Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/15777 E. | 2022/1123 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/15777 E. 2022/1123 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/15777
Karar No 2022/1123
Karar Tarihi 08.03.2022
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Sınav süresi beklenen cevaplarla orantılı olmalıdır.
  • Bilirkişiler uyuşmazlığın spesifik uzmanlık alanından seçilmelidir.
  • Sınavlar objektif ölçme ve değerlendirme ilkelerine uymalıdır.
  • Yönetmelikte öngörülmeyen sınav usulü hak ihlali yaratır.

Bu karar, idare tarafından kamu görevlilerine yönelik olarak gerçekleştirilen yeterlilik sınavlarının yalnızca içerik yönünden değil, aynı zamanda şekil, usul ve adaylara uygulanan süre bakımından da hukuka ve objektif ölçme değerlendirme ilkelerine uygun olması gerektiğini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. İdarenin, adaylardan uzun ve detaylı cevaplar beklediği bir klasik sınavda, verilen kısıtlı sürenin söz konusu cevapların fiziken yazılabilmesi için yeterli olup olmadığını objektif bir yaklaşımla gözetmek zorunda olduğu vurgulanmıştır. Aksi bir uygulamanın, idarenin düzenlediği sınavın nesnelliğini ve güvenilirliğini temelden zedeleyeceği ifade edilmiştir.

Ayrıca bu kapsamlı içtihat, idari davalarda mahkemelerce yaptırılacak bilirkişi incelemelerinde uzmanlık alanının tayininin önemini bir kez daha teyit etmiştir. Sınavda sorulan soruların doğrudan farklı hukuk disiplinlerine (İdare Hukuku, Anayasa Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku vb.) ait olması halinde, bilirkişi incelemesinin salt maliye veya vergi müfettişleri eliyle yapılamayacağı; mutlaka üniversitelerin hukuk fakültelerinde görevli alanında uzman öğretim üyelerinden oluşan bir heyetçe yapılması gerektiği kurala bağlanarak adil yargılanma ve usuli güvencelerin altı çizilmiştir. Bu yönüyle karar, hem idarenin sınav uygulamalarındaki sınırlarını hem de idari yargının delil toplama ve bilirkişi seçimindeki mutlak hassasiyetini göstermesi açısından personel uyuşmazlıklarında son derece güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Selçuklu Belediye Başkanlığı bünyesinde müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı, görevde yükselerek müfettişlik kadrosuna asaleten atanabilmek için idare tarafından düzenlenen yeterlilik sınavına katılmıştır. Ancak idare yönetimi, davacının bu yeterlilik sınavında geçerli notu alamadığını ve başarısız olduğunu belirterek, onu müfettişlik kadrosu yerine kurum bünyesinde münhal bulunan 7. dereceli düz memur kadrosuna atamıştır.

Davacı, girdiği sınavın mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun yapılmadığını, gerekli mesleki yetişme eğitimlerinin idare tarafından kendisine tam anlamıyla verilmediğini ve sınav şartlarının objektif değerlendirme ölçütlerinden tamamen uzak olduğunu öne sürmüştür. Bu iddialarla, yeterlilik sınavında başarısız sayılma işleminin ve ardından tenzili rütbe niteliğindeki memur kadrosuna atanmasına ilişkin idari kararın iptalini talep etmiştir. Ayrıca, bu hukuka aykırı atama işlemleri nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği tüm maaş farkları ile diğer parasal haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesi talebiyle idari yargı yoluna başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme ve Danıştay aşamalarındaki kapsamlı hukuki incelemelerde, uyuşmazlığın adil çözümü için temel olarak idari işlemlerin yetki, şekil ve sebep yönlerinden hukuka uygunluk denetimi ile kamu personel hukukuna yön veren objektif ölçme ve değerlendirme ilkeleri baz alınmıştır. Davacının doğrudan tabi olduğu Konya Selçuklu Belediyesi Teftiş Kurulu Müdürlüğü Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Yönetmeliği hükümleri, sınavın şeklini ve uygulama esaslarını belirleyen en temel hukuki metin olarak değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Anılan ilgili Yönetmelik uyarınca, kurum içi yeterlilik sınavının sadece klasik veya sadece test usullerinden biriyle yapılması öngörülmüşken, idarenin yönetmelikte açıkça hiçbir şekilde düzenlenmeyen ve yasal dayanağı bulunmayan "karma usulde" bir sınav gerçekleştirmesi, işlemdeki hukuka aykırılığın ilk basamağını oluşturmuştur.

Bunun yanı sıra, uyuşmazlığın yargısal boyutunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun keşif ve bilirkişi incelemesine ilişkin emredici kuralları hassasiyetle işletilmiştir. Yerleşik Danıştay içtihatlarına göre, sınav sorularının niteliği ve kapsamı hangi bilimsel alana aitse, dosyayı inceleyecek bilirkişi heyetinin de mutlak surette o bilimsel alanın akademik uzmanlarından seçilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu bağlamda, İdare Hukuku, Anayasa Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku gibi teknik hukuki alanlarda sorulan zor soruların doğruluğunun ve puanlamasının, vergi müfettişleri yerine doğrudan üniversitelerin hukuk fakültelerinde görev yapan öğretim üyelerinden oluşan bağımsız bir akademik heyetçe yapılması gerektiği kesin bir kurala bağlanmıştır.

Son olarak, idarenin takdir yetkisi ve sınav yapma serbestisi, objektif ölçme ve değerlendirme ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Adaylardan beklenen cevapların uzunluğu ile sınav için tahsis edilen sürenin birbiriyle makul ölçüde orantılı olması, hukuki güvenlik ve adil bir sınav hakkının temel bir gereği olarak kararın hukuki dayanakları arasına eklenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosyanın tüm hukuki safahatının incelenmesinden, davacının müfettiş yardımcılığı görev süresinin ardından girdiği yeterlilik sınavının birçok usuli, şekli ve teknik hata barındırdığı açıkça saptanmıştır. Yüksek mahkemenin bozma kararları doğrultusunda nihayet üniversitelerin hukuk fakültelerinde görevli uzman öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi heyetinin hazırladığı bilimsel rapor, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılmasında kilit rol oynamıştır.

Bilirkişi heyetinin raporunda, idarenin uyguladığı yeterlilik sınavında yönetmelikte kesinlikle yer almayan karma usulün keyfi olarak benimsendiği, test bölümündeki bir sorunun doğru şıkkının idarenin cevap anahtarında dahi yanlış işaretlendiği ve sorulan bazı soruların ilgili yönetmelikte çerçevesi çizilen konu kapsamının tamamen dışında olduğu tek tek tespit edilmiştir. İdarece davacıya haksız biçimde 32,5 puan verilmişken, objektif bir akademik değerlendirmeyle bu puanın aslında 40,5 olması gerektiği ortaya konulmuştur. Her ne kadar bu revize edilmiş yeni puan da mevzuata göre başarılı sayılmak için yeterli bir barajı geçmese de, davaya konu asıl ağır hukuka aykırılık sınavın fiziksel şartlarında ve zamanlamasında bulunmuştur.

Sınav komisyonu tarafından hazırlanan cevap anahtarında adayların mutlak surette yazması beklenen 21 sayfalık yoğun klasik metnin, adaylara tanınan toplam 120 dakikalık (2 saat) dar sınav süresi içinde fiziken yazılabilmesinin hayatın olağan akışına, insan kapasitesine ve mantık kurallarına aykırı olduğu net olarak belirlenmiştir. Beklenen ideal cevap anahtarındaki hukuki ifadelerin tamamının adaylardan talep edilmesi halinde sürenin kesinlikle ve açıkça yetersiz kalacağı ortaya çıkmıştır. Bu tablo, idarenin düzenlediği sınavın objektif, makul, adil ve hakkaniyete uygun ölçme değerlendirme ilkelerinden tamamen uzaklaştığını göstermektedir. Dolayısıyla, davacının başarısız sayılarak memurluğa atanması işlemi sebep ve maksat yönünden bütünüyle sakatlanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, müfettişlik yeterlilik sınavının objektif ölçme ve değerlendirme esaslarına uygun yapılmadığı, bu nedenle davacının başarısız sayılmasına ve memur kadrosuna atanmasına ilişkin işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle yerel mahkemece verilen iptal kararını onamış ve davalı idarenin temyiz isteminin reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: