Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Veysel Tunç Kararı 2021/22771 B.

Anayasa Mahkemesi Veysel Tunç Kararı 2021/22771 B.

Bu karar, terör saldırıları sonucunda meydana gelen yaralanmalara veya can kayıplarına ilişkin açılan tam yargı davalarında idari yargı mercilerinin inceleme yöntemini ve bakış açısını doğrudan etkilemektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin kusur sorumluluğunun bulunup bulunmadığına yönelik mağdur iddialarının mahkemeler tarafından derinlemesine araştırılması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Meydana gelen olayın idari yargı yerlerince sadece "sosyal risk" ilkesi çerçevesinde değerlendirilerek idarenin hizmet kusurunun tartışılmaması, mağdurların etkili bir yargı yoluna başvurma hakkını zedeleyen temel bir usul eksikliği olarak nitelendirilmiştir. Bu durum, idarenin önleyici güvenlik tedbirlerini alıp almadığının hiçbir koşulda yargısal denetimden kaçırılamayacağı anlamına gelmektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
Veysel Tunç Kararı 2021/22771 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/22771
Karar Tarihi 23.10.2024
Taraf Veysel Tunç
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
İdarenin kusur iddiası mahkemelerce mutlaka incelenmelidir.
Sadece sosyal risk ilkesine dayanılması yetersizdir.
Etkili başvuru hakkı teoride ve pratikte sağlanmalıdır.
Öngörülebilir riskleri önlememe iddiası yanıtsız bırakılamaz.

Bu karar, terör saldırıları sonucunda meydana gelen yaralanmalara veya can kayıplarına ilişkin açılan tam yargı davalarında idari yargı mercilerinin inceleme yöntemini ve bakış açısını doğrudan etkilemektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin kusur sorumluluğunun bulunup bulunmadığına yönelik mağdur iddialarının mahkemeler tarafından derinlemesine araştırılması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Meydana gelen olayın idari yargı yerlerince sadece "sosyal risk" ilkesi çerçevesinde değerlendirilerek idarenin hizmet kusurunun tartışılmaması, mağdurların etkili bir yargı yoluna başvurma hakkını zedeleyen temel bir usul eksikliği olarak nitelendirilmiştir. Bu durum, idarenin önleyici güvenlik tedbirlerini alıp almadığının hiçbir koşulda yargısal denetimden kaçırılamayacağı anlamına gelmektedir.

Benzer terör olayları ve kitlesel saldırılar neticesinde idareye karşı açılacak idari tazminat davalarında bu karar oldukça güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Mahkemeler artık, idarenin toplumu tehdit eden saldırı riskini bilip bilmediğini veya bilmesi gerekip gerekmediğini, ayrıca bu olası riske karşı makul önlemleri alıp almadığını detaylıca incelemek zorundadır. Uygulamada idari yargı mercilerinin kolaya kaçarak doğrudan kusursuz sorumluluk ve sosyal risk ilkelerine sığınma alışkanlığının bu içtihatla birlikte kesin olarak önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Böylece, mağdurların iddialarının esastan tartışılarak devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif koruma yükümlülüğünün adil bir denetimi sağlanmış olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

2015 yılında Ankara Garı önünde gerçekleşen terör saldırısı (canlı bomba eylemi) sonucunda başvurucu Veysel Tunç ciddi şekilde yaralanmıştır. Başvurucu, olayda idarenin gerekli güvenlik tedbirlerini almada kusurlu olduğunu ileri sürerek İçişleri Bakanlığına karşı maddi ve manevi tazminat talebiyle idari yargıda tam yargı davası açmıştır. Ancak davaya bakan idare mahkemesi, idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığına, yani saldırıyı öngörüp gerekli önlemleri alıp almadığına dair herhangi bir inceleme yapmamıştır. Mahkeme, uyuşmazlığı sadece kusursuz sorumluluk hallerinden olan "sosyal risk" ilkesi üzerinden değerlendirerek karara bağlamıştır. Başvurucu, idarenin olaydaki kusurunun mahkemece hiçbir şekilde tartışılmaması ve davasının yetersiz gerekçelerle görülmesi nedeniyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir. Ayrıca, aradan geçen uzun yıllara rağmen yargılamanın bitmemesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğini savunarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 kapsamında güvence altına alınan yaşam hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 ile korunan etkili başvuru hakkı çerçevesinde kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır.

Yaşam hakkı, devlete sadece bireylerin yaşamına kasten ve hukuka aykırı olarak son vermeme yönünde negatif bir yükümlülük yüklemekle kalmaz; aynı zamanda yetki alanındaki kişilerin yaşamını her türlü tehlikeye karşı korumak için gerekli yasal ve idari tedbirleri alma yönünde pozitif bir koruma yükümlülüğü de yükler. Kamu makamları, toplumun genelinin yaşamını tehdit eden gerçek ve yakın bir saldırı riskini bildiği ya da bilmesi gerektiği durumlarda, söz konusu öngörülebilir riskin önlenmesi için makul tedbirleri almak zorundadır.

Etkili başvuru hakkı ise, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilerin, bu iddialarını yetkili makamlar önünde etkin bir şekilde inceletebilmesini ve uğradıkları zararlar için uygun bir giderim sağlanmasını talep edebilmelerini teminat altına alır. İdari yargı mercilerinin, başvurucuların idarenin hizmet kusuru bulunduğuna dair esaslı iddialarını incelememesi ve davayı yalnızca kusursuz sorumluluk hallerinden olan sosyal risk ilkesi çerçevesinde ele alarak sonuçlandırması, pratikte bu yargı yolunu işlevsiz ve etkisiz kılmaktadır.

Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiaları bakımından 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve geçici 3. maddesi uyarınca kurulan Tazminat Komisyonu başvuru yolu dikkate alınmıştır. İlgili yasal düzenlemeler gereği, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına ilişkin derdest başvurularda öncelikle bu idari komisyona başvurulması zorunludur. Aksi durum, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi ile bağdaşmayacaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun temel iddiasının miting ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi değil, yaşanan terör saldırısında idarenin güvenlik zafiyeti ve açık bir hizmet kusurunun bulunması olduğunu önemle vurgulamıştır. İdare mahkemesince yürütülen tam yargı davasında, toplumun genelinin yaşamını tehdit eden gerçek ve yakın bir saldırı riskinin kamu makamlarınca bilinip bilinmediği veya olayların gelişimi ışığında bilinmesi gerekip gerekmediği hususu hiçbir şekilde tartışılmamıştır. Başvurucunun, idarenin bu öngörülebilir riski önlemek adına makul tedbirleri almadığı yönündeki somut ve ciddi iddiaları idari yargı mercilerince incelenmeden geçiştirilmiştir.

Mahkemelerin, devletin kusur sorumluluğunu esastan incelemeksizin, uyuşmazlığı doğrudan doğruya kusursuz sorumluluk hâllerinden olan "sosyal risk ilkesi" üzerinden ele alıp sonuçlandırması hukuka aykırı bulunmuştur. Bu yargısal yaklaşım, hukuken var olan tam yargı davası yolunu teoride ve uygulamada tamamen etkisiz hâle getirmektedir. Yaşamı koruma yükümlülüğüne dair ihlallerin tespit edilmesi hususunda davacılara asgari bir başarı şansı dahi sunmayan bu yargılama pratiği, Anayasal bir güvence olan etkili başvuru hakkının özünü doğrudan zedelemektedir.

Makul sürede yargılanma hakkı yönünden yapılan incelemede ise, yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler neticesinde, yargılamanın uzun sürmesine dayalı ihlal iddiaları için öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği hatırlatılmıştır. Başvurucu tarafından olağan bir idari başvuru yolu olan bu komisyon yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddia başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Terör saldırısında yaralandım, devletin güvenlik kusuru var diye dava açabilir miyim? expand_more
Evet, terör saldırıları sonucunda meydana gelen yaralanmalara veya can kayıplarına ilişkin olarak idareye karşı maddi ve manevi tazminat talebiyle tam yargı davası açabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, idarenin olay öncesinde gerekli güvenlik tedbirlerini almada kusurlu olup olmadığına dair iddialarınız mahkemelerce mutlaka derinlemesine araştırılmalıdır. İdare, toplumu tehdit eden saldırı riskini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, buna karşı makul önlemleri almakla yükümlüdür.
Mahkemenin devletin kusurunu araştırmadan sadece sosyal risk diyerek karar vermesi yasal mı? expand_more
Hayır, Anayasa Mahkemesi idari mahkemelerin bu kolaycı yaklaşımını hukuka aykırı bulmaktadır. İdari yargı mercilerinin, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığını hiç tartışmadan davanızı doğrudan kusursuz sorumluluk hâllerinden olan sosyal risk ilkesine sığınarak karara bağlaması, etkili başvuru hakkınızı zedeleyen temel bir usul eksikliğidir. Mahkemeler, davada öncelikle idarenin öngörülebilir riski önlemek adına gerekli önleyici güvenlik tedbirlerini alıp almadığını detaylıca incelemek zorundadır.
Devletin terör olaylarına karşı vatandaşın can güvenliğini koruma sorumluluğu neleri kapsar? expand_more
Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında devletin, sadece yaşam hakkına dokunmama değil, aynı zamanda kişileri tehlikelere karşı koruma yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Kamu makamları, toplumun genelini tehdit eden gerçek ve yakın bir saldırı riskini bildiği veya bilmesi gerektiği durumlarda, bu öngörülebilir riski önlemek adına makul tüm yasal ve idari tedbirleri almak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği idari yargı mercilerince hiçbir koşulda yargısal denetimden kaçırılamaz.
Davam yıllardır sürüyor, uzun yargılama nedeniyle direkt Anayasa Mahkemesine gidebilir miyim? expand_more
Hayır, yargılamanın uzun sürmesi gerekçesiyle doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunamazsınız. Yasal düzenlemeler gereği, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair iddialarınız için öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvurmanız zorunludur. Bu olağan idari başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılan başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir