Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Emrah Ubiç ve Diğerleri Kararı 2020/31305 B.

Anayasa Mahkemesi Emrah Ubiç ve Diğerleri Kararı 2020/31305 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan tutuklu ve hükümlülerin anayasal haklarının korunması bağlamında, ifade özgürlüğü ve etkili başvuru hakkının iç içe geçen sınırlarını çizen oldukça kritik bir içtihat niteliğindedir. Karar, mahpusların cezaevi koşullarını, yönetim uygulamalarını ve idari tedbirleri barışçıl yollarla protesto etmelerinin, ifade özgürlüğünün somut bir tezahürü olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle olağanüstü koşullar barındıran pandemi gibi kriz dönemlerinde, mahpusların yemeği reddetme gibi şiddet içermeyen eylemlerinin anayasal güvence altında olduğu vurgulanmıştır. En önemlisi, idare tarafından verilen disiplin cezalarının yargısal denetimini gerçekleştiren mahkemelerin, incelemelerini yalnızca usule ilişkin şeklî şartlarla sınırlı tutamayacağı hukuken kesin bir dille netleştirilmiştir.
search
8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/31305
Karar Tarihi 17.12.2024
Taraf Emrah Ubiç ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İfade hürriyeti eylemli protestoları da kapsar.
  • gavel Barışçıl protestolar ifade özgürlüğü güvencesindedir.
  • gavel Etkili başvuru hakkı esastan incelemeyi gerektirir.
  • gavel İtiraz mercileri esaslı iddiaları cevapsız bırakamaz.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan tutuklu ve hükümlülerin anayasal haklarının korunması bağlamında, ifade özgürlüğü ve etkili başvuru hakkının iç içe geçen sınırlarını çizen oldukça kritik bir içtihat niteliğindedir. Karar, mahpusların cezaevi koşullarını, yönetim uygulamalarını ve idari tedbirleri barışçıl yollarla protesto etmelerinin, ifade özgürlüğünün somut bir tezahürü olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle olağanüstü koşullar barındıran pandemi gibi kriz dönemlerinde, mahpusların yemeği reddetme gibi şiddet içermeyen eylemlerinin anayasal güvence altında olduğu vurgulanmıştır. En önemlisi, idare tarafından verilen disiplin cezalarının yargısal denetimini gerçekleştiren mahkemelerin, incelemelerini yalnızca usule ilişkin şeklî şartlarla sınırlı tutamayacağı hukuken kesin bir dille netleştirilmiştir.

Benzer davalar ve infaz hukuku uygulamaları açısından bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. İnfaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri için bağlayıcı bir yol haritası sunan bu içtihat, temel haklara müdahale teşkil eden disiplin yaptırımlarının yargısal denetiminde davanın esasına girilmesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır. Derece mahkemelerinin, eylemin ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığını, demokratik toplum düzeninin gereklerini ve orantılılık ilkelerini göz önünde bulundurarak tartışması anayasal bir emirdir. Uygulamada, şikâyet veya itiraz mercilerinin temel hak ihlali iddialarını esastan değerlendirmeksizin salt usul gerekçeleriyle geçiştirmeleri yahut davanın özünü tartışmaktan kaçınmaları, doğrudan etkili başvuru hakkının ihlali olarak kabul edilecektir. Bu yönüyle söz konusu karar, ceza infaz hukukunda yargısal denetimin derinliğini, kalitesini ve insan hakları odaklı niteliğini artırıcı son derece güçlü bir emsal karar hüviyetini taşımaktadır. Hak arama hürriyetinin kâğıt üzerinde kalmaması, bilfiil uygulanması gerektiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ifade edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu ve hükümlü sıfatıyla bulunan başvurucular, koronavirüs (COVID-19) salgını döneminde cezaevinde alınan katı idari tedbirler nedeniyle yaşadıkları büyük zorlukları ve karşılaştıkları mağduriyetleri idareye duyurmak istemiştir. Bu amaç doğrultusunda seslerini duyurabilmek için, herhangi bir şekilde şiddete başvurmadan ve ceza infaz kurumunun genel güvenliğini ya da nizamını bozmadan, idare tarafından kendilerine dağıtılan öğle ve akşam iaşelerini (yemeklerini) topluca almayarak protesto eylemi gerçekleştirmişlerdir.

Cezaevi idaresine bağlı Disiplin Kurulu, mahpusların gerçekleştirdiği bu barışçıl yemek almama eylemi üzerine derhâl disiplin soruşturması başlatmış ve başvuruculara bir ay süreyle haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma şeklinde oldukça ağır bir disiplin cezası vermiştir. Başvurucular, kendilerini ifade etme amacıyla yaptıkları bu barışçıl eylemin cezalandırılamayacağını öne sürerek infaz hâkimliğine itirazda bulunmuştur. İnfaz hâkimliği, disiplin soruşturmasının kanuni sürede bitirilmediği gerekçesiyle esasa hiç girmeden cezayı usulden iptal etmiştir. Ne var ki, savcılığın bu karara itiraz etmesi üzerine dosyayı inceleyen ağır ceza mahkemesi, sürenin geçmediğine hükmederek iptal kararını kaldırmış ve başvurucuların özgürlük iddialarını hiçbir şekilde incelemeksizin disiplin cezasını kesin olarak onamıştır. Yaşanan bu hukuki tıkanıklık ve esasa girilmeme durumu üzerine başvurucular, hak arama yollarının fiilen işlevsiz bırakıldığı gerekçesiyle bireysel başvuru yoluna gitmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu karmaşık uyuşmazlığı incelerken, temel olarak Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü ile 40. maddesinde hayat bulan etkili başvuru hakkı çerçevesinde derinlemesine bir hukuki analiz yapmıştır. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ile davranışların hukuk sistemince dışlandığı hatırlatılmıştır. Ayrıca Anayasa'nın 5. maddesinde, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ile maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların hazırlanmasının devletin en temel amaç ve görevlerinden biri olduğu vurgulanmıştır.

Anayasa'nın 26. maddesine göre herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama hakkına sahiptir. Buradaki "başka yollar" ibaresi, yemeği reddetme gibi eylemli protestoları da kapsayarak her türlü ifade aracını anayasal güvence altına almaktadır. Elbette mahpusların sahip olduğu temel haklara, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kurum disiplini ve düzeni amacıyla müdahale edilebilir.

Ancak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı gereğince, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini iddia eden herkese, bu iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip yargısal yollar geciktirilmeksizin sunulmalıdır. Etkili başvuru hakkı, mağduriyetlerin giderilmesi için öngörülen kanun yollarının sadece mevzuatta şeklen var olmasını değil, pratikte de başarı şansı sunmasını emretmektedir. Mahkemelerin, uyuşmazlığın esasına girerek iddiaları geniş bir şekilde ve yeterli gerekçelerle karşılaması, adil bir yargılamanın vazgeçilmez unsurudur. Aksi hâlde, kanun yollarının kâğıt üzerinde kalması ve hak arama hürriyetinin içinin boşaltılması durumu ortaya çıkacaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların cezaevinde kendilerine verilen yemeği topluca almayarak gerçekleştirdikleri eylemin, kurum güvenliğini tehdit etmeyen, şiddet ve taşkınlık içermeyen barışçıl bir protesto niteliği taşıdığını belirlemiştir. Bu eylemin, başvurucuların içinde bulundukları zorlu pandemi koşullarına yönelik tepkilerini dile getirmek için kullandıkları bir araç, yani ifade özgürlüğü kapsamında bir eylem olduğu idari ve yargısal süreçler boyunca açıkça anlaşılmaktadır. Başvurucular, kendilerine verilen disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğine müracaat ettiklerinde, eylemlerinin anayasal ifade özgürlüğü güvencesi altında bulunduğuna dair son derece somut, savunulabilir ve esaslı hukuki iddialar ileri sürmüşlerdir.

Yargılama sürecine bakıldığında, Kırıkkale İnfaz Hâkimliği, başvurucuların bu esaslı iddialarını esastan değerlendirmek ve bir hak ihlali olup olmadığını irdelemek yerine, sadece disiplin soruşturmasının kanuni süreler içinde tamamlanıp tamamlanmadığına odaklanmış ve salt usule dayalı şeklî bir inceleme ile cezanın iptaline karar vermiştir. Devamında itiraz mercii olarak dosyayı ele alan Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise, sürenin geçmediğine kanaat getirerek infaz hâkimliğinin iptal kararını bütünüyle ortadan kaldırmıştır. Ancak itiraz makamı da davanın esasına girmemiş, başvurucuların ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik o temel ve hayati iddiaları hiçbir şekilde inceleme gereği duymadan, doğrudan disiplin cezasını onama yoluna gitmiştir.

Bu çarpıcı yargısal süreç bir bütün olarak ele alındığında, başvurucuların ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerinden ötürü hukuka aykırı şekilde cezalandırıldıklarına yönelik temel itirazları hakkında, derece mahkemelerince en ufak bir esasa müteallik yargısal değerlendirme yapılmadığı gün yüzüne çıkmıştır. Cezaevi uygulama ve kararlarına karşı olağan şikâyet makamı olan infaz hâkimliği ve onu denetleyen itiraz makamı olan ağır ceza mahkemesi, somut olayda etkili bir hukuk yolu olarak işlememiştir. Bireylerin anayasal haklarını koruma işlevini yerine getirmesi beklenen mahkemeler, iddiaların esasını tartışmaktan kaçınarak idarenin uyguladığı işlemin haklılığını veya orantılılığını hiçbir aşamada yargısal süzgeçten geçirmemiştir. Hâl böyle olunca, hukuki yolların sadece kâğıt üzerinde kaldığı ve pratikte bir koruma sağlamadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların ifade özgürlüğü iddialarının derece mahkemelerince esastan incelenmemesi sebebiyle ifade özgürlüğüyle bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Cezaevinde yemeği almayıp protesto yapmak suç mu? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ceza infaz kurumlarında şiddet içermeyen ve kurumun genel güvenliğini veya nizamını bozmayan eylemler anayasal güvence altındadır. Mahpusların, içinde bulundukları zorlu koşullara yönelik tepkilerini dile getirmek ve idareye seslerini duyurmak amacıyla barışçıl bir şekilde yemeği reddetme eylemi, Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, taşkınlık içermeyen bu tür protestolara derhâl disiplin soruşturması açılarak haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma gibi ağır cezalar verilmesi, doğrudan temel hakların ihlali niteliğini taşıyabilmektedir.
Slogan atmadan veya şiddet uygulamadan tepki göstermek yasak mı? expand_more
Hayır, yasak değildir ve bu durum temel bir anayasal haktır. Anayasa'nın 26. maddesi, düşünce ve kanaatleri "söz, yazı, resim veya başka yollarla" açıklama hakkını açıkça güvence altına almaktadır. Buradaki "başka yollar" ibaresi, yemeği reddetme gibi eylemli protestoları da kapsayarak her türlü barışçıl ifade aracını anayasal koruma altına alır. Şiddete başvurulmadığı ve ceza infaz kurumunun genel düzeni tehlikeye atılmadığı sürece, kendinizi ifade etme amacıyla yaptığınız bu tür sessiz ve eylemli tepkiler hukuken cezalandırılamaz.
Mahkeme itirazımı esastan incelemeden usulden reddederse ne olur? expand_more
Bu durum, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan "etkili başvuru hakkının" ve hak arama hürriyetinin açık bir ihlali anlamına gelir. Mahkemelerin veya şikâyet mercilerinin, temel hak ihlali iddialarını esastan değerlendirmeksizin sadece usul (örneğin süre) gerekçeleriyle geçiştirmesi veya davanın özünü tartışmaktan kaçınması hukuka aykırıdır. Etkili başvuru hakkı, hak arama yollarının sadece kanun metinlerinde şeklen var olmasını değil, pratikte de bireylere yeterli giderim sağlama ve başarı şansı sunmasını emreder. Bu nedenle derece mahkemeleri, iddiaların esasına mutlak surette girmek, uyuşmazlığı yeterli gerekçelerle karşılamak ve idarenin uyguladığı işlemin haklılığını veya orantılılığını yargısal süzgeçten geçirmek zorundadır.
Cezaevinde haksız disiplin cezası aldım, iptal ettirebilir miyim? expand_more
Evet, infaz hâkimliğine başvurarak tarafınıza verilen bu disiplin cezasının iptalini yasal olarak talep edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi emsal kararlarında, bu yargısal denetimin yalnızca soruşturma süresi gibi şeklî şartlarla sınırlı kalamayacağını, mahkemenin temel haklara müdahale teşkil eden cezanın demokratik toplum düzeninin gereklerine ve orantılılık ilkelerine uyup uymadığını mutlaka incelemesi gerektiğini belirtmektedir. Eğer infaz hâkimliği veya itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi, eyleminizin ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirmeden davanın esasına girmekten kaçınarak cezayı onarsa, bu durum kanun yollarının işlevsiz kaldığı anlamına gelecektir. Böyle bir yargısal tıkanıklık yaşandığında, hak ihlalinin tespiti ve mağduriyetinizin giderilmesi için doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir