Karar Bülteni
AYM 2021/38395 BN.
Anayasa Mahkemesi | Parhat Halmuradow | 2021/38395 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/38395 |
| Karar Tarihi | 21.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İdari gözetimin hukuka aykırılığını sulh ceza denetler.
- Hukuka aykırı tutulmada idari yargı tazminata hükmetmelidir.
- İdari yargı gözetimin hukukiliğini yeniden değerlendiremez.
- Haksız idari gözetim kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal eder.
Bu karar, yabancıların idari gözetim altına alınması ve bu işleme karşı açılacak tazminat davalarındaki görev ile yetki sınırları bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetiminde münhasır yetkinin sulh ceza hâkimliklerine ait olduğunun altını bir kez daha kesin bir dille çizmiştir. Sulh ceza hâkimliği tarafından idari gözetim kararının hukuka aykırı olduğu tespit edilip kaldırıldıktan sonra, tam yargı davasına bakan idari yargı mercilerinin bu kararın hukuka uygun olup olmadığını kendi başlarına yeniden tartışamayacağı net bir şekilde ifade edilmiştir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, idare mahkemelerinin sulh ceza hâkimliği kararlarına rağmen idari gözetimi hukuka uygun bularak yabancıların tazminat taleplerini reddetmesi sorunu bu kararla bertaraf edilmektedir. Karar, idare mahkemelerinin yetkisinin yalnızca zararın varlığını ve miktarını tespit etmekten ibaret olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Emsal niteliğindeki bu içtihat sayesinde, haksız yere idari gözetim altında tutulan yabancıların Anayasa'nın 19. maddesi güvencesi altındaki tazminat haklarına kavuşmaları ciddi ölçüde kolaylaşacak ve idari yargı ile adli yargı arasındaki yetki çatışmalarından doğan silsile mağduriyetlerin kesin olarak önüne geçilecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Türkiye'de yasal kalış hakkı bulunmayan Türkmenistan uyruklu başvurucu Parhat Halmuradow, polis kontrolünde yakalanmış ve hakkında Kütahya İl Göç İdaresi tarafından sınır dışı etme ile idari gözetim kararı alınmıştır. Başvurucunun itirazı üzerine İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği idari gözetim kararını hukuka aykırı bularak kaldırmış ve başvurucunun serbest bırakılmasına karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucu, hukuka aykırı şekilde idari gözetim altında tutulduğu günlere ilişkin olarak uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle İzmir Valiliğine başvurmuş, talebinin zımnen reddedilmesi üzerine idare mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Ancak idare mahkemesi, idari gözetim işleminin hukuka aykırı olmadığını belirterek tazminat talebini esastan reddetmiştir. Uyuşmazlık, sulh ceza hâkimliğince hukuka aykırı bulunan bir tutulma işlemi nedeniyle açılan tazminat davasının idare mahkemesince esastan reddedilmesinin hak ihlali yaratıp yaratmadığına ilişkindir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 19. maddesinde herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu, usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması hâlleri dışında kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir. Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararların tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği açıkça düzenlenmiştir. Yabancıların sınır dışı edilmek amacıyla tutulmalarına ilişkin temel usul ve esaslar ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında belirlenmiştir.
Bu yasal çerçeveye göre 6458 sayılı Kanun m. 57 uyarınca, hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılardan kaçma ve kaybolma riski bulunanlar valilik kararıyla idari gözetim altına alınabilmektedir. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itiraz edilebilmektedir. Kanun koyucu, idari gözetim kararının hukuka uygunluğunu denetleme yetkisini idari işlemlere bakmakla genel görevli olan idare mahkemelerine değil, münhasıran sulh ceza hâkimliklerine vermiştir.
Bu hukuki çerçevede, idari veya adli yargıda açılacak tazminat davalarında ilgili mahkemenin yetkisi, idari gözetim kararının hukuka uygunluğunu yeniden denetlemek değildir. Mahkemenin görevi, yalnızca idari gözetim kararı nedeniyle bir zararın doğup doğmadığını ve doğmuşsa miktarını tespit etmekten ibarettir. Sulh ceza hâkimliği tarafından idari gözetimin hukuka aykırı olduğu bir kez tespit edilmişse, kişinin haksız tutulmadan doğan zararlarının tazmin edilmesi anayasal bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda başvurucu hakkında tesis edilen idari gözetim kararı, İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından hukuka aykırı bulunarak kaldırılmış ve başvurucu derhâl serbest bırakılmıştır. İdari gözetim kararının hukukiliğini denetleme noktasında kanunen asli ve münhasır yetkiye sahip olan sulh ceza hâkimliği tarafından tutulmanın hukuka aykırı olduğu açıkça ve kesin olarak tespit edilmiştir.
Başvurucu, bu hukuka aykırı tutulma nedeniyle özgürlüğünden mahrum kaldığı süreler için uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini maksadıyla idare mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Ancak İzmir 1. İdare Mahkemesi, sulh ceza hâkimliğinin kesinleşmiş olan hukuka aykırılık tespitini göz ardı etmiş, idari gözetim işleminin kendi değerlendirmesine göre haksız ve hukuka aykırı olmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. İstinaf mercii konumundaki bölge idare mahkemesi de bu hatalı kararı onamıştır.
Oysa sulh ceza hâkimliğinin açık hukuka aykırılık tespitine rağmen idare mahkemesinin idari gözetimi hukuka uygun bularak tazminat talebini reddetmesi, başvurucunun haksız tutulma nedeniyle tazminat elde etmesini tamamen imkânsız hâle getirmiştir. İdare mahkemesinin yetkisi, tutulmanın hukuka uygunluğunu en baştan yeniden incelemek değil, sadece tazminat şartlarının oluşup oluşmadığını ve zararın miktarını değerlendirmekle sınırlıdır. Başvurucunun idari gözetim kararının haksızlığı adli merci tarafından sabit görülmesine rağmen anayasal tazminat hakkından mahrum bırakılması, temel hak ve güvencelerin açık bir ihlali niteliğindedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idari gözetim kararının hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesine rağmen açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.