Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Oğuz Bülent Erol ve Diğerleri Kararı 2022/35870 B.

Anayasa Mahkemesi Oğuz Bülent Erol ve Diğerleri Kararı 2022/35870 B.

Bu karar, haksız koruma tedbirleri (yakalama, gözaltı ve tutuklama) nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, derece mahkemelerinin takdir yetkisinin sınırlarını ve tazminat miktarının belirlenmesi kıstaslarını hukuken netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, haksız tutulma nedeniyle açılan davalarda hükmedilecek manevi tazminat tutarının, Anayasa Mahkemesinin benzer ihlallerde verdiği miktarlardan kayda değer ölçüde düşük olamayacağını vurgulamıştır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunmasında yalnızca şeklî bir tazminata hükmedilmesi yeterli görülmemiş, tazminatın hakkın özünü zayıflatmayacak ağırlıkta olması gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Oğuz Bülent Erol ve Diğerleri Kararı 2022/35870 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm Genel Kurul
Başvuru No 2022/35870
Karar Tarihi 31.07.2025
Taraf Oğuz Bülent Erol ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Haksız tutuklama tazminatı orantılı ve makul olmalıdır.
Tazminat miktarında yerleşik içtihatlar gözetilmelidir.
İfade özgürlüğüne müdahale tazminat hesabında değerlendirilmelidir.
Toplantı hakkının kısıtlanması manevi zararı artırıcıdır.

Bu karar, haksız koruma tedbirleri (yakalama, gözaltı ve tutuklama) nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, derece mahkemelerinin takdir yetkisinin sınırlarını ve tazminat miktarının belirlenmesi kıstaslarını hukuken netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, haksız tutulma nedeniyle açılan davalarda hükmedilecek manevi tazminat tutarının, Anayasa Mahkemesinin benzer ihlallerde verdiği miktarlardan kayda değer ölçüde düşük olamayacağını vurgulamıştır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunmasında yalnızca şeklî bir tazminata hükmedilmesi yeterli görülmemiş, tazminatın hakkın özünü zayıflatmayacak ağırlıkta olması gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan bu kararın emsal etkisi, salt haksız tutuklama tazminatlarının miktar standartlarıyla sınırlı değildir. Uygulamadaki en önemli yansıması, haksız koruma tedbirinin uygulanmasına neden olan asıl fiillerin (örneğin bir gösteriye katılma veya fikir beyan etme) anayasal temel haklar kapsamında kalması durumunda, tazminat mahkemelerinin bu hususu mutlak suretle dikkate alması zorunluluğudur. Derece mahkemeleri artık tazminat hesaplarken yalnızca özgürlükten yoksun kalınan gün sayısına göre mekanik bir hesaplama yapamayacaktır. Başvurucunun ifade özgürlüğü veya toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına da ayrıca müdahale edilmişse, haksız tedbirin birey üzerinde bıraktığı manevi sarsıntı ile ihlalin ağırlığı daha yüksek kabul edilecek ve bu durum tazminat miktarının belirlenmesinde doğrudan hesaba katılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Oğuz Bülent Erol ve diğer çok sayıda başvurucu, haklarında yürütülen çeşitli ceza yargılamaları ve soruşturma süreçlerinde haksız yere yakalanmış, gözaltına alınmış veya tutuklanmıştır. Daha sonra bu yargılamalar sonucunda başvurucular hakkında ya beraat kararı ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek isnat edilen suçları işlemedikleri kesinleşmiştir.

Haksız yere özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları hukuken tescillenen başvurucular, uğradıkları maddi ve manevi zararların devlet tarafından karşılanması amacıyla ağır ceza mahkemelerinde tazminat davaları açmıştır. Ancak ağır ceza mahkemeleri, başvurucuların tazminat taleplerini ya çok düşük miktarlarda kabul etmiş ya da bazı taleplerini tamamen reddetmiştir.

Başvurucular, kendilerine ödenmesine hükmedilen tazminat miktarlarının son derece yetersiz olduğunu, mahkemelerin bu miktarları belirlerken asıl yakalanma ve tutuklanma nedenleri olan düşünce açıklamaları ile katıldıkları barışçıl gösterilerin temel haklar kapsamında olduğunu dikkate almadıklarını belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Ayrıca, tazminat davalarının çok uzun sürdüğünü ifade ederek makul sürede yargılanma haklarının da zedelendiğini iddia etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, haksız koruma tedbirlerinden kaynaklı tazminat taleplerinin incelenmesinde Anayasa m.19 kapsamında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını temel almaktadır. Anayasa m.19/9 fıkrası, haksız olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin uğradıkları zararların, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devletçe ödeneceğini amirdir.

Bunun yasal düzeydeki karşılığı olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerini açıkça düzenlemiştir. Bu kanun yolu, hukuka aykırı tutulmaların telafisi için ihdas edilmiş etkili bir mekanizmadır.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, tazminat davalarında hükmedilecek miktarların, Anayasa Mahkemesinin benzer ihlallerde belirlediği tazminat miktarlarına kıyasla kayda değer ölçüde düşük olmaması gerekir. Meydana gelen ihlalle orantılı olmayan, sembolik veya aşırı düşük tazminat ödenmesi, Anayasa m.19 güvencesini fiilen anlamsız kılmaktadır. Mahkemelerin, tazminat miktarını belirlerken kişinin sosyal ve ekonomik durumunu, suçun niteliğini, tedbirin süresini ve kişi üzerindeki etkisini dikkate alması zorunludur.

Ayrıca, Anayasa m.26 (ifade özgürlüğü) ve Anayasa m.34 (toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı) gibi anayasal hakların kullanımı sırasında haksız koruma tedbirine maruz kalınması, mağduriyetin boyutunu derinleştirir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 uyarınca verilecek manevi tazminat, yalnızca fiziksel özgürlük kısıtlamasını değil, bu kısıtlamanın temel haklara yaptığı müdahalenin yarattığı manevi tahribatı ve travmayı da kapsayacak şekilde belirlenmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, başvurucuların haksız yere gözaltında veya tutuklu kaldıkları süreler için ağır ceza mahkemelerince hükmedilen manevi tazminat miktarlarını detaylı olarak incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, yerel mahkemelerce takdir edilen manevi tazminat miktarlarının, Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda ödenmesine hükmettiği veya hükmedebileceği asgari tazminat miktarlarına göre belirgin ve kayda değer bir biçimde düşük olduğu tespit edilmiştir. Tazminatın, hakkın özünü zayıflatacak ve anlamsız kılacak kadar az belirlenmesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ciddi şekilde zedelenmesi anlamına gelmektedir.

Bunun yanında, bazı başvurucular haklarında uygulanan haksız koruma tedbirlerinin, ifade özgürlüğü ile barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullanmaları nedeniyle uygulandığını belirtmişlerdir. Ağır ceza mahkemelerinin, manevi tazminatı belirlerken, koruma tedbirinin kişinin sadece özgürlüğünü bağlamadığını, aynı zamanda ifade özgürlüğü ve toplantı hakkına da haksız bir müdahale oluşturduğunu dikkate alması gerekirdi. Ancak yerel mahkemeler, tazminat miktarını takdir ederken başvurucuların bu anayasal haklarına yönelik müdahalenin ağırlığını ve bunun manevi olarak yarattığı ek zararı hiçbir şekilde değerlendirmemiştir. İlgili ve yeterli bir gerekçe oluşturulmadan, yalnızca tutukluluk süresine endeksli rutin bir tazminat takdir edilmesi, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetler ise, Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediği için esastan incelenmeyerek reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararı ilgili mahkemelere göndermiştir.

Haksız yere yattım ama mahkeme çok komik bir tazminat verdi. Bu yasal mı? expand_more
Anayasa Mahkemesinin Oğuz Bülent Erol kararına göre, haksız tutuklama tazminatlarının sembolik veya aşırı düşük olması hukuka aykırıdır. Derece mahkemelerinin takdir ettiği manevi tazminat tutarı, Anayasa Mahkemesinin benzer ihlallerde verdiği miktarlardan kayda değer ölçüde düşük olamaz. Aksi takdirde, Anayasanın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı fiilen anlamsız hale gelmiş kabul edilir ve bu durum doğrudan bir hak ihlali doğurur.
Haksız tutuklama tazminatı sadece cezaevinde kalınan gün sayısına göre mi hesaplanır? expand_more
Hayır, mahkemeler tazminat hesaplarken yalnızca özgürlükten yoksun kalınan gün sayısına göre mekanik bir hesaplama yapamaz. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, tazminat miktarı belirlenirken kişinin sosyal ve ekonomik durumu, suçun niteliği, tedbirin süresi ve kişi üzerindeki genel etkisi mutlaka mahkemelerce dikkate alınmalıdır. Hükmedilen tazminatın, hakkın özünü zayıflatmayacak ağırlıkta ve adil olması şarttır.
Fikrimi söyledim veya eyleme katıldım diye tutuklandım, tazminatım artar mı? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi kararına göre tazminatınızın artması gerekir. Haksız koruma tedbiri uygulanırken aynı zamanda Anayasanın 26. maddesindeki ifade özgürlüğü veya 34. maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına haksız bir müdahale yapılmışsa, bu durum manevi zararı artırıcı bir unsur kabul edilmektedir. Haksız tedbirin birey üzerinde bıraktığı manevi sarsıntı ve ihlalin ağırlığı daha yüksek kabul edileceğinden, derece mahkemeleri bu anayasal hak ihlallerini tazminat miktarını belirlerken doğrudan hesaba katmak zorundadır.
İfade özgürlüğüm yüzünden haksız tutuklandım ve az tazminat aldım, ne yapmalıyım? expand_more
Yerel mahkemelerin, anayasal haklarınıza yönelik müdahalenin ağırlığını değerlendirmeden ve yeterli gerekçe oluşturmadan sadece tutukluluk süresine endeksli rutin bir tazminat kararı vermesi temel bir hak ihlalidir. Anayasa Mahkemesi bu tür eksik incelemelerde, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade veya toplantı hakkının ihlal edildiğine hükmetmektedir. Bu kapsamda mağduriyetin giderilmesi ve adil bir tazminatın belirlenmesi amacıyla kararlar, yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili derece mahkemelerine geri gönderilmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir