Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/16952 E. | 2020/3802 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/16952 E. 2020/3802 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/16952
Karar No 2020/3802
Karar Tarihi 05.03.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır.
  • Talepten fazlasına veya başka şeye karar verilemez.
  • Fazla çalışma hesabı işçinin beyanıyla sınırlıdır.
  • Dava dilekçesindeki çalışma saatleri aşılarak hesaplama yapılamaz.

Bu karar, usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan taleple bağlılık ilkesinin iş hukuku ve işçilik alacakları bağlamındaki kesin etkisini hukuken gözler önüne sermektedir. Mahkemelerin uyuşmazlıkları çözerken tarafların çizdiği sınırların dışına çıkamaması kuralı, işçinin fazla çalışma iddiasını somutlaştırdığı hallerde de mutlak olarak uygulanmalıdır. Karar, davacı işçinin kendi dava dilekçesinde beyan ettiği çalışma saatlerinin mahkemece genişletilerek daha uzun süreli bir hesaplama yapılmasının açık bir hukuka aykırılık oluşturduğunu net bir biçimde ifade etmektedir.

Benzer işçilik alacakları davalarında bu kararın emsal etkisi son derece yüksektir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan durumların başında, bilirkişilerin veya yerel mahkemelerin tanık beyanlarına dayanarak dava dilekçesindeki iddiaları aşan nitelikte fazla çalışma hesabı yapmaları gelmektedir. Yargıtay bu bozma kararı ile, tanık beyanları veya dosya kapsamındaki diğer deliller ne yönde olursa olsun, davacının kendi kabulü niteliğindeki iddialarının dışına çıkılamayacağını kesin olarak vurgulamaktadır. Bu yönüyle karar, meslektaşların dava dilekçelerini hazırlarken çalışma saatlerini ve iddiaları ne kadar özenli ve gerçeğe uygun şekilde belirtmeleri gerektiği konusunda hayati bir uyarı niteliği taşımakta ve yargılama sürecindeki sınırları net olarak çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, uzun yıllar taşeron firmalar aracılığıyla asıl işveren bünyesinde çalışan bir işçinin, işverenlere karşı açtığı alacak davasından kaynaklanmaktadır. Davacı işçi, 2002 yılından itibaren çalışmaya başladığını, zaman zaman bilgisi ve rızası dışında girdi çıktı işlemleri yapıldığını ve nihayetinde iş sözleşmesinin haksız bir şekilde sona erdirilerek kendisine mobbing uygulandığını iddia ederek kıdem tazminatı ile ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin tahsilini talep etmiştir. Davalı şirketler ise işçinin yeni proje ve iş yeri adresinin bildirilmesine rağmen işe mazeretsiz olarak gelmediğini, devamsızlık nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Temel mesele, iş sözleşmesinin kim tarafından ve nasıl sona erdirildiği ile davacının talep ettiği fazla mesai ücretlerinin mahkemece dava dilekçesindeki beyanlara uyumlu hesaplanıp hesaplanmadığı noktasında düğümlenmektedir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkemelerin ve tarafların bağlı olduğu en temel usul kuralı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26 hükmünde düzenlenen "taleple bağlılık ilkesi"dir. Bu kanun maddesine göre hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Taleple bağlılık ilkesi, medeni usul hukukuna hakim olan tasarruf ilkesinin doğal bir sonucudur ve mahkemenin, davanın sınırlarını çizen tarafların iradesine saygı göstermesi gerektiğini emreder.

İş hukuku yargılamalarında, özellikle fazla çalışma, hafta tatili veya genel tatil gibi işçilik alacaklarının hesaplanmasında bu kuralın uygulanması büyük önem taşır. İşçi, dava dilekçesinde çalışma koşullarını, mesai saatlerini ve vardiya sistemini kendi iradesiyle açıklar. Mahkeme veya hükme esas alınan bilirkişi raporu, dinlenen tanık beyanlarına veya diğer delillere dayanarak işçinin dava dilekçesinde iddia ettiğinden daha uzun bir çalışma süresi tespit etse dahi, işçinin belirttiği saatler aşılarak hesaplama yapılamaz.

Bunun yanı sıra iş sözleşmesinin feshine ilişkin olarak 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-g bendi uyarınca işçinin haklı bir neden olmaksızın devamsızlık yapması, işveren açısından haklı fesih sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak yerel mahkeme kararının Yargıtay incelemesinden geçen asıl hatalı yönü, fesih sebebinden ziyade alacakların hesaplanma yöntemindeki usuli eksikliktir. Hukuk sistemimizde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı ile taleple bağlılık kuralı, yargılamanın adil ve sınırları öngörülebilir bir düzlemde yürütülmesini sağlayan vazgeçilmez temel kurallardır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede, yerel mahkemenin dosya kapsamındaki delilleri değerlendirme ve uyuşmazlığı çözme yöntemi taleple bağlılık kuralı çerçevesinde denetlenmiştir. Davacı işçi, dava dilekçesinde işyeri çalışma koşullarını açıklarken son bir buçuk yıllık dönemde sabah saat 07.00 ile öğleden sonra 15.30 saatleri arasında çalıştığını açık ve net bir şekilde beyan etmiştir. İşçinin bu beyanı, kendisi açısından bağlayıcı bir sınır niteliği taşımaktadır.

Yerel mahkeme tarafından alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda ise, bu açık beyana rağmen işçinin tüm çalışma süresi boyunca sabah 07.00 ile akşam 19.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla mesai ücreti hesaplanmıştır. Yargıtay, mahkemenin bu yaklaşımını usul kurallarına açıkça aykırı bulmuştur. İşçinin kendi iddiası günde sekiz buçuk saatlik bir çalışma periyoduna işaret ederken, mahkemenin bunu aşarak günde on iki saatlik bir çalışma periyodu üzerinden fazla mesai hesabı yapması, usul hukukunun temel taşlarından olan taleple bağlılık ilkesinin doğrudan bir ihlali olarak tespit edilmiştir.

Yüksek Mahkeme, davacının kendi beyanları doğrultusunda çalışma saatlerinin sınırlandırılması gerektiğini, hakimin tarafların iddialarından daha fazlasına hükmedemeyeceği prensibinin burada mutlak olarak işlemesi gerektiğini vurgulamıştır. Fazla mesai alacağının, davacının dilekçesinde çizdiği sınırlar olan 07.00 ile 15.30 saatleri dikkate alınarak yeniden hesaplanması ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taleple bağlılık kuralının ihlal edilerek davacının iddia ettiği çalışma saatlerinin aşılması suretiyle hesaplama yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: