Karar Bülteni
DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/526 E. 2021/666 K.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu | 2021/526 E. | 2021/666 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu |
| Esas No | 2021/526 |
| Karar No | 2021/666 |
| Karar Tarihi | 31.03.2021 |
| Dava Türü | İtiraz / Şikayet |
| Karar Sonucu | İncelenmeksizin Ret |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Bilgilendirme yazısına itiraz idari davaya konu edilemez.
- İdari eylem niteliğindeki işlemler icrai nitelik taşımaz.
- İcrai olmayan işlemlere karşı itiraz yolu işletilemez.
Bu karar, idare hukukunun en temel prensiplerinden biri olan "kesin ve yürütülmesi zorunlu (icrai) işlem" şartının ne denli kritik bir role sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İdari merci tecavüzünün önüne geçilmesi ve salt bilgi verme niteliği taşıyan belgelerin dava yükü yaratmaması adına, bilgilendirme yazılarının idari itiraz mekanizmalarına konu edilemeyeceği kesin olarak hüküm altına alınmıştır. Somut olayda şikayet merciinin şikayetçiye yasal başvuru haklarını hatırlatmak ve durumu özetlemek için gönderdiği bildirim, yeni bir hukuki durum yaratmamakta, sadece var olan durumu açıklamaktadır. Bu açıdan, işlemin niteliğinin doğru tespit edilmesi ve kanun yollarına başvurulurken bu durumun gözetilmesi hukuki güvenlik ilkesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Benzer uyuşmazlıklarda ve mobbing gibi hassas iddiaları barındıran süreçlerde emsal etkisi oldukça yüksektir. Şikayetçilerin, idareye sundukları dosyaların sonuçsuz kaldığı durumlarda, idarenin verdiği salt "bilgilendirme" amaçlı cevabi yazılara itiraz etmek yerine, doğrudan asıl işleme karşı altmış günlük yasal süre içinde idari yargı yoluna başvurmaları gerektiği uygulamacılara net bir şekilde hatırlatılmaktadır. Uygulamadaki usul ekonomisi ve mahkemelerin gereksiz itirazlarla meşgul edilmemesi bakımından bu içtihat, idare avukatları ve yargı mensupları için bağlayıcı ve yön gösterici bir kılavuz görevi üstlenmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Olay, Afyon Kocatepe Üniversitesi bünyesinde yer alan Hayvan Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde gerçekleştiği iddia edilen bir dizi usulsüzlüğe dayanmaktadır. Davacı, merkezdeki hayvanların yemlerinin satılarak haksız ek gelir elde edildiğini, hayvan ölümlerine kasıtlı olarak göz yumulduğunu ve şahsına yönelik kişisel husumet güdüldüğünü ileri sürmüştür. İddialar arasında, şikayetçiye haksız yere soruşturmalar açılması, öğrencilere dersten geçirme vaadi verilerek şikayetçi hakkında asılsız taciz suçlamaları organize edilmesi, sebepsiz yere görevden alma ve bezdiri (mobbing) uygulanması yer almaktadır.
Şikayetlerin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığına iletilmesi üzerine bir inceleme yaptırılmış ve şikayetçinin iddialarıyla ilgili idari açıdan herhangi bir işlem yapılmasına mahal olmadığına karar verilmiştir. YÖK Hukuk Müşavirliği, bu sonucu davacıya bir bildirim yazısı ile ileterek yasal haklarını hatırlatmıştır. Uyuşmazlığın düğüm noktası ise, davacının esas işlemi bırakıp bu "bilgilendirme yazısına" doğrudan itiraz etmesi ve konunun Danıştay nezdinde usul yönünden incelenip incelenemeyeceğidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, uyuşmazlığı karara bağlarken idari yargılamanın görev, yetki ve yasa yolları rejimini belirleyen temel kanuni düzenlemeleri göz önünde bulundurmuştur.
Öncelikle, 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.13 hükmü, Danıştayın dokuzu dava, biri idari daire olmak üzere on daireden oluştuğunu belirterek yüksek mahkemenin teşkilat yapısını ortaya koymaktadır. Kararda doğrudan atıf yapılan 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.41 düzenlemesinde, idari işlere ilişkin idari uyuşmazlıklar ve görevlerin Birinci Daire ile İdari İşler Kurulunda görüşüleceği kurala bağlanmıştır. Bu hüküm, YÖK gibi idari merciler tarafından verilen inceleme raporları ve men-i muhakeme gibi kararların itiraz incelemelerinde Birinci Daire'nin fonksiyonunu göstermesi açısından temel bir dayanaktır.
Bununla birlikte, kanun yollarının ne şekilde işletileceğini ve temyiz inceleme mercilerini düzenleyen 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.38 hükmüne göre, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını ve idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleme görevi bulunmaktadır. Olağan yargı yolları içerisindeki itiraz prosedürlerine yönelik diğer bir referans ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27/7 hükmüdür. Bu fıkrada, Danıştay idari dava dairelerince yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz edilebileceği açıkça düzenlenmiştir.
Danıştay, tüm bu mevzuat hükümlerini idare hukukunun genel ilkelerinden biri olan "kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem" prensibi ile birlikte değerlendirmiştir. Bir işlemin veya bildirimin yargısal denetime veya kanun yoluna tabi olabilmesi için ilgilinin hukuk aleminde yeni bir durum ve değişiklik yaratması şarttır. İdarenin rehberlik veya bilgilendirme mahiyetindeki bildirim yazıları bu kapsamda değerlendirilemeyeceği için esastan incelenme kabiliyetine sahip değildir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, önüne gelen dosyada uyuşmazlığın temelindeki olay örgüsünü ve idarenin tesis ettiği idari işlemlerin mahiyetini büyük bir titizlikle irdelemiştir. Davacının iddiaları, Afyon Kocatepe Üniversitesi bünyesinde oldukça vahim nitelikte olayları içermektedir. İddialar arasında kamu zararına sebebiyet verecek nitelikte hayvan ölümleri, usulsüz döner sermaye uygulamaları, asılsız taciz suçlamalarının kurgulanması ve kurumsal bir bezdiri (mobbing) süreci yer almaktadır.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, söz konusu şikayetleri dikkate alarak mevzuat dairesinde bir ön inceleme yaptırmış ve toplanan deliller ışığında herhangi bir idari işleme gerek olmadığı sonucuna varmıştır. Kurumun iç işleyişi gereği, YÖK Hukuk Müşavirliği aracılığıyla davacıya durum tebliğ edilmiş ve altmış gün içinde doğrudan idari yargıda dava açma hakkı bulunduğu yönünde yasal bir rehberlik yapılmıştır.
Kurulun yaptığı en önemli tespit, şikayetçi davacının idari başvuru ve itiraz yollarını hatalı işletmiş olmasıdır. Davacı, asıl işlem olan inceleme neticesine veya olayın esasına idare mahkemelerinde dava açmak yerine, kendisine bilgi mahiyetinde gönderilen yazıya doğrudan Danıştay Birinci Dairesi nezdinde itiraz etme yolunu seçmiştir. Birinci Daire, bu bildirimin yeni bir hukuki sonuç doğurmayan salt bir bilgilendirme yazısı olduğuna karar vererek itirazı incelenmeksizin reddetmiştir. Bu karar üzerine İdari Dava Daireleri Kuruluna gelen dosyada, Birinci Dairenin yaklaşımının hukuka, usule ve idari işlemlerin icrailiği prensibine tamamen uygun olduğu görülmüştür. Kurul, ortada temyizen veya itirazen hukuki denetime tabi tutulacak kesin nitelikte icrai bir karar bulunmadığını açıkça saptamıştır.
Sonuç olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay Birinci Dairesi tarafından verilen itirazın incelenmeksizin reddi kararında herhangi bir hukuka aykırılık görmeyerek itiraz istemini incelenmeksizin reddetmiştir.