Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1028 E. 2021/2656 K.

Danıştay Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1028 E. 2021/2656 K.

Bu karar hukuken, üst düzey yönetici kadrolarında görev yapan idarecilerin, çalışma ahengini ve kurum içi bütünlüğü sağlayamadıklarına yönelik somut kurumsal tespitlerin bulunması halinde, idarenin takdir yetkisini kullanarak bu kişileri başka görevlere atayabileceğini teyit etmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin atama ve görev yeri değiştirme konusundaki takdir yetkisini değerlendirirken, sadece somut bir disiplin cezasının varlığını aramamış, yöneticinin ekip çalışmasına uyumu ve yönetsel zafiyet yaratıp yaratmadığı hususlarını da göz önünde bulundurmuştur. Yöneticilik görevlerinde liyakat ve uyumun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği hukuki bir zemin kazanmıştır.
search

Danıştay
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1028 E. 2021/2656 K.

8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No 2021/1028
Karar No 2021/2656
Karar Tarihi 25.11.2021
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
İdarenin atama işlemlerinde geniş takdir yetkisi vardır.
Çalışma uyumunu bozan yönetici görevden alınabilir.
Atamalarda kamu yararı ve hizmet gerekleri esastır.
Takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir.

Bu karar hukuken, üst düzey yönetici kadrolarında görev yapan idarecilerin, çalışma ahengini ve kurum içi bütünlüğü sağlayamadıklarına yönelik somut kurumsal tespitlerin bulunması halinde, idarenin takdir yetkisini kullanarak bu kişileri başka görevlere atayabileceğini teyit etmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin atama ve görev yeri değiştirme konusundaki takdir yetkisini değerlendirirken, sadece somut bir disiplin cezasının varlığını aramamış, yöneticinin ekip çalışmasına uyumu ve yönetsel zafiyet yaratıp yaratmadığı hususlarını da göz önünde bulundurmuştur. Yöneticilik görevlerinde liyakat ve uyumun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği hukuki bir zemin kazanmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça yüksektir. Yöneticilik görevlerinin doğası gereği, idarecilerin alt ve üstleriyle uyum içinde çalışması beklenir. Bu kararla birlikte, kurumsal hiyerarşiyi ve işleyişi olumsuz etkileyen, bireysel kararlar alarak yönetimde ikilik algısı yaratan yöneticilerin görevden alınarak durumlarına uygun uzman veya araştırmacı gibi kadrolara atanmalarının hukuka uygun kabul edileceği netleşmiştir. Uygulamada, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları içinde kaldığını ispatlaması bakımından, kurum içi raporlar, rehberlik çabaları ve resmi yazışmaların belirleyici birer yasal kanıt olduğu bir kez daha vurgulanmış olmaktadır. İdarelerin, somut tespitlere dayanan atama işlemlerinin yargı denetiminden başarıyla geçebileceği bu karar ile pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Balıkesir İl Müdürlüğünde "İl Müdür Yardımcısı" unvanı ile görev yapan davacının, bu idari görevinden alınarak aynı müdürlük emrine "Araştırmacı" kadrosuna atanması işleminden kaynaklanmaktadır. Davacı sendika üyesi yönetici, kurumdaki görevini hiçbir aksaklığa mahal vermeden başarıyla yürüttüğünü, hakkında açılmış herhangi bir disiplin soruşturması veya somut bir yetersizlik tespiti bulunmadığını iddia etmiştir. Araştırmacı kadrosuna atanmasının idare tarafından kendisine uygulanan bir mobbing niteliği taşıdığını ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bu doğrultuda davacı, atama işleminin iptalini ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş farkı gibi parasal ile özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep ederek dava açmıştır. İdare tarafı ise, davacının kurum içi ahengi bozduğunu, takım çalışmasına ayak uyduramadığını, uyarı ve rehberlik faaliyetlerine rağmen düzelme göstermediğini belirterek yapılan bu atamanın idarenin meşru takdir yetkisi sınırları içinde tesis edildiğini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kurallar ve hukuki çerçeve, memurların kurum içindeki yer değiştirme ve atanma usullerini ayrıntılı olarak düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.76 hükmüne dayanmaktadır. İlgili kanun maddesi, kamu kurumlarına, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya daha üst, aynı ya da başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atama konusunda geniş bir idari takdir yetkisi vermektedir.

İdare hukukunun yerleşik içtihatlarına göre, 657 sayılı Kanun m.76 ile idarelere tanınan bu atama ve yer değiştirme yetkisi mutlak ve sınırsız bir hak niteliği taşımaz. Bu yetkinin kullanılması sırasında daima kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları içinde kalınması, kararların keyfiyetten uzak ve objektif kriterlere dayanması zorunludur. İdari bir işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun kabul edilebilmesi için, atamaya konu personelin hizmetine duyulan ihtiyacın veya mevcut idari görevinden alınmasını gerektiren haklı ve makul nedenlerin somut bilgi, rapor ve belgelerle ortaya konulması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra, kamu yönetiminde yönetici kadrolarında görev yapanların üstlendikleri sorumlulukların ağırlığı ve niteliği gereği, kurum içi ahengi sağlama, alt ve üst birimlerle koordinasyon kurma ve kurumun genel yönetim politikalarına uyum gösterme yükümlülükleri çok daha belirgindir. İdarenin, bu uyumu sağlayamayan ve kurum işleyişinde zafiyet yaratan yöneticileri durumlarına uygun başka kadrolara (örneğin araştırmacı veya uzman kadrolarına) atarken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve personelin kazanılmış özlük haklarının korunması prensibine azami ölçüde riayet etmesi hukuki bir zorunluluktur. Kamu hizmetinin gecikmeksizin ve verimli işlemesi amacıyla idarecilerin performans durumlarının sürekli olarak değerlendirilmesi takdir yetkisinin doğal bir sonucudur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki resmi bilgi, belge ve kurum içi yazışmalar detaylıca incelendiğinde, davacının il müdür yardımcısı olarak idari görevini yürüttüğü dönemde ciddi kurum içi uyum sorunlarının baş gösterdiği tespit edilmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünce bağlı bulunulan Bakanlığa hitaben yazılan resmi yazıda, davacının il yönetiminin çalışma uyumuna ve beklenen iş temposuna ayak uyduramadığı açıkça ifade edilerek kayıt altına alınmıştır. Ayrıca, davacının idarede sağlanması gereken bütünlük ve ahenk ilkesini gözetemediği, yönetimin aldığı ortak kararları uygulamakta zorluklar çıkardığı ve takım çalışmasına aykırı biçimde tamamen bireysel, benmerkezci bir yönetici profili çizdiği somut olaylarla tespit edilmiştir.

İdarenin tutanak ve tespitlerine göre bu olumsuz yaklaşım, il düzeyindeki kurumsal yönetimde ikilik ve ayrılık olduğu yönünde çalışanlar ve dışarıdan gözlemleyenler nezdinde zararlı bir algı oluşturmuştur. İdare tarafından sorunun çözümü adına davacı ile ilgili çeşitli iyileştirme ve mesleki rehberlik çabaları gösterilmesine rağmen bu yapıcı çalışmalardan herhangi bir olumlu sonuç elde edilememiştir. Bu somut tespitler ışığında, davacının il müdür yardımcılığı görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atanması işlemi, salt bir cezalandırma amacı gütmeyen, idarenin kamu hizmetini çok daha sağlıklı, verimli ve uyumlu yürütebilme gayesinin hukuki bir tezahürü olarak değerlendirilmiştir.

Her ne kadar davacının dosyaya yansıyan somut bir disiplin soruşturması veya geçmişte verilmiş kesinleşmiş bir disiplin cezası bulunmasa da, yöneticilik görevinin doğası gereği aranan uyum, koordinasyon ve kurum kültürüne bağlılık gibi hayati unsurların eksikliği, davalı idarenin takdir yetkisini kullanması için yeterli ve haklı bir sebep unsuru oluşturmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının kazanılmış özlük haklarının korunarak araştırmacı kadrosuna atanmasında kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını açıkça belirterek atama iptali talebiyle açılan davayı reddetmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da, idarenin söz konusu takdir yetkisini sınırları içinde ve hukuka uygun kullandığına kesin olarak kanaat getirerek yerel mahkemenin verdiği ısrar kararını haklı bulmuştur.

Sonuç olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullandığı ve atama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolundaki ısrar kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Disiplin cezam yokken yöneticilikten alınabilir miyim? expand_more
Evet, hakkınızda kesinleşmiş somut bir disiplin cezası veya soruşturması bulunmasa dahi yöneticilik görevinizden alınabilirsiniz. İdare hukukunda, kamu kurumlarının personellerinin atama ve görev yerlerini değiştirme konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Yöneticilik görevlerinin doğası gereği; aranan uyum, koordinasyon ve kurum kültürüne bağlılık gibi hayati unsurların eksikliği, idarenin takdir yetkisini kullanması için yeterli ve haklı bir sebep unsuru oluşturmaktadır. İdarenin burada temel amacı salt bir cezalandırma değil, kamu hizmetini çok daha sağlıklı, verimli ve uyumlu yürütebilmektir.
Ekiple uyumsuz olduğum gerekçesiyle görev yerim değişir mi? expand_more
Evet, takım çalışmasına ayak uyduramama ve kurumsal uyumu bozma, görev yerinizin değiştirilmesi için geçerli bir hukuki nedendir. Kamu yönetiminde yönetici kadrolarında görev yapanların kurum içi ahengi sağlama, alt ve üst birimlerle koordinasyon kurma ve genel yönetim politikalarına uyum gösterme yükümlülükleri çok daha belirgindir. İdarenin aldığı ortak kararları uygulamakta zorluk çıkaran, takım çalışmasına aykırı bireysel bir yönetici profili çizen kişilerin, çalışma uyumunu bozdukları gerekçesiyle idarenin takdir yetkisi kullanılarak başka görevlere atanmaları Danıştay kararları ile hukuka uygun bulunmuştur. Ancak bu uyumsuzluğun kurum içi raporlar ve resmi yazışmalar gibi somut delillerle ispatlanması ve idarenin iyileştirici rehberlik çabalarından sonuç alamamış olması önem taşımaktadır.
Müdür yardımcısıyken araştırmacı yapılmam hukuka uygun mu? expand_more
Eğer kurum işleyişinde zafiyet yaratacak düzeyde bir uyumsuzluk tespiti varsa, kazanılmış özlük haklarınız korunmak şartıyla bu tür bir atama işlemi hukuka uygundur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi, kurumlara memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya daha üst, aynı ya da başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atama konusunda idari takdir yetkisi vermektedir. Yargı içtihatları, kurumsal hiyerarşiyi olumsuz etkileyen ve yönetimde ikilik algısı yaratan yöneticilerin görevden alınarak durumlarına uygun araştırmacı veya uzman gibi kadrolara atanmalarını meşru kabul etmektedir. Nitekim Danıştay da kurum içi ahengi sağlayamayan yöneticilerin kazanılmış özlük haklarının korunarak araştırmacı kadrosuna atanmasında kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını vurgulamaktadır.
Kurum istediği herkesi kafasına göre başka yere atayabilir mi? expand_more
Hayır, kanunların idareye tanıdığı atama ve yer değiştirme yetkisi mutlak ve sınırsız bir hak niteliği taşımaz. İdarenin bu takdir yetkisini kullanırken daima kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları içinde kalması hukuki bir zorunluluktur. Atama işlemlerinin keyfiyetten uzak olması ve mutlaka objektif kriterlere dayanması gerekmektedir. Başka bir deyişle, personelin mevcut idari görevinden alınmasını veya yerinin değiştirilmesini gerektiren haklı ve makul nedenlerin, kurum içi raporlar, tutanaklar ve resmi yazışmalar gibi somut bilgi ve belgelerle açıkça ispatlanması şarttır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir