Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/11114 E. 2019/4059 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/11114 E. 2019/4059 K.

Bu karar, işçilik alacakları davaları ile hizmet tespiti davalarının eşzamanlı yürütüldüğü durumlarda izlenmesi gereken usul kuralını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hukuken bu karar, işçinin çalışma süresini ve prime esas kazançlarını belirleyecek olan hizmet tespiti davasının sonucunun, doğrudan işçilik alacakları (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) hesaplamalarını değiştireceğini teyit etmektedir. Bu nedenle, alacak davasını gören mahkemenin, hizmet tespiti davası kesinleşmeden hüküm kurması usule aykırı bulunmuştur.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/11114
Karar No 2019/4059
Karar Tarihi 19.02.2019
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hizmet tespiti davası bekletici mesele yapılmalıdır.
  • gavel Derdest davalar arasında hukuki bağlantı gözetilmelidir.
  • gavel Bekletici mesele kararın esasına doğrudan etki eder.

Bu karar, işçilik alacakları davaları ile hizmet tespiti davalarının eşzamanlı yürütüldüğü durumlarda izlenmesi gereken usul kuralını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hukuken bu karar, işçinin çalışma süresini ve prime esas kazançlarını belirleyecek olan hizmet tespiti davasının sonucunun, doğrudan işçilik alacakları (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) hesaplamalarını değiştireceğini teyit etmektedir. Bu nedenle, alacak davasını gören mahkemenin, hizmet tespiti davası kesinleşmeden hüküm kurması usule aykırı bulunmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi açısından bu karar, mahkemelerin "bekletici mesele" (HMK m. 165) kurumunu nasıl işletmesi gerektiğine dair kesin bir standart çizmektedir. Alt derece mahkemelerinin, işçi alacaklarını hesaplarken varsayımsal veya eksik hizmet süreleri üzerinden karar vermesini engelleyerek, farklı mahkemeler arasında çıkabilecek çelişkili kararların önüne geçer. Böylece yargılamada hukuki güvenlik ilkesi korunmakta ve işçi haklarının tam ve doğru hesaplanması güvence altına alınmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkette yazılım uzmanı olarak görev yaparken, herhangi bir geçerli veya haklı neden gösterilmeksizin, diğer çalışanlar üzerinde otorite kurmak amacıyla kötü niyetli şekilde işten çıkarıldığını ileri sürmüştür. Davacı, işverenin kendisine yasal haklarını vermeden istifa etmesi yönünde psikolojik baskı (mobbing) uyguladığını, sisteme erişim şifrelerinin iptal edildiğini iddia ederek kıdem, ihbar ve kötü niyet tazminatları ile fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmesini talep etmiştir.

Buna karşılık davalı işveren, davacının işyerindeki gizlilik kurallarını ihlal ettiğini, sadece kendisine yapılan özel maaş zammını diğer çalışma arkadaşları ve müşterilerle paylaşarak işyerinde ciddi bir huzursuzluğa yol açtığını ve güven ilişkisini çökerttiğini, bu nedenle iş sözleşmesinin haklı ve derhal feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkemenin ve Yargıtay'ın dayandığı temel hukuki kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.165/1 hükmüdür. Bu kanun maddesine göre; bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davanın sonucuna, idari bir makamın kararına veya dava konusuyla ilgili temel bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkeme o dava sonuçlanana kadar elindeki yargılamayı bekletici mesele (bekletici sorun) yapabilir.

İş hukuku pratiğinde, işçinin işyerinde ne kadar süreyle ve hangi tarihler arasında sigortalı olarak çalıştığını kesin ve resmi olarak ortaya koyan hizmet tespiti davaları büyük önem taşır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma gibi temel işçilik alacaklarının tamamı, işçinin hizmet süresine göre hesaplanmaktadır.

Bu nedenle, yerleşik içtihat prensipleri gereğince, aynı işçi tarafından aynı işveren aleyhine açılmış bir hizmet tespiti davası bulunuyorsa, bu davanın sonucu işçilik alacakları davasını doğrudan etkileyecektir. Yargıtay uygulamalarında derdest olan bir davanın diğerinde bekletici mesele yapılabilmesi için iki dava arasında hukuki ve fiili bir bağlantı bulunması şartı aranır. Mevcut olup olmadığı diğer davada kesin olarak karara bağlanacak olan hizmet süresi gibi temel bir ilişkinin, bekletilecek davada verilecek hükmü doğrudan şekillendireceği açıktır. Dolayısıyla, işçi alacakları davasına bakan hakimin, hizmet tespiti davasının sonucunu ve bu kararın kesinleşmesini beklemesi usuli bir mecburiyet olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta öncelikle feshin niteliğini incelemiş ve davacının sözleşmeyi ihlal ettiği iddia edilen eyleminin en fazla geçerli bir fesih nedeni oluşturabileceğine, olayın ağırlığı ve ölçülülük ilkesi dikkate alındığında haklı fesih boyutuna ulaşmadığına karar vermiştir. Bu doğrultuda mahkeme, davacının fazla çalışma yaptığını kabul ederek tazminat ve alacak taleplerini kısmen hüküm altına almıştır.

Ancak dosyanın temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay, uyuşmazlığın temelinde fesih nedeninden ziyade davacının hizmet süresinin kesin olarak tespiti sorununun yattığını belirlemiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı işçi, eldeki işçilik alacakları davası devam ederken davalı şirket ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine ayrı bir hizmet tespiti davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, açılmış olan bu hizmet tespiti davasının sonuçlanmasını ve verilecek kararın kesinleşmesini beklemeden mevcut alacak davasında esasa girerek hesaplama yapmış ve nihai bir karar vermiştir.

Yargıtay incelemesinde, hizmet tespiti davasından çıkacak sonucun, davacının kıdem süresini ve dolayısıyla bu dosyada talep edilen tazminat ile mesai alacaklarının miktarını doğrudan etkileyeceği vurgulanmıştır. Başka bir deyişle, alacakların hesaplanmasına temel teşkil edecek hizmet süresi henüz kesinleşmemişken alacaklar hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu sebeple Yargıtay, hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılması gerektiğine işaret ederek, kararı usulden bozmuş ve bu aşamada tarafların diğer esasa ilişkin temyiz itirazlarını incelemeye yer olmadığına kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet tespiti davası sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Hem alacak hem de sigorta süresi tespiti davası açtım. Mahkeme nasıl ilerler? expand_more
İşçilik alacakları (kıdem, ihbar, fazla mesai) davaları ile hizmet tespiti davalarının aynı anda yürütüldüğü durumlarda izlenmesi gereken usul kuralları oldukça nettir. Yargıtay uygulamalarına göre, aynı işçi tarafından aynı işveren aleyhine açılmış bir hizmet tespiti davası bulunuyorsa, bu davanın sonucu işçilik alacakları davasını doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle mahkeme, her iki dava arasında hukuki ve fiili bir bağlantı kurarak sigorta davanızı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 165/1 çerçevesinde "bekletici mesele" yapar. Yani, hizmet tespiti davanızda verilecek karar kesinleşene kadar alacak davanızdaki yargılama süreci bekletilir.
Sigorta tespiti davam bitmeden mahkeme alacaklarımı hesaplayıp bana ödetebilir mi? expand_more
Hayır, alacak davasını gören mahkemenin hizmet tespiti davası kesinleşmeden hüküm kurması usule aykırıdır ve Yargıtay tarafından açık bir bozma sebebidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma gibi temel işçilik alacaklarının tamamı, işçinin resmi hizmet süresine göre hesaplanmaktadır. Hesaplamaya temel teşkil edecek hizmet süreniz henüz kesinleşmemişken alacaklar hakkında esasa girilip karar verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenle mahkeme, varsayımsal veya eksik süreler üzerinden hesaplama yapamaz ve davanızın sonucunu beklemek zorundadır.
Mahkemenin alacak davasını bekletmesi benim hakkımı kaybetmeme sebep olur mu? expand_more
Aksine, bu uygulama hakkınızın eksik veya yanlış hesaplanmasını önlemek için getirilmiş hukuki bir güvencedir. Alt derece mahkemelerinin eksik hizmet süreleri üzerinden karar vermesi engellenerek, farklı mahkemeler arasında çıkabilecek çelişkili kararların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Hizmet tespiti davaları, işçinin işyerinde ne kadar süreyle sigortalı çalıştığını kesin olarak ortaya koyan hayati öneme sahip davalardır. Alacak davanızın sonucunun bu sürelere bağlanması, haklarınızın tam, doğru ve hukuki güvenlik ilkesine uygun bir biçimde hesaplanmasını garanti altına alır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir