hukuki öngörülebilirliği zedeler.

Bu karar, ifade özgürlüğü ile bağımsız düzenleyici kurumların işleyişi arasındaki kritik ilişkiyi ortaya koyan dönüm noktası niteliğinde bir içtihattır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, televizyon yayın frekanslarının tahsisine ilişkin bir ihale sürecinin yasama organı tarafından sonradan iptal edilmesini, bilgi ve fikir aşılama özgürlüğüne yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Karar, idarenin veya yasama organının, özerk nitelikteki yayın kurullarının münhasır yetki alanına giren konularda, halihazırda devam eden süreçleri keyfi biçimde durdurmasının ve iptal etmesinin hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldırdığını teyit etmektedir.

Öte yandan bu hüküm, benzer davalarda emsal etkisi yaratarak devletlerin medya ve iletişim sektöründeki pozitif yükümlülüklerine güçlü bir ışık tutmaktadır. İletişim alanında çoğulculuğun sağlanması ve temel hakların güvence altına alınması, yalnızca serbest piyasa kurallarının işletilmesine değil, aynı zamanda idari tahsis süreçlerinin siyasi müdahalelerden tamamen uzak, şeffaf ve öngörülebilir bir yasal çerçevede yürütülmesine bağlıdır. Mahkeme, mevcut yasal çerçevenin keyfiliğe karşı asgari güvenceleri sunmaması halinde, söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninde kanunilik şartını taşımayacağını ve dolayısıyla hak ihlali doğuracağını vurgulayarak, uygulamadaki idari işlemlere yüksek bir yasal standart getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuru sahibi Europa Way S. R.l., İtalya'da televizyon yayıncılığı sektöründe faaliyet gösteren bir limited şirkettir. Uyuşmazlık, ülkedeki dijital karasal televizyon yayıncılığına geçiş sürecinde patlak vermiştir. Başvuru sahibi şirket, bağımsız ulusal düzenleyici kurum olan AGCOM tarafından başlatılan ve yayın frekanslarının ücretsiz tahsisini öngören bir ihale usulüne (güzellik yarışması) katılmıştır.

Süreç devam ederken İtalyan hükümeti ve yasama organı araya girerek bu tahsis sürecini önce bir bakanlık kararnamesiyle askıya almış, ardından da yasal bir düzenlemeyle tamamen iptal ederek yerine ücretli bir seçim prosedürü getirmiştir. Başvuru sahibi şirket, ihale sürecinin tam ortasında yasama organı eliyle iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, düzenleyici kurumun bağımsızlığının zedelendiğini ve yayın frekansı alma imkanının elinden alınarak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir. İç hukuk yollarından bir sonuç alamayan şirket, ihlalin tespiti ve tazminat talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu uyuşmazlığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 10 (İfade Özgürlüğü) kapsamında incelemiştir. Kararda, bilgi ve fikir alışverişinin temel araçlarından biri olan televizyon yayıncılığının lisanslama ve frekans tahsis süreçlerinin, doğrudan ifade özgürlüğü ile bağlantılı olduğu vurgulanmıştır. Devletlerin, AİHS m. 10'un üçüncü cümlesi uyarınca yayıncılık faaliyetlerini bir lisans sistemine tabi tutma hakkı bulunsa da, bu yetkinin kullanımı demokratik toplum gereklerine ve hukukun üstünlüğü ilkesine sıkı sıkıya uygun olmalıdır.

Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, bir müdahalenin "kanunla öngörülmüş" sayılabilmesi için sadece iç hukukta bir dayanağının bulunması yeterli değildir; aynı zamanda bu kanunun erişilebilir, öngörülebilir ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle tam uyumlu olması gerekir. Bu bağlamda, yürütme veya yasama organlarına tanınan takdir yetkilerinin sınırlarının açıkça çizilmesi ve keyfi müdahalelere karşı yeterli usuli güvencelerin sağlanması şarttır.

Bununla birlikte, yayıncılık ve görsel-işitsel medya sektöründe, kanunla kendilerine açık yetkiler devredilmiş bağımsız düzenleyici kurumların varlığı, ifade özgürlüğüne yönelik keyfi müdahalelere karşı en temel güvencelerden biridir. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın ilgili ön kararında da açıkça belirtildiği üzere, ulusal düzenleyici kurumların bağımsızlığı, görevlerini tarafsız ve şeffaf bir şekilde yerine getirebilmeleri için esastır. Bu kurumların münhasır yetkisinde olan ve halihazırda başlamış bulunan bir tahsis sürecinin, dışarıdan gelen siyasi veya yasama müdahaleleriyle iptal edilmesi, hem ilgili hukuki direktiflere hem de Sözleşme'nin kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda başvuru sahibi şirketin dijital televizyon yayıncılığı frekansları için açılan ve devam etmekte olan bir ihale sürecine katıldığını, bu sürecin iptal edilip yerine mali bariyerler içeren yeni bir ücretli prosedürün getirilmesinin, şirketin dijital frekans elde etme imkanını zedeleyerek ifade özgürlüğüne yönelik doğrudan bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir. Müdahalenin demokratik toplum gerekleri uyarınca kanunilik şartını taşıyıp taşımadığı incelendiğinde, ihale sürecini iptal eden yasal düzenlemenin, AB hukuku ve ulusal yüksek mahkeme kararları ışığında bizzat iç hukuka aykırı olduğu görülmüştür.

Ulusal yargı mercii olan İtalya Danıştayı, Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın ön kararına dayanarak, yasama organının devam eden bir ihaleye müdahale etmesinin düzenleyici kurum AGCOM'un bağımsızlığını ihlal ettiğine hükmetmiş ve kuruma süreci dış etkilerden uzak bir şekilde yeniden değerlendirme görevi vermiştir. Ancak AGCOM, tamamen bağımsız bir değerlendirme yapması gerekirken, iptal kararını bizzat hukuka aykırı bulunan aynı yasal düzenlemenin belirlediği kamu maliyesi hedeflerine dayanarak onaylamıştır. Mahkeme, bu durumun AGCOM'un bağımsız işleyişini yeniden tesis etme hedefine ulaşılamadığını açıkça ortaya koyduğunu belirtmiştir.

Ulusal yasal ve idari çerçevenin ilgili dönemde şirket açısından öngörülebilir olmadığı, ayrıca demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğünün gerektirdiği keyfiliğe karşı yeterli usuli güvenceleri sağlamadığı belirlenmiştir. İfade özgürlüğünün güvence altına alınması bağlamında medya çoğulculuğunun sağlanması devlete bir pozitif yükümlülük yüklemektedir. Ne var ki, yetkili bağımsız kurumun aldığı yasal kararların siyasi saiklerle sonradan yasama organı tarafından boşa çıkarılması, hem bu pozitif yükümlülükle hem de hukuki belirlilik ilkesiyle açıkça çelişmektedir. Mahkeme ayrıca başvuru sahibinin maruz kaldığı maddi kayıplar ve ihale sürecinde yaptığı masraflar nedeniyle maddi tazminata, ihlal sürecinin yarattığı belirsizlik ve mağduriyet nedeniyle de manevi tazminata hak kazandığını belirtmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuru sahibinin ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı gerekçesiyle ihlal yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: