Anasayfa Karar Bülteni AYM | Abdül Habib Osmani | BN. 2022/71895

Karar Bülteni

AYM Abdül Habib Osmani BN. 2022/71895

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/71895
Karar Tarihi 21.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İdari gözetime itiraz etkili şekilde incelenmelidir.
  • Hâkimlikler denetim görevini özenle yerine getirmelidir.
  • Şeklî eksiklikler özgürlük hakkını ortadan kaldıramaz.
  • Kişi hürriyeti kesintisiz yargısal güvence altındadır.

Bu karar, idari gözetim altına alınan yabancıların hürriyetlerinden yoksun bırakılmalarına karşı yaptıkları itirazların yargı mercilerince büyük bir titizlikle ve esasa girilerek incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunmasında sulh ceza hâkimliklerine düşen denetim görevinin sadece şeklî bir incelemeden ibaret olamayacağını, idarenin eksik veya hatalı bilgilendirmelerine karşı mahkemelerin aktif bir araştırma yükümlülüğü bulunduğunu açıkça vurgulamıştır. Hâkimliğin, başvurucunun bizzat sunduğu belgeleri dikkate almadan sırf idarenin harf hatasından kaynaklanan yanıtına dayanarak karar vermesi, yargısal denetimin etkililiğini ortadan kaldıran ağır bir anayasal ihlal olarak nitelendirilmiştir.

Uygulamada, idari gözetim kararlarına karşı yapılan itirazlarda sulh ceza hâkimliklerinin idarenin sunduğu kısıtlı verilerle yetinerek şikâyetleri usulden veya esastan hızla reddetme eğilimi sıkça karşılaşılan bir sorundur. Bu emsal karar, hâkimliklerin salt idari kurumların cevaplarına itibar ederek karar veremeyeceğini, dosyaya sunulan somut delilleri, gözetim kararı örneklerini ve tarih/sayı numaralarını bizzat dikkate alarak maddi gerçeği araştırmak zorunda olduklarını net bir biçimde göstermektedir. Bundan sonraki benzer davalarda, idarenin isim benzerliği, harf hatası veya sistem eksikliği gibi gerekçelerle eksik bilgi sunması, mahkemeler için dosyayı kapatma gerekçesi olamayacaktır. Karar, kişi hürriyeti söz konusu olduğunda yargısal denetimin pürüzsüz ve tam bir şeffaflıkla işlemesi gerektiğini tescilleyerek güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Afganistan vatandaşı olan başvurucu, ikamet izni almak amacıyla göç idaresine başvurduğunda sistemde farklı isimlerle birden fazla kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine hakkında resmî belgede yalan beyan suçundan soruşturma başlatılmış ve kamu düzeni için tehdit oluşturduğu gerekçesiyle sınır dışı edilmesine, bu süreçte de altı ay süreyle idari gözetim altında tutulmasına karar verilmiştir.

Başvurucu, idari gözetim kararının haksız olduğunu belirterek idari gözetimin kaldırılması ve serbest bırakılması talebiyle sulh ceza hâkimliğine itiraz etmiştir. Hâkimlik, göç idaresinden bilgi istemiş ancak idare, isimdeki bir harf farklılığı nedeniyle sistemde kayıt bulunamadığını bildirmiştir. Hâkimlik de başvurucunun dosyaya sunduğu idari gözetim kararı evrakını dikkate almadan, sırf idarenin bu yazısına dayanarak karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Başvurucu, haksız yere alıkonulduğunu ve itirazının makul bir şekilde incelenmediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini teminat altına alan hükümlerine ve yabancılar hukukunun temel kanuni düzenlemelerine dayanmıştır.

Yabancıların idari gözetim altında tutulması ve buna karşı yapılacak itirazların usulü, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.57 ile düzenlenmiştir. Bu kanun maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, idari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilmektedir. Kanun koyucu, özgürlükten yoksun bırakma sonucunu doğuran bu idari işlemin denetimi için idare mahkemeleri yerine özellikle sulh ceza hâkimliklerini görevlendirerek kişi hürriyetine verilen büyük önemi vurgulamıştır.

Bununla birlikte, Anayasa m.19/8 hükmü, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişinin, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkını güvence altına almaktadır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetlerini inceleyen yargı merciinin sadece teorik bir denetim yapması yeterli değildir; bu denetimin uygulamada da sonuç alınabilir, erişilebilir ve etkili olması şarttır. Mahkemeler, kişinin itirazlarını değerlendirirken gerekli özeni göstermeli, sunulan delilleri dikkatle incelemeli ve idarenin şeklî veya eksik cevaplarına dayanarak yargısal denetim yetkisini işlevsiz hâle getirmemelidir. Aksi bir tutum, anayasal bir güvence olan yetkili bir yargı merciine etkili başvuru hakkının özünü zedeleyecektir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun idari gözetim kararının kaldırılması talebiyle yaptığı itiraz sürecini detaylı bir biçimde incelemiştir. Başvurucu, süresi içinde sulh ceza hâkimliğine itirazda bulunurken, dilekçesinin ekinde hakkında tesis edilen idari gözetim kararının bir örneğini de açıkça sunmuştur. Ancak sulh ceza hâkimliği, göç idaresine müzekkere yazarak durumu sormuş, idare ise "ABDUL" yerine "ABDÜL" şeklinde Türkçe karakterli bir sorgulama yaptığı için sistemde kayıt bulamadığını bildirmiştir. Üstelik idare, kararın tarih ve sayısının bildirilmesi hâlinde detaylı sorgulama yapabileceğini de yazısında açıkça belirtmiştir.

Sulh ceza hâkimliği, başvurucunun dilekçe ekinde zaten sunmuş olduğu idari gözetim kararının tarih ve sayısını idareye bildirip detaylı ve doğru bir araştırma yapılmasını sağlamak yerine, son derece eksik ve özensiz bir yaklaşımla başvurucunun geri gönderme merkezinde kaydının bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, bu durumun yargısal denetimin etkililiğini tamamen ortadan kaldırdığını tespit etmiştir. İdare tarafından yapılan basit bir harf hatası ve eksik sorgulamanın, mahkeme tarafından mutlak doğru kabul edilerek incelemenin sonlandırılması, kişinin özgürlük talebinin cevapsız bırakılması anlamına gelmektedir. Başvurucunun kendi imkânlarıyla gerekli belgeleri sunmuş olmasına rağmen, yargı makamının bu belgeleri göz ardı ederek idarenin yanıltıcı yazısına üstünlük tanıması, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının gerektirdiği adli denetim özeniyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Hak arama yolunun sadece kâğıt üzerinde kalmaması, fiilen de sonuç doğurucu şekilde işletilmesi anayasal bir zorunluluktur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idari gözetim kararına karşı etkili bir başvuru imkânı sağlanmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve manevi tazminat talebini kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: