Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2021/16563 E. 2021/2900 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2021/16563 |
| Karar No | 2021/2900 |
| Karar Tarihi | 27.09.2021 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İdarenin takdir yetkisi kamu yararı ile sınırlıdır.
- Uyumsuz personelin görev yeri değişikliği hukuka uygundur.
- Görev yeri değişikliği bir disiplin cezası değildir.
- Hizmetin sağlıklı işlemesi için naklen atama yapılabilir.
Bu karar, kamu kurumlarında görev yapan sözleşmeli veya kadrolu personelin görev yerinin idare tarafından tek taraflı değiştirilmesinin hukuki sınırlarını net bir şekilde çizen önemli bir içtihattır. Karar metninde açıkça vurgulandığı üzere, idarenin personelini atama ve görev yerini belirleme konusundaki takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, daima kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmıştır. Somut uyuşmazlıkta Danıştay, çalışma arkadaşları, idareciler ve kurumdan hizmet alan üçüncü şahıslar ile sürekli sorunlar yaşayan ve kurum içi uyumu bozan bir personelin, başka bir görev yerine atanmasını cezalandırma amaçlı disiplin işlemi olarak değil; kamu hizmetinin sağlıklı ve verimli yürütülmesi için alınması zorunlu idari bir tedbir olarak nitelendirmiştir.
Kararın benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisi, "disiplin hukuku" ile "atama hukuku" kuralları arasındaki ince çizgiyi belirlemesinde yatmaktadır. İlk derece idare mahkemesinin başlangıçtaki "bu eylemler disiplin cezası gerektirir, idari inceleme ile naklen atama sebebi yapılamaz" şeklindeki katı yaklaşımı Danıştay tarafından bozularak, idarelerin hizmetin verimini düşüren personeli başka birimde görevlendirme hakları teyit edilmiştir. Uygulamada bu karar, kamu kurumlarının insan kaynakları yönetimi süreçlerinde, uyumsuzluk ve verimsizlik yaratan personelin yer değişikliği işlemlerine dayanak teşkil edecek oldukça güçlü bir içtihattır. İş barışının sağlanması ve sunulan kamu hizmetinin sekteye uğramaması adına idarelerin elini hukuken güçlendiren bu karar, memurların soyut ve eksik delilli mobbing iddialarının da atama işlemini tek başına hukuka aykırı kılmayacağını göstermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kahramanmaraş İl Koordinatörlüğü bünyesinde sözleşmeli uzman olarak görev yapan davacı, 2016 yılına ait hizmet sözleşmesinin kendi rızası ve iradesi dışında Ardahan İl Koordinatörlüğünde imzalanmasına ilişkin kurum işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Davacı, kurum içindeki görevlerini mevzuata uygun şekilde ifa ettiğini, proje sahipleri ve danışmanlık firmaları tarafından asılsız şekilde şikayet edildiğini, ayrıca kurum yöneticisi tarafından şahsına sistematik mobbing ve baskı uygulandığını iddia etmiştir. Davalı idare konumundaki kurum ise, davacının iş yerinde ciddi uyumsuzluklar yarattığını, mesai arkadaşları ve hizmet alan vatandaşlarla sürekli iletişim sorunları yaşadığını ve kurumun genel işleyişinin olumsuz yönde etkilendiğini savunmuştur. Uyuşmazlığın temelini, personelin görev yeri değişikliğinin mevzuata aykırı bir disiplin cezası niteliğinde mi olduğu, yoksa idarenin takdir yetkisi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği hususu oluşturmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari yargılamada memurların veya sözleşmeli personelin kurum içi veya kurumlar arası görev yerlerinin değiştirilmesi işlemi temel idare hukuku konularından biridir. İdarelerin, Anayasa ve kanunlarla kendilerine tevdi edilen kamu hizmetlerini en iyi, hızlı ve verimli şekilde sunmak amacıyla personelinin nerede ve hangi görevde çalışacağını belirleme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak Danıştay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere, bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir; her zaman üstün kamu yararı ve hizmet gerekleri temel ilkeleri ile sınırlandırılmıştır.
Kamu personelinin çalışma ortamında uyumsuzluk yaratması, amirleri, çalışma arkadaşları veya kurumdan hizmet alan vatandaşlarla sürekli sürtüşme yaşaması hallerinde kamu hizmeti aksar. Kamu hizmetinin işleyişini olumsuz etkileyen bu kriz durumlarında, idarelerin durumu düzeltmek için müdahale yetkisi doğmaktadır. İdare, hizmetin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi, kurumsal işleyişin aksamaması ve çalışma barışının yeniden tesisi amacıyla söz konusu personeli durumuna uygun başka bir görev yerine veya ile atayabilmektedir.
Bu tür naklen atama işlemleri yargı mercileri tarafından incelenirken, idarenin işleminin bir "gizli disiplin cezası" niteliğinde olup olmadığına bakılmaktadır. Ancak personelin görevindeki olumsuz tutum ve davranışları bir disiplin soruşturmasının konusu olabileceği gibi, o personelin aynı birimde çalışmaya devam etmesini hizmet açısından sakıncalı kılıyorsa atama işlemine de doğrudan hukuki dayanak teşkil edebilir. İdarenin, personelinden beklenen randımanı alamadığı veya kurum içi huzursuzluğa yol açtığı tespit edilen personelin görev yerini değiştirmesi, salt bir disiplin yaptırımı değil, doğrudan doğruya kamu hizmetinin gereği olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yüksek mahkeme tarafından incelenen ve karara bağlanan somut olayda, davacının Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kahramanmaraş İl Koordinatörlüğünde görev yaptığı dönemde çalışma arkadaşları, kurum yöneticileri ve kurumdan çeşitli hizmetler alan üçüncü kişiler ile ciddi iletişim sorunları yaşadığı dosyaya sunulan resmi bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İdare tarafından uzman kişilerce hazırlanan inceleme raporları ve koordinatörlüğün ilgili yazılarında, sözleşmeli uzman olarak çalışan davacıdan beklenilen verimin alınamadığı açıkça vurgulanmıştır. Bununla birlikte, iş yerindeki personeller arası huzursuzluğun ve yaşanan gerginliklerin kamu hizmetinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine ciddi anlamda engel teşkil ettiği somut raporlarla tespit edilmiştir.
Yargılama sürecinde ilk derece idare mahkemesi, başlangıçta bu durumu disiplin hükümleri işletilmeden yapılmış bir cezalandırma işlemi olarak nitelendirmiş ve atama işlemini iptal etmiş olsa da, bu karar Danıştay 2. Dairesi tarafından esastan bozulmuştur. Bozma kararında, davacı hakkında usulüne uygun olarak düzenlenen inceleme raporlarındaki olumsuz tespitlerin ve kurumun genel işleyişine olan etkilerinin bir bütün olarak dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi, ulusal kalkınma planları ve projelerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gereken bir idari teşkilatta, yönetici kadrosu ve mesai arkadaşları ile yakın işbirliği ve uyum içinde çalışmanın zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir.
Davacı her ne kadar görevini mevzuata uygun yaptığını, şikayetlerin asılsız olduğunu ve kendisine sistemli bir mobbing uygulandığını iddia etmişse de, mahkeme bu soyut iddiaları mevcut bilgi ve inceleme raporları karşısında atama işleminin iptalini gerektirecek ağırlıkta bulmamıştır. Kurum içinde yaşanan huzursuzluğun giderilmesi, kamu hizmetinin daha sağlıklı, verimli ve koordineli bir şekilde işlemesi amacıyla davacının hizmet sözleşmesinin Kahramanmaraş yerine Ardahan İl Koordinatörlüğünde imzalanmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda, idarenin tesis ettiği işlemin cezalandırma kastından ziyade, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda çalışma barışını koruma ve hizmetin sürekliliğini sağlama amacına dayandığı mahkemece açıkça ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, uyuşmazlığa konu olayda idarenin sahip olduğu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullandığını belirterek, davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararını onamıştır.