Anasayfa Karar Bülteni AYM | Muhammed Yavuz Aktepe vd. | BN. 2021/28235

Karar Bülteni

AYM Muhammed Yavuz Aktepe vd. BN. 2021/28235

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/28235
Karar Tarihi 21.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB kararlarına itirazlar esastan ve gerekçeli incelenmelidir.
  • İtiraz mercilerinin basmakalıp ret kararları hukuka aykırıdır.
  • Sanığın delil sunma ve sorgulatma hakkı korunmalıdır.
  • HAGB kurumu usuli güvenceleri ortadan kaldırmamalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarına karşı yapılan itirazların derece mahkemelerince nasıl incelenmesi gerektiği konusunda son derece kritik bir hukuki standart getirmektedir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların yalnızca kanuni şekil şartları yönünden ve dosya üzerinden basmakalıp gerekçelerle reddedilmesini adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Verilen bu karar, itiraz mercilerinin uyuşmazlığın esasına girerek sanıkların usule ve esasa yönelik tüm iddia ve delillerini somut bir şekilde değerlendirmekle yükümlü olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Uygulamada HAGB itirazlarının matbu gerekçelerle reddedilmesi, sanıkların mahkûmiyet hükmüne karşı etkili bir itiraz mekanizmasına erişimini fiilen engellemekte ve adil yargılanma hakkını zedelemekteydi. Bu emsal karar, itiraz incelemelerinin basit bir şeklî denetimden ve formaliteden ibaret olamayacağını, sanığın delillerinin ve savunmalarının çatışan menfaatler dengesi gözetilerek titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İtiraz mercileri ve ağır ceza mahkemeleri artık HAGB itirazlarını karara bağlarken usul ve esasa ilişkin tüm hukuka aykırılık iddialarını detaylı olarak inceleyip bunlara yeterli, tatmin edici ve kişiselleştirilmiş bir gerekçeyle cevap vermek zorundadır. Bu durum, ceza yargılamasında savunma hakkının, silahların eşitliği ilkesinin ve kanun yolu denetiminin güçlendirilmesi açısından son derece büyük bir pratik ve doktrinel öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular hakkında yürütülen farklı ceza yargılamaları sonucunda, ilk derece mahkemelerince haklarında mahkûmiyet kararları verilmiş, ancak bu hükümlerin açıklanması yasal koşullar oluştuğu gerekçesiyle geri bırakılmıştır. Başvurucular, yargılama sürecinde kendilerine yöneltilen suçlamaların ve fiillerin sabit olup olmadığının mahkemeler tarafından yeterince araştırılmadığını savunmuşlardır. Bu kapsamda, iddialarını desteklemek amacıyla çeşitli bilgi, belge veya uzman raporlarının dosyaya sunularak incelenmesini, ayrıca yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyecek kilit tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etmişlerdir. Ancak mahkemeler bu talepleri ya tamamen cevapsız bırakmış ya da tatmin edici herhangi bir hukuki gerekçe göstermeksizin reddederek hüküm kurmuştur.

Kararlara karşı yapılan itirazları inceleyen merciler ise başvurucuların esaslı ve sonuca etkili iddialarını esastan değerlendirmek yerine, yalnızca HAGB kararının yasadaki şekil şartlarına uygun olup olmadığını inceleyerek, basmakalıp ve matbu gerekçelerle itirazları reddetmiştir. Başvurucular, itiraz makamlarının iddialarını esastan incelememesi nedeniyle hukuki arama yollarının sonuçsuz ve etkisiz kaldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 kapsamında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hukuki mahiyetini ve bu kararlara karşı öngörülen kanun yollarının uygulamada ne derece etkili işletildiğini detaylı bir şekilde değerlendirmiştir.

Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan savunma hakkı, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri gereğince, sanıkların yargılama sürecinde aleyhlerine olan delilleri çürütme, kendi lehlerine olan delilleri sunma ve tanık dinletme gibi usuli güvencelerden etkin bir biçimde yararlandırılması anayasal bir zorunluluktur. HAGB kurumu, sanıklara belirli bir denetim süresini kasten yeni bir suç işlemeden geçirmeleri hâlinde cezadan kurtulma ve davanın düşmesi imkânı sunsa da, bu durum sanıkların ceza muhakemesindeki temel adil yargılanma güvencelerinden mahrum bırakılabileceği anlamına gelmemektedir.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, HAGB kararlarına karşı yapılan itiraz incelemelerinde, yetkili itiraz mercilerinin yalnızca 5271 sayılı Kanun m. 231 metninde aranan objektif şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini denetlemesi hukuken yeterli kabul edilemez. İtiraz mercileri, sanıkların esasa ve usule ilişkin ileri sürdükleri tüm iddiaları dikkatle incelemek, dosyaya sunulan delillerin hukuka uygunluğunu denetlemek ve kararlarını bu iddiaları karşılayacak ilgili ve yeterli bir yasal gerekçeyle oluşturmak zorundadır.

Nitekim Anayasa Mahkemesi, yakın tarihli norm denetimi kararlarında 5271 sayılı Kanun m. 231 hükmünde yer alan itiraz mekanizmasının, sanıkların iddia ve delillerinin dikkate alınmasında ve temel haklara yapılan idari ve yargısal müdahalelerin ölçülülüğünün belirlenmesinde etkili bir denetim yolu sunmadığı gerekçesiyle ilgili yasal düzenlemeleri tümden iptal etmiştir. Bu iptal kararları, HAGB usulünün uygulanmasında sanıklara anayasal güvencelerin eksiksiz sağlanması ve itiraz makamlarının maddi vakıa denetimi dâhil olmak üzere çok daha kapsamlı bir inceleme yapması gerektiği kuralını hukuki bir zorunluluk olarak ortaya koymuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların HAGB kararlarına karşı yaptıkları itirazların reddedilmesi ve kesinleşmesi süreçlerini, daha önce aynı hukuki soruna ilişkin verdiği emsal kararlarındaki ilkeler çerçevesinde titizlikle incelemiştir. Yapılan inceleme neticesinde, ilk derece mahkemelerince verilen kararların gerekçelerinde sadece ilgili kanun hükmünün veya başvuruculara isnat edilen söz ve davranışların kopyalanarak tekrar edildiği görülmüştür. Ayrıca başvurucuların masumiyetlerini ispatlamaya yönelik sundukları delillerin toplanmasına ve lehe tanıkların dinlenmesine ilişkin meşru taleplerinin hiçbir tatmin edici gerekçe gösterilmeden reddedildiği tespit edilmiştir. Derece mahkemelerince izlenen bu yüzeysel usul ve yöntemin, kamu gücünü temsil eden iddia makamı karşısında savunma makamını oldukça dezavantajlı hâle getirdiği ve silahların eşitliği ilkesini ciddi şekilde zedelediği açıkça ortaya konulmuştur.

Bunlara ek olarak, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazları değerlendiren üst mercilerin, başvurucuların esasa yönelik ayrıntılı iddia ve savunmalarını hiçbir şekilde dikkate almadığı ve esastan bir tartışmaya girmediği anlaşılmıştır. İtiraz mercileri, itiraz edilen dosyalar üzerinden tamamen yeknesak bir inceleme yaparak, sadece HAGB kararının kanuni şekil şartlarını taşıyıp taşımadığına bakmış ve yerel mahkeme kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığını belirten tek cümlelik, şablona dayalı basmakalıp gerekçelerle ret kararları tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesi, itiraz mercilerinin davayla ve başvurucuların durumuyla doğrudan ilgili hususları değerlendirerek yeterli bir gerekçeyle cevap verme anayasal yükümlülüklerini sistemsel olarak yerine getirmediklerini güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Yakın zamanda HAGB itiraz yoluna ilişkin yasal kuralların iptal edildiği de kararda hatırlatılarak, anayasal usuli güvenceleri tamamen ortadan kaldıran bu tür yargılama pratiklerinin, temel hak ve özgürlüklere yapılan yargısal müdahalelerde keyfîliğin önüne geçilmesini engellediği ve vatandaşlara etkili bir denetim imkânı sunmadığı saptanmıştır. Somut olayda yürütülen yargılama süreçlerinin bütünüyle adil yargılanma hakkının gerektirdiği usuli güvencelere ve savunma haklarına uygun bir şekilde yürütülmediği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması talebini içeren başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: