Karar Bülteni
DANIŞTAY 10. Daire 2017/1950 E. 2022/2523 K.
Danıştay 10. Dairesi | 2017/1950 E. | 2022/2523 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 10. Dairesi |
| Esas No | 2017/1950 |
| Karar No | 2022/2523 |
| Karar Tarihi | 16.05.2022 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Ret |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İdari tedbirler suç ve ceza niteliğinde değerlendirilemez.
- Kamu güvenliği için belge askıya alma hukuka uygundur.
- Eğitim maliyetleri için personelden taahhüt alınması mümkündür.
- Mesleki yeterlilik belgelerinin yenilenmesi idarenin takdirindedir.
Bu karar, demiryolu taşımacılığında kritik bir pozisyonda görev yapan makinistlerin çalışma koşullarını, ehliyet ve bröve süreçlerini düzenleyen yönetmeliğin ilgili hükümlerinin iptali istemine ilişkindir. Danıştay kararı hukuken incelendiğinde, idarenin kamu güvenliği ve kamu yararı amacıyla getirdiği mesleki yeterlilik, düzenli sağlık kontrolü ve belge yenileme zorunluluklarının birer cezalandırma aracı olmadığı tespiti ön plana çıkmaktadır. Yüksek mahkeme, bu zorunluluklara uyulmamasını takiben uygulanan askıya alma işlemlerini, can ve mal emniyetini temin etmeye yönelik zaruri birer idari tedbir olarak nitelendirmiştir. Bilhassa, işverenin yükümlülüğündeki eğitim süreçlerinin aksaması halinde dahi belgenin askıya alınması, sistemin güvenliğinin tavizsiz sağlanması için şart olarak kabul edilmiştir.
Karar, idarenin sektörel regülasyon yetkisinin sınırlarını kamu güvenliği ekseninde geniş bir perspektifle yorumlamakta ve uygulamadaki idari tedbirlerin hukuka uygunluğunu güçlü bir şekilde desteklemektedir. Ayrıca, kurumların kendi personeline yaptığı yüksek maliyetli eğitim yatırımlarının korunması amacıyla iş akitlerine konulacak önleyici tedbir niteliğindeki hükümlerin idare hukuku ilkelerine uygun görülmesi, idareler ve şirketler lehine son derece önemli bir emsal oluşturmaktadır. Danıştay’ın bu yaklaşımı, demiryollarının yanı sıra havacılık ve denizcilik gibi benzer riskli ve kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren meslek gruplarındaki düzenleyici idari işlemlerde de emsal teşkil edecek mahiyettedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı taraf, demiryolu sektöründeki çalışma şartlarını belirleyen Tren Makinist Yönetmeliği'nin bazı maddelerinin iptali istemiyle Ulaştırma Bakanlığı aleyhine iptal davası açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde yatan iddialar; makinistlerin sahip oldukları mesleki ehliyetlerin her on yılda bir mecburi olarak yenilenmesi, çalışanın sağlık durumunda bir şüphe görülmesi veya zorunlu yenileme eğitimlerinin işverence zamanında yaptırılmaması durumunda makinist ehliyetlerinin idarece süresiz askıya alınması hususlarıdır.
Davacı ayrıca, işten ayrılma durumunda makinist brövesinin iptal edilerek belgenin fiziki mülkiyetinin idarede veya şirkette kalmasını öngören kuralın ve eğitim masraflarına karşılık idarenin önleyici tedbirler alabilmesine imkan tanıyan düzenlemelerin hukuka aykırı olduğunu öne sürmüştür. İlgili kuralların çalışma hürriyetini ihlal ettiği, suç ve cezaların şahsiliği ilkesine açıkça aykırı olduğu ve idareye tanınan bu geniş takdir yetkisinin keyfiliğe ya da personele yönelik mobbing uygulamalarına yol açabileceği iddia edilerek anılan kuralların iptali talep edilmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay 10. Dairesi, uyuşmazlığı incelerken idarenin düzenleme yetkisinin anayasal ve yasal dayanaklarını temel almıştır. Kararda öncelikli olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.123 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.124 hükümleri çerçevesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu, kanunla düzenleneceği, bakanlıkların ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarma yetkisine sahip olduğu kuralı vurgulanmıştır.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan mülga 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.8 ve daha sonra bu hükmün yerine geçen 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.477 uyarınca; ilgili Bakanlığın demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin güvenli, kaliteli ve kamu yararına uygun yürütülmesini sağlamakla görevli olduğunun altı çizilmiştir. İdarenin bu kapsamda, makinistler başta olmak üzere sektörde çalışanların mesleki yeterlilik şartlarını belirlemek, eğitim vermek, sınav yaptırmak ve bu faaliyetleri denetlemek hususlarında tam ve yasal olarak yetkili olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, Avrupa Birliği mevzuatına uyum sürecinde yayımlanan dava konusu Tren Makinist Yönetmeliği'nin, sektörel standartları belirleyen 2007/59/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dikkate alınarak hazırlandığı ifade edilmiştir. Yargı mercileri, kamu düzeni ve güvenliği ile doğrudan ilintili olan can ve mal emniyetini sağlama yükümlülüğünün, idareye personel üzerinde düzenli denetim yapma, gerekli fiziksel, ruhsal sağlık ve psikoteknik yeterlilikleri arama hususunda oldukça geniş bir takdir alanı sunduğunu kabul etmiştir. Bu kritik alanda idarece tesis edilen belge askıya alma ve sözleşme tedbirleri gibi idari eylemlerin bir yaptırım veya disiplin cezası değil, doğabilecek kazaları engellemeye matuf zaruri birer idari tedbir olduğu yerleşik idare hukuku prensipleriyle teyit edilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 10. Dairesi, somut olayda iptali istenen yönetmelik hükümlerini detaylı olarak inceleyerek kamu hizmetinin gerekleri ve güvenlik hususlarında önemli tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak, işveren sıfatını haiz işletmeci tarafından makinistlere zorunlu yenileme eğitimi verilmemesi halinde ehliyetin askıya alınması kuralının, makinistin şahsına yönelik bir cezalandırma mahiyetinde olmadığı belirlenmiştir. Bu uygulamanın, demiryolu taşımacılığının emniyetini tehlikeye düşürmesini engelleme amacına yönelik olduğu ve tümüyle kamu güvenliğini sağlamaya matuf zorunlu bir idari tedbir olduğu saptanmıştır. Ayrıca, sonraki süreçte yapılan mevzuat değişiklikleriyle, işveren kaynaklı gecikmelerde makinistin uğrayacağı muhtemel maddi kayıpların bizzat işverence karşılanacağı hüküm altına alınarak çalışanların mağduriyetlerinin önüne geçildiği ifade edilmiştir.
Ehliyetin on yılda bir düzenli aralıklarla yenilenmesi şartının da, yeniden sınava girme zorunluluğu getirmeyip yalnızca personelin güncel sağlık ve psikoteknik durumunun tespiti amacını taşıdığı, bunun da can ve mal kaybını önleme hedefiyle doğrudan örtüştüğü kanaatine varılmıştır. Tren makinist brövesinin mülkiyetinin idarede kalması ve çalışanın işten ayrılma durumunda geçerliliğini yitirmesi kuralı ise, brövenin doğrudan ilgili şirkete, kullanılacak lokomotif tipine veya sefer güzergahına özgü son derece spesifik bilgiler içermesi nedeniyle işin doğasına uygun kabul edilmiştir.
Makinistin genel sağlık durumunun şüpheli görülmesi halinde mesleki brövesinin askıya alınmasını düzenleyen maddedeki şüpheli ibaresi, idari yetkinin kötüye kullanılmasından ziyade can ve mal emniyetinin acil şekilde korunması hedefiyle açıklanmış, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı bulunmamıştır. Eğitim için maddi yatırım yapan kurum veya şirketin, personelin haksız bir şekilde işten ayrılmasına karşı önceden bazı tedbirler alabilmesini öngören fıkra ise, ticari hayatın sürekliliği ve kurum yatırımlarının korunması adına meşru görülmüştür.
Sonuç olarak Danıştay 10. Dairesi, iptali istenen yönetmelik kurallarının kamu güvenliğinin tesisi ve hizmet gereklerine uygun olması nedeniyle davanın reddi yönünde karar vermiştir.