Karar Bülteni
DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/511 E. 2021/1469 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu |
| Esas No | 2021/511 |
| Karar No | 2021/1469 |
| Karar Tarihi | 15.09.2021 |
| Dava Türü | İptal ve Tam Yargı |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İdarenin sözleşme uzatmada takdir yetkisi esastır.
- Takdir yetkisi hizmet gerekleriyle sınırlıdır.
- İptal edilen cezalar mutlak atanma hakkı vermez.
- Çalışma barışının bozulması meşru bir nedendir.
Bu karar, üniversitelerde süreli kadrolarda görev yapan öğretim elemanlarının, özellikle yardımcı doçentlerin (doktor öğretim üyelerinin) görev sürelerinin uzatılması sürecinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. İdare hukukunun temel prensiplerinden olan takdir yetkisi, hiçbir zaman mutlak ve sınırsız olmamakla birlikte, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesi amacı doğrultusunda idareye geniş bir hareket alanı bırakmaktadır. Yüksek mahkeme, süresi dolan personelin görev süresinin uzatılması zorunluluğu bulunmadığını, idarenin hizmet gereklerini dikkate alarak bu yetkiyi kullanabileceğini açıkça ortaya koymuştur.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, personel hakkında yürütülen disiplin cezalarının yargı yoluyla usulden veya esastan iptal edilmiş olması, idarenin görev süresini uzatma konusundaki takdir yetkisini doğrudan ortadan kaldırmamaktadır. Çalışma barışının bozulması, kurum içi ahengin zedelenmesi ve çok sayıda şikayete konu olan uyuşmazlıkların varlığı, disiplin hukuku anlamında somut bir ceza gerektirmese bile, idari bir tasarruf olan görev süresi uzatmama işlemi için meşru bir zemin oluşturabilir. Bu karar, akademik personelin atanma süreçlerinde liyakat, kurumsal ahenk ve çalışma uyumunun idarece serbestçe değerlendirilebileceğine yönelik güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir üniversitenin edebiyat fakültesinde yardımcı doçent kadrosunda görev yapan akademisyen, görev süresinin sona ermesi üzerine sözleşmesinin uzatılması talebiyle üniversite rektörlüğüne başvurmuştur. Ancak üniversite yönetimi, öğretim üyesi hakkında daha önce açılmış olan birden fazla idari ve disiplin soruşturması bulunduğunu, BİMER ve CİMER üzerinden öğrenciler tarafından şikayetler yapıldığını ve kurum içi çalışma ahenginin ve kamu düzeninin bozulduğunu gerekçe göstererek görev süresinin uzatılmamasına ve üniversite ile ilişiğinin kesilmesine karar vermiştir.
Akademisyen ise hakkındaki şikayetlerin asılsız ve taraflı olduğunu, yürütülen ceza ile disiplin soruşturmalarının ya "ceza verilmesine yer olmadığı" şeklinde sonuçlandığını ya da aleyhine verilen disiplin cezalarının idare mahkemeleri tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edildiğini iddia etmiştir. Bu bağlamda, hukuka aykırı iptal kararlarına dayanılarak sözleşmesinin uzatılmamasının keyfi olduğunu belirterek, ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali ve yoksun kaldığı maaş ile diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebiyle dava açmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari yargılamada ve kamu personel hukukunda atama, yer değiştirme ve görev süresinin uzatılması işlemleri değerlendirilirken öncelikle idarenin takdir yetkisi ve bu yetkinin objektif sınırları ele alınmalıdır. Uyuşmazlığın temel hukuki dayanağı, işlem tarihinde yürürlükte olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.23 hükmüdür. İlgili kanun maddesine göre, yardımcı doçentler bir üniversitede her seferinde ikişer veya üçer yıllık süreler için en çok on iki yıla kadar atanabilirler ve her atama süresi sonunda görevleri yasa gereği kendiliğinden sona erer.
Kanun koyucu, atama süresi sonunda görevi kendiliğinden sona eren personelin aynı kadroya yeniden atanması veya görev süresinin belli periyotlarla uzatılması konusunda üniversite yönetimine doğrudan ve emredici bir mecburiyet yüklememiş, aksine idareye geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Ancak yerleşik idare hukuku prensipleri ve Danıştay içtihatlarına göre, idareye tanınan bu takdir yetkisi hiçbir zaman mutlak, sınırsız ve keyfi bir biçimde kullanılamaz; yetkinin mutlak surette kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanılması, tesis edilen işlemin hukuken geçerli ve makul sebeplere dayanması zorunludur.
Öte yandan, idari bir işlem tesis edilirken dayanılan "sebep" unsuru büyük bir titizlikle incelenmektedir. Bir kamu personeli hakkında yürütülen disiplin soruşturmaları neticesinde verilen cezalar, eğer bağımsız idari yargı yerlerince iptal edilmişse, evrensel bir hukuk ilkesi olan masumiyet karinesi gereğince personelin doğrudan suçlu kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Mahkeme kararıyla ortadan kalkan disiplin cezaları, tek başına yeni bir olumsuz idari işlemin mutlak hukuki sebebi yapılamaz. Ancak, disiplin hukukunun kendine has katı ispat kuralları ile idari takdir yetkisinin kullanım koşulları birbirinden farklıdır. Disiplin cezası gerektirecek ağırlıkta olmayan veya çeşitli usuli eksiklikler nedeniyle iptal edilen hususlar, bir kurumdaki çalışma düzeninin, işleyişin ve çalışma barışının bozulduğu yönünde idarede somut ve haklı bir kanaat uyandırıyorsa, bu durum hizmet gerekleri kapsamında atama yapmama sebebi olarak hukuka uygun kabul edilebilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile tarafların iddiaları incelendiğinde, davacı akademisyen hakkında öğrencilerden ve dış kurumlardan gelen çeşitli BİMER ile CİMER şikayetleri üzerine üniversite tarafından çok sayıda inceleme ve soruşturma yapıldığı görülmüştür. Bu süreçte davacı hakkında sözlü taciz, öğrencileri siyasi görüşlerine göre haksız yere dersten bırakma gibi iddialar araştırılmış, ceza yargılaması aşamasında "lüzum-u muhakeme" kararları üst mahkemeler tarafından bozulmuş, verilen disiplin cezaları ise idare mahkemelerince gerek usul eksiklikleri gerekse esasa ilişkin hatalar (fiilin sübuta ermemesi veya ceza vermeye yetkili kurulların yanlış oluşturulması gibi nedenler) sebebiyle iptal edilmiştir. İptal kararları idari yargıda kesinleşmiş olup, davacının masumiyet karinesi uyarınca bu isnatlarla doğrudan fail olarak suçlanması hukuken olanaklı değildir.
Buna karşılık, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin süresi dolan personelin görev süresini uzatıp uzatmama konusundaki yetkisini sadece disiplin hukuku penceresinden değil, daha geniş bir kamu hizmeti perspektifinden değerlendirmiştir. Davacının eylemleri her ne kadar kesinleşmiş ve geçerli bir disiplin cezasına vücut vermemiş olsa da, 2547 sayılı Kanun uyarınca atama süresi sonunda görevi yasa gereği zaten kendiliğinden sona eren bir kişinin görev süresinin yeniden uzatılması konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu vurgulanmıştır. Kurumun iç bünyesindeki akademik çalışma ahengi, idari düzen, öğrenci ve personel arasındaki sürekli şikayetleşme ortamının yarattığı genel huzursuzluk ve yönetim bazında alınacak idari tedbirlerin uygulanmasını sağlama amacı birlikte dikkate alınmıştır.
Disiplin cezası verilememesi veya mahkemece iptal edilmesi, idarenin atama ve kadro yenileme konusundaki personel planlama serbestisini tamamen elinden almamaktadır. Fakülte Yönetim Kurulu ve Rektörlük makamı, idari istikrarı sağlama, hizmeti aksatmadan yürütme ve daha uyumlu bir akademik çalışma ortamı tesis etme amacıyla hareket ettiğinden, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sonuç olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davanın reddi yönündeki ısrar kararının hukuka uygun olduğu yönünde karar vermiştir.