Anasayfa Karar Bülteni AYM | Orhun Ensari ve Diğerleri | BN. 2023/90954

Karar Bülteni

AYM Orhun Ensari ve Diğerleri BN. 2023/90954

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/90954
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB kararları usuli güvenceleri zedelememelidir.
  • İtiraz mercileri esastan denetim yapmak zorundadır.
  • Şeklî inceleme adil yargılanma hakkını ihlal eder.
  • HAGB itirazlarında maktu gerekçeler yetersizdir.

Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun doğurduğu adil yargılanma hakkı ihlallerini somut bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların mahkemelerce yalnızca şeklî şartlar yönünden ve basmakalıp gerekçelerle reddedilmesinin, bireylerin usuli güvencelerini tamamen ortadan kaldırdığını bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle savunma makamının iddialarının, toplanmasını istediği delillerin ve tanık dinletme taleplerinin itiraz merci tarafından değerlendirilmeden doğrudan reddedilmesi, yargılamanın hakkaniyetini temelden sarsmaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, HAGB kurumuna yönelik itiraz mekanizmasının yapısal sorunlarına işaret eden önceki Genel Kurul kararlarının (özellikle Atilla Yazar ve diğerleri kararı) güçlü bir devamı niteliğindedir. Mahkemelerin, HAGB itirazlarını incelerken sadece kanuni sürelere veya ön şartlara bakarak değil, uyuşmazlığın esasına ve sanığın savunma haklarına riayet edilip edilmediğine tam olarak odaklanmaları gerektiği net bir dille vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesinin HAGB kurumunu ve itiraz yollarını tümden iptal eden kararlarına da atıf yapan bu hüküm, devam eden veya yeniden görülecek yargılamalarda mahkemelerin daha titiz, gerekçeli ve esasa nüfuz eden bir denetim yapmalarını zorunlu kılmakta, uygulamadaki keyfîliğin ve hak kayıplarının önüne geçilmesini sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, haklarında açılan ceza davalarında yerel mahkemeler tarafından suçlu bulunmuş ancak kendilerine verilen cezalar için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmiştir. Başvurucular, bu kararlar verilirken kendilerine isnat edilen suçların gerçekten işlenip işlenmediğinin yeterince araştırılmadığını, masumiyetlerini kanıtlamak için sundukları belge, rapor ve tanık dinletme taleplerinin mahkemeler tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini belirterek kararlara itiraz etmişlerdir. Ancak itirazları inceleyen üst mahkemeler, dosyanın esasına girmeden, sadece kararın kanuna uygun olduğu yönünde kopyala-yapıştır matbu cümlelerle itirazları toptan reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, itiraz yollarının tamamen etkisiz kaldığını, en temel savunma haklarının ellerinden alındığını ve haksız yere cezalandırıldıklarını ifade ederek adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 hükümlerini inceleme konusu yapmıştır. Bu kapsamda, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun uygulanma usulü ve bu kararlara karşı öngörülen itiraz mekanizmasının etkililiği geniş bir perspektifle değerlendirilmiştir.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan silahların eşitliği ilkesi, iddia ve savunma makamları arasında usule ilişkin imkânlar yönünden adil bir dengenin kurulmasını gerektirir. HAGB kurumunun uygulanmasında, sanığın HAGB'yi kabul etmeye zorlanması ve itiraz kanun yolunun etkisiz işlemesi, savunma makamını iddia makamı karşısında aşırı derecede dezavantajlı konuma düşürmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, HAGB kararlarına karşı itiraz mercilerinin, sadece şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini denetlemesi asla yeterli değildir. İtiraz makamları, uyuşmazlığın esasına girerek, delillerin usulüne uygun toplanıp toplanmadığını, sanığın savunma haklarının ihlal edilip edilmediğini denetlemek ve kararlarını yeterli, doyurucu bir gerekçeyle açıklamak zorundadır.

Somut uyuşmazlığın hukuki temelinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/12 kuralının Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce verilmiş olan iptal kararı yatmaktadır. Anılan iptal kararında, itiraz kanun yolunun çatışan menfaatleri dengelemede ve hak ihlallerini gidermede etkisiz kaldığı saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi daha sonra verdiği başka bir kararla da HAGB kurumunu bütünüyle iptal etmiştir. Bu iptal kararlarının gerekçesinde, HAGB müessesesinin adil yargılanma hakkı güvencelerini usulen bertaraf eden, keyfiliğe ve hak kayıplarına yol açan bir uygulama hâline gelmiş olması yatmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkındaki yargılama süreçlerini adil yargılanma hakkının sağladığı anayasal güvenceler çerçevesinde titizlikle incelemiştir. Başvurucular hakkında ilk derece mahkemelerince verilen HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların, itiraz mercileri tarafından kalıplaşmış, soyut ve maktu gerekçelerle reddedildiği açıkça tespit edilmiştir. İtiraz mercilerinin, sadece kararın usul ve yasaya uygun olduğuna dair tek cümlelik ifadeler kullandığı, başvurucuların suçun sabit olmadığına, lehlerine olan delillerin toplanmadığına ve tanıklarının dinlenmediğine yönelik esaslı itirazlarını değerlendirmeye dahi almadıkları saptanmıştır.

Bu durum, Anayasa Mahkemesinin daha önce HAGB kurumuna yönelik verdiği yapısal ihlal kararlarıyla (özellikle Atilla Yazar ve diğerleri kararı) birebir örtüşmektedir. İtiraz mercilerinin uyuşmazlığın esasına inmeyen ve yalnızca şeklî incelemeyle yetinen bu yaklaşımı, itiraz kanun yolunu tamamen işlevsiz ve hukuken anlamsız bir hâle getirmiştir. Başvurucular, hukuka aykırı buldukları kararları denetletebilecekleri etkili bir başvuru yolundan mahrum bırakılmış, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gerektirdiği usuli güvenceler kendilerine sağlanmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, ayrıca HAGB kurumunun hukuki yapısına ve itiraz mekanizmasına yönelik olarak daha önce verdiği iptal kararlarına atıf yaparak, somut olaydaki ihlallerin sistemsel bir sorunun tezahürü olduğuna dikkat çekmiştir. HAGB itiraz usulünün, başvurucuların iddia ve delillerini dikkate alma, çatışan menfaatleri dengeleme ve temel haklara yönelik müdahalelerin ölçülülüğünü belirleme noktasında etkili bir denetim sağlamadığı yinelenmiştir. Başvurucular hakkındaki yargılamaların adil yargılanma hakkının temel ilkeleri göz ardı edilerek yürütülmesi nedeniyle ortaya çıkan hak kayıplarının kesinlikle telafi edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mevcut olayda, başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiği tereddüde mahal vermeyecek biçimde ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: