Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2024/4394 E. | 2024/5688 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2024/4394 E. 2024/5688 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2024/4394
Karar No 2024/5688
Karar Tarihi 26.03.2024
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma ve Ret
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hak düşürücü sürede savunma almak süreyi keser.
  • Altı iş günlük süre pazar gününe uzayabilir.
  • İşçinin sadakat borcuna aykırılığı haklı fesih nedenidir.
  • Sürenin geçmesi feshin geçerliliğini ortadan kaldırmaz.

Bu karar, iş hukukunda işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanma süresi olan altı iş günlük hak düşürücü sürenin hesaplanması ve uygulanması bakımından oldukça kritik bir anlama sahiptir. Kararda, işverenin işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışını öğrenmesinden itibaren başlayan bu dar sürenin, hukuki ve objektif bir karar verebilmek adına işçiden savunma alınması işlemiyle kesileceği ve tahkikatın bittiği savunma tarihinden itibaren yeniden başlayacağı son derece net bir şekilde ortaya konulmuştur. Ayrıca, kanuni sürenin son gününün pazar gününe veya tatil gününe denk gelmesi hâlinde, takip eden ilk iş gününde yapılan feshin süresinde kabul edileceği vurgulanarak süre hesaplamalarındaki tereddütler giderilmiştir.

Benzer işe iade ve tazminat davalarında güçlü bir emsal teşkil edecek olan bu içtihat, fesih süreçlerinin şekli ve usulü boyutunda uygulamaya doğrudan yön vermektedir. İşverenin fesih hakkını kullanırken yürüttüğü objektif tahkikat ve savunma alma işlemlerinin, hak düşürücü süreyi aşma riskini ortadan kaldırdığı tescillenmiştir. Öte yandan kararın mahkemeler ve uygulamadaki en önemli etkilerinden biri, altı iş günlük sürenin herhangi bir nedenle kaçırılmasının feshin haklılığını ortadan kaldırarak kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirebilecek olsa da, feshin geçerliliğine doğrudan etki etmeyeceği yönündeki kökleşmiş Yargıtay duruşunun teyit edilmesidir. İşçinin sadakat borcuna aykırı nitelikteki eylemlerinin, sürelere riayet edilmemiş olsa dahi işe iade davasını reddettirecek derecede geçerli fesih nedeni sayılabileceği hukuken güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait bir otelde uzun yıllar eğlence müdürü olarak görev yapmaktayken iş sözleşmesinin haksız, geçersiz ve dayanaksız bir şekilde feshedildiğini, ayrıca yeni yönetimin göreve gelmesiyle kendisine sistematik olarak psikolojik taciz uygulandığını ve iftira atıldığını belirterek feshin geçersizliğine karar verilmesi talebiyle işe iade davası açmıştır. İşveren tarafı ise, tesadüfen öğrenilen bir durum üzerine noter aracılığıyla yapılan tespitlerde, işçinin kendisini ve eşini rakip konumdaki yabancı menşeli bir organizasyon şirketinin genel müdürü ve genel müdür asistanı olarak tanıttığını tespit etmiştir. Üstelik işçinin, otelin görsellerini bu rakip şirketin internet sitesinde izinsiz kullandığı ve sadakat borcuna ağır şekilde aykırı davrandığı saptanmıştır. İşveren, noter tespiti sonrasında işçiden yazılı savunma aldığını ve ardından iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Temel uyuşmazlık, fesih işleminin altı iş günlük yasal hak düşürücü süre içinde yapılıp yapılmadığı ve feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı etrafında şekillenmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözerken öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu m. 26 hükmünde düzenlenen derhal fesih hakkını kullanma süresine ve 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-(e) bendinde detaylandırılan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâllere mercek tutmuştur.

4857 sayılı Kanun uyarınca, işçinin veya işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan davranışları sebebiyle karşı tarafa tanınan iş sözleşmesini derhal feshetme yetkisi, fiilin öğrenildiği günden itibaren altı iş günü ve herhâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmak zorundadır. Bu süreler, nitelikleri gereği hak düşürücü süreler olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından resen dikkate alınmak mecburiyetindedir.

Yerleşik Yargıtay içtihatları ve iş hukuku prensiplerine göre, işverenin fesih kararını vermeden önce olayı aydınlatmak amacıyla yürüttüğü tahkikat süreci ve özellikle işçiden olayla ilgili savunma alma işlemi, altı iş günlük öğrenme süresini kesen en son işlem olarak değerlendirilir. Hak düşürücü nitelikteki altı iş günlük süre, tahkikatın fiilen tamamlandığı veya işçinin savunmasının alındığı tarihten itibaren sıfırlanarak yeniden işlemeye başlar. Sürenin son gününün hafta tatiline denk gelmesi hâlinde ise bu süre takip eden ilk iş gününe kadar uzar.

Bununla birlikte, iş hukuku doktrini ve yerleşik içtihat uygulamalarında kabul edilen bir diğer temel kural, altı iş günlük hak düşürücü sürenin herhangi bir sebeple geçirilmesi durumudur. Sürenin kaçırılması, feshin haklı neden vasfını ortadan kaldırarak işvereni kıdem ve ihbar tazminatı ödemekle yükümlü kılabilse de, feshin geçerliliğini ve iş ilişkisinin temelden sarsıldığı gerçeğini kendiliğinden yok etmez. İşçinin, işverenin rızası ve bilgisi dışında rakip bir faaliyette bulunarak haksız rekabet ortamı yaratması, iş sözleşmesinin kalbi olan sadakat borcunun ağır bir ihlali olarak görülmekte ve geçerli fesih sebebi sayılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki deliller, noter tutanakları ve olay akışı titizlikle incelendiğinde, işverenin feshe konu sadakat borcuna aykırı eylemi tam olarak 26.09.2016 tarihinde gerçekleştirdiği bir noter tespiti ile öğrendiği tartışmasız biçimde sabittir. Yerel mahkeme, sadece bu öğrenme tarihini baz alarak altı iş günlük yasal sürenin kaçırıldığı gerekçesiyle feshin usulsüz olduğuna kanaat getirmiş ve işçinin işe iadesine karar vermiştir. Ancak dosya detaylarına inildiğinde, işverenin hak düşürücü süre fiilen işlemekte iken 30.09.2016 tarihinde işçiyi çağırarak yazılı savunmasını aldığı açıkça görülmektedir. İş hukuku kuralları gereği, yapılan son tahkikat işlemi olan savunma alma eylemi ile birlikte işlemekte olan hak düşürücü süre kesilmiş ve tam da bu tarihte yeniden başlamıştır. Bu hukuki gerçeklik karşısında, işverenin 03.10.2016 tarihinde gerçekleştirdiği fesih işlemi altı iş günlük yasal hak düşürücü sürenin içindedir. Kaldı ki, öğrenme tarihi mahkemenin kabul ettiği gibi 26.09.2016 olarak dahi alınsa, altı iş günlük sürenin son günü pazar gününe denk gelmektedir. Bu durumda sürenin sonu bir sonraki iş gününe kayacağından, fesih takip eden ilk iş günü olan 03.10.2016 tarihinde yapıldığından her halükarda süresinde yapılmış geçerli bir fesihtir.

Olayın esasına ve işçinin davranışlarına girildiğinde, davalı işletmede uzun yıllar eğlence müdürü olarak görev ve sorumluluk üstlenen işçinin, internet üzerinden faaliyet gösteren ve rakip konumunda olan bir başka ticari yapıda kendisini genel müdür, kendi eşini ise genel müdür asistanı olarak tanıttığı şüpheye mahal bırakmayacak şekilde saptanmıştır. Dahası işçinin, otel bünyesindeki kendi sorumluluğunda gerçekleşen eğlence aktivitelerine ait görsel ve içerikleri işverenin bilgisi olmaksızın bu rakip platformda kullandığı, bu kanalla ilave ticari işler alarak işverenine karşı haksız rekabet yarattığı tespit edilmiştir. İşçi ile işveren arasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinin ilgili maddelerinde açıkça yer alan rekabet yasağı, sır saklama borcu ve başka bir işte çalışma yasağı kuralları işçi tarafından ağır biçimde ihlal edilmiştir. İşçinin dürüstlük kuralına ve sadakat borcuna tümüyle aykırı olan bu nitelikteki eylemleri nedeniyle işverenin gerçekleştirdiği derhal fesih işlemi tamamen haklı nedene dayanmaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, feshin hak düşürücü süre içerisinde usulüne uygun yapıldığı ve işçinin eylemleri nedeniyle haklı nedene dayandığı gerekçesiyle yerel mahkeme ile bölge adliye mahkemesi kararlarını ortadan kaldırarak davanın reddi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: