Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/16807 E. | 2022/3556 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/16807 E. 2022/3556 K.

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/16807
Karar No 2022/3556
Karar Tarihi 14.06.2022
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Aile hekimliği hizmeti ekip anlayışıyla yürütülür.
  • Sözleşme imzalama aşamasında aile hekiminin tercihi belirleyicidir.
  • Aile hekimi uyumsuz personelle sözleşme yenilenmemesini talep edebilir.
  • İdare, aile hekiminin birlikte çalışma iradesini dikkate almalıdır.

Bu karar hukuken, aile hekimliği sisteminde "ekip çalışması" prensibinin idari sözleşmeler ve personel istihdamı üzerindeki belirleyici etkisini vurgulaması açısından büyük önem taşımaktadır. Danıştay, aile hekimi ile aile sağlığı elemanı arasındaki mesleki uyumun, sunulan temel sağlık hizmetinin kalitesi, sürekliliği ve etkinliği için vazgeçilmez bir unsur olduğunu teyit etmiştir. Aile hekiminin, birlikte çalıştığı aile sağlığı elemanı ile aralarındaki uyumsuzluk sebebiyle sözleşme yenilememe yönündeki haklı ve meşru talebinin idarece mutlaka dikkate alınması gerektiği hukuken tescillenmiştir.

Benzer davalarda bu karar, aile hekimlerinin idari ve hukuki konumunu güçlendiren, sözleşme serbestisi bağlamında iradelerine değer atfeden güçlü bir emsal niteliğindedir. Uygulamada idarelerin, sözleşme yenileme dönemlerinde yalnızca genel idare hukuku veya statü hukuku hükümlerine dayanarak otomatik ve tek taraflı işlem tesis etmelerinin önüne geçilmiştir. Hekimin birlikte çalışacağı sağlık personelini belirleme yönündeki iradesi, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını çizen ve bu yetkiyi kısıtlayan temel bir ölçüt olarak yargı kararına derç edilmiştir. Bu durum, aile sağlığı merkezlerindeki olası personel uyuşmazlıklarının, husumetlerin ve karşılıklı mobbing iddialarının idari yollarla çözümünde, hizmetin yürütücüsü olan hekimin tercih hakkının öncelikli olarak değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ankara ilinde bir aile sağlığı merkezinde görev yapan bir aile hekimi, aynı birimde birlikte mesai yaptığı aile sağlığı çalışanı (ebe/hemşire) ile ciddi uyum sorunları yaşadığını, ekip olarak çalışma imkanının kalmadığını belirterek, söz konusu personelin sözleşmesinin idare tarafından yenilenmemesini talep etmiştir. Ancak bu sözleşme yenilememe talebi, Ankara Valiliği tarafından uygun görülmeyerek reddedilmiştir. Bunun üzerine aile sağlığı elemanı da aile hekiminin kendisine mobbing uyguladığını iddia etmiştir. Aile hekimi, valiliğin talebini reddetmesine ilişkin bu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptali istemiyle dava yoluna gitmiştir. Uyuşmazlığın temelinde, idarenin aile hekiminin birlikte çalışacağı personeli seçme ve uyumsuzluk yaşadığı çalışanla sözleşme yenilememe yönündeki talebini reddetme yetkisinin yasal olarak bulunup bulunmadığı yatmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı çözerken öncelikle aile hekimliği sisteminin dayandığı temel çalışma prensiplerini ve sözleşme hukuku kurallarını dikkate alarak mevzuat değerlendirmesi yapmıştır. Bu bağlamda özellikle Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin nasıl ve hangi personel yapısıyla sunulacağı detaylı olarak irdelenmiştir.

Yerleşik içtihat prensipleri ve mevzuat uyarınca, aile hekimliği bünyesinde görev yapan aile hekimi, aile sağlığı elemanı ve diğer personelin hukuki ve fiili olarak birlikte bir "ekip" oluşturduğu kabul edilmektedir. Başarılı bir sağlık hizmetinin sunumunda bu ekip anlayışı ve uyumu temel alınmaktadır. Bu doğrultuda, yeni sözleşme imzalama aşamasında veya mevcut sözleşmenin yenilenmesinde aile hekiminin tercihinin belirleyici bir rol oynaması gerektiği kurala bağlanmıştır.

İlgili mevzuat gereği, aile sağlığı elemanlarının ancak aile hekimi ile anlaşmaları durumunda, anlaştıkları pozisyonlar için idare ile sözleşme imzalayabilecekleri öngörülmektedir. Dolayısıyla, bir aile sağlığı elemanı sözleşmesinin imzalanabilmesi veya süresi biten sözleşmenin yenilenebilmesi için, aile hekiminin o kişi ile beraber çalışmak istediğini idareye açıkça beyan etmesi zorunludur. Aile hekiminin kendi birimi için üç ay içerisinde sözleşme imzalayacak bir aile sağlığı elemanı bulamaması durumunda ancak valilik devreye girerek, sözleşme imzalamak isteyen diğer uygun ebe, hemşire veya sağlık memurları ile o pozisyon için sözleşme imzalayabilmektedir. İdarenin bu konudaki atama ve sözleşme yapma takdir yetkisi, aile hekiminin iradesi ve hizmetin gereği olan ekip çalışmasının uyumu ile doğrudan sınırlandırılmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi ve alt derece mahkemeleri, somut olayı incelerken öncelikle aile hekiminin talebinin idarece reddedilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tarafların ileri sürdüğü iddialar hassasiyetle değerlendirildiğinde, aile hekimliği hizmetinin doğası gereği sıkı bir ekip işi olduğu ve taraflar arasında uyum bulunmamasının doğrudan sunulan kamu hizmetini olumsuz yönde etkileyeceği tespit edilmiştir.

Davacı aile hekiminin, beraber çalıştığı aile sağlığı elemanıyla çalışmak istemediğini açıkça beyan etmesine ve sözleşmenin yenilenmemesini talep etmesine rağmen, idarenin bu talebi göz ardı ederek sözleşmeyi otomatik olarak devam ettirme yönünde tesis ettiği idari işlemin, mevzuattaki "ekip anlayışı" kuralıyla bağdaşmadığı açıkça vurgulanmıştır. Aile hekiminin onayının ve rızasının, aile sağlığı elemanı ile imzalanacak sözleşmenin temel şartlarından biri olduğu, hekimin iradesi hilafına, uyumsuzluk ve çatışma barındıran bir çalışma ortamı yaratılmasının yasal düzenlemelere aykırı düştüğü ifade edilmiştir.

Davalı idare olan valiliğin, mevzuatta iki yıllık sözleşme süresi sonunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını ve sözleşme yapıp yapmama konusunda idarenin tam serbestiye sahip olmadığını savunması, mahkemelerce yerinde ve geçerli görülmemiştir. İdarenin, aile hekiminin haklı talebini mutlaka idari bir değerlendirmeden geçirerek ekip uyumunu ve kamu hizmetinin devamlılığını sağlayacak yönde karar tesis etmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, davalı idare yanında müdahil konumunda olan aile sağlığı çalışanının mobbinge uğradığı yönündeki iddialarının da, aile hekiminin mevzuattan kaynaklanan çalışma arkadaşını tercih hakkını kullanmasına hukuki bir engel teşkil edemeyeceği zımnen kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, aile hekiminin çalışma arkadaşını seçme hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararını hukuka uygun bularak kararı onamıştır.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: