Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | İdari Dava Daireleri Kurulu |...

Karar Bülteni

DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1216 E. 2021/1754 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No 2021/1216
Karar No 2021/1754
Karar Tarihi 13.10.2021
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • ByLock kullanımı örgüt iltisakı için somut delildir.
  • Ceza yargılamasındaki HAGB kararı idari işlemi sakatlamaz.
  • Tanık beyanları ve himmet eylemleri irtibatı gösterir.
  • Demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü esastır.

Bu karar, olağanüstü hal (OHAL) dönemi ve sonrasında yürürlüğe giren mevzuat kapsamında gerçekleştirilen meslekten çıkarma işlemlerinin yargısal denetiminde, idari yargı mercilerinin delilleri ne şekilde ele aldığını açıkça ortaya koyan önemli bir içtihattır. Kararda, ceza yargılaması sonucunda verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının, idari işlemlerin meşruiyetini veya disiplin hukuku yönünden uygulanabilirliğini ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır. İdari yargı hâkiminin olayın sübutu noktasında ceza mahkemesindeki delilleri, özellikle ByLock iletişim sistemi kullanımı, tanık beyanları ve himmet ödemeleri gibi bulguları idari işlem temelinde ve anayasal sadakat yükümlülüğü çerçevesinde bağımsız olarak değerlendirebileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Emsal niteliğindeki bu karar, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle kamu görevinden, özellikle de hâkim ve savcılık mesleğinden çıkarma işlemlerine karşı açılan iptal davalarında idarenin elindeki somut belgelerin bir bütün olarak ele alınacağını göstermektedir. Karar, başvurucuların masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı veya adil yargılanma hakkı ihlali yönündeki soyut iddialarının, somut irtibat ve iltisak delilleri karşısında idari işlemin iptali sonucunu doğurmayacağını netleştirerek benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda Danıştay'ın yerleşik ve istikrarlı içtihadını bir kez daha sağlamlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı eski bir yargı mensubudur ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından meslekten çıkarılmıştır. Davacı, bu kararın iptali için HSK'ya yaptığı yeniden inceleme talebinin reddedilmesi üzerine idari yargı yoluna başvurmuştur.

Davacı; meslekten çıkarma sürecinde savunma hakkının kısıtlandığını, ceza mahkemesince verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığını, adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ağır şekilde ihlal edildiğini öne sürerek kararın iptalini istemiştir. Ayrıca, haksız yere meslekten çıkarıldığı iddiasıyla, mahrum kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davacı, bu ihraç kararı öncesinde görev yerlerinin sıkça değiştirildiğini ve kendisine kasıtlı olarak mobbing uygulandığını da belirterek yaşadığı mağduriyeti vurgulamıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli hukuki düzenleme, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname m.3/1 hükmüdür. İlgili madde, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasını kesin bir şekilde emretmektedir.

Ayrıca, idari yargılama usulüne ilişkin temel kuralları belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.49, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının sıkı şartlarını (görev ve yetki dışı işe bakılması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklik bulunması) açıkça düzenlemektedir.

Olayda dikkate alınan bir diğer hukuki kural bütünü ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun idari işlemlere olan yansımasıdır. Disiplin hukuku ve idari işlemler açısından, ceza yargılamasındaki HAGB kararı, personelin örgütle irtibatını gösteren somut delillerin (ByLock tespiti, tanık ifadeleri, örgüt toplantılarına katılımlar) idari makamlarca değerlendirilmesine hukuki bir engel teşkil etmemektedir. Anayasal düzene sadakat yükümlülüğü, özellikle kamu kudretini kullanan yargı mensupları için çok daha sıkı şekil şartlarına bağlanmış olup, devlet memuriyeti ilkeleri çerçevesinde tarafsız ve bağımsız bir idari değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, uyuşmazlığa konu dosyayı detaylı biçimde incelediğinde, ilk derece mahkemesi sıfatıyla davaya bakan Danıştay Beşinci Dairesi'nin hukuki tespitlerini usule ve hakkaniyete tam uygun bulmuştur. Dosyadaki adli bilgi ve belgelere göre, davacının ceza yargılaması sonucunda Ağır Ceza Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası aldığı ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilerek hükmün kesinleştiği saptanmıştır.

İdari işlem özelinde yapılan detaylı delil değerlendirmesinde; davacının adına kayıtlı GSM numarası üzerinden spesifik IMEI numaralı cihazlarla gizli haberleşme programı olan ByLock uygulamasını indirdiği ve kullandığı teknik tutanaklarla tespit edilmiştir. Ayrıca dinlenen tanık beyanlarıyla davacının örgüt toplantılarına düzenli olarak katıldığı, örgüte finansal destek amacıyla himmet sağladığı ve 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün bağımsız adaylarını aktif şekilde desteklediği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmuştur. Davacının aynı dönemdeki YARSAV üyeliği de örgütle olan mevcut iltisakını destekleyici bir ek unsur olarak dosyada dikkate alınmıştır.

Tüm bu veriler ışığında, davacının FETÖ ile süregelen, organik ve bilinçli bir ilişki içerisinde olduğu, kamu görevlilerinin taşıması gereken demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ağır ve geri dönülemez biçimde ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Davacının savunmasında yer alan, görev yerlerinin değiştirilerek kendisine sürekli mobbing uygulandığı ve mesleğin onuruna aykırı hiçbir faaliyette bulunmadığı yönündeki iddiaları, dosyadaki somut teknik veriler ve tutarlı tanık beyanları karşısında hukuken itibar edilebilir bulunmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davacının temyiz isteminin reddine ve davanın reddi yönündeki Danıştay Beşinci Dairesi kararının onanmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: