Anasayfa Karar Bülteni AYM | Remzi Engin Araz | BN. 2021/17059

Karar Bülteni

AYM Remzi Engin Araz BN. 2021/17059

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/17059
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Ek gösterge rakamında ayrımcılık yapılamaz.
  • Askeri kökenli akademisyenlere farklı muamele ölçüsüzdür.
  • Mülkiyet hakkı kapsamında eşitlik ilkesi gözetilmelidir.

Bu karar, askeri yükseköğretim kurumlarının kapatılmasının veya devredilmesinin ardından sivil üniversitelerde görev yapmaya başlayan öğretim üyelerinin özlük hakları ve özellikle ek gösterge rakamlarının belirlenmesi hususunda hukuki eşitliğin nasıl sağlanması gerektiğini netleştiren önemli bir içtihattır. Karar, aynı akademik unvana ve yasal statüye sahip profesörler arasında salt askeri kurum kökenli olma durumuna dayalı olarak ek gösterge rakamının düşük belirlenmesinin hukuken haklı bir temele dayanmadığını ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin tesis ettiği bu yöndeki farklı muamelenin mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine hükmederek kamu gücünün takdir yetkisinin anayasal eşitlik ilkesi ile mutlak surette sınırlandırıldığını bir kez daha teyit etmiştir.

Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, Sağlık Bilimleri Üniversitesi gibi askeri kurumlardan devredilen personeli yoğun olarak bünyesinde barındıran devlet kurumlarında görev yapan akademisyenlerin mali haklarının sivil mevkidaşlarıyla eşitlenmesi için güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. Özellikle Anayasa Mahkemesinin Mehmet Fatih Bulucu Genel Kurul kararına atıf yapması, bu tür uyuşmazlıklarda yerleşik ve tavizsiz bir tutum benimsediğini göstermektedir. Yerel mahkemelerin ve idarelerin benzer davalarda, akademisyenlerin mali haklarını sınırlandıran açık bir kanuni düzenleme bulunmadıkça, sivil ve askeri kökenli öğretim üyeleri arasında ek gösterge rakamları yönünden keyfi bir ayrıma gitmemeleri gerektiği bu kararla bir kez daha güvence altına alınmış ve içtihat birliği pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Remzi Engin Araz, askeri yükseköğretim kurumlarının devredilmesi süreci sonrasında Sağlık Bilimleri Üniversitesinde profesör unvanıyla görev yapmaya başlamış bir akademisyendir. Uyuşmazlık, başvurucunun maaş ve emeklilik haklarını doğrudan etkileyen ek gösterge rakamının kurum tarafından belirlenmesi sırasında ortaya çıkmıştır. Başvurucu, aynı üniversitede profesör kadrosunda görev yapan diğer sivil kökenli meslektaşları 6400 ek gösterge rakamından faydalanırken, kendisinin askeri kurumdan devredilmiş olması gerekçe gösterilerek 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulmasına itiraz etmiştir. Bu durumun eşitlik ilkesine ve mülkiyet hakkına aykırı olduğunu düşünen başvurucu, idarenin tesis ettiği işlemin iptali talebiyle idari yargıda dava açmıştır. Açtığı iptal davasının ve ardındaki kanun yolu incelemelerinin aleyhine sonuçlanarak davanın idare mahkemesince kesin olarak reddedilmesi üzerine, başvurucu haksızlığın giderilmesi ve uğradığı mali kaybın telafi edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 10'da düzenlenen eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı kurallarını birlikte ele alıp değerlendirmiştir. Anayasa'nın 10. maddesi, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu emretmektedir. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tespiti, aynı ya da benzer hukuki ve fiili durumdaki kişilere haklı, makul ve objektif bir neden olmaksızın farklı muamele yapılıp yapılmadığının titizlikle incelenmesini gerektirir.

Uyuşmazlığın kanuni boyutunu ise üniversite öğretim elemanlarının mali haklarını, derecelerini ve göstergelerini düzenleyen 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu oluşturmaktadır. Bu kanun, yükseköğretim kurumlarında görevli akademik personelin unvanlarına ve kıdemlerine göre faydalanacakları ek gösterge rakamlarını belirlemektedir. İlgili mevzuat uyarınca, profesör kadrosunda bulunan ve belirli hizmet yıllarını tamamlayan öğretim üyelerinin 6400 ek gösterge rakamından yararlandırılmaları esastır.

Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, idarenin mülkiyet hakkına etki eden farklı muamelesinin haklı bir temele dayanması ve kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantılılık bulunması gerektiğini vurgulamaktadır. Daha önce karara bağlanan Mehmet Fatih Bulucu Genel Kurul kararı da bu konudaki yerleşik içtihadı yansıtmaktadır. Bu ilkelere göre, askeri üniversite kurumlarından sivil kurumlara devredilen öğretim üyelerinin, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamındaki mali haklardan yararlanmalarını engelleyen açık ve emredici bir kanun hükmü bulunmadığı sürece, sivil kökenli meslektaşlarıyla aynı ek gösterge rakamlarına tabi tutulmaları hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun iddialarını incelerken somut olayın özelliklerini kurumun uyguladığı işlemler ve derece mahkemelerinin kararları üzerinden detaylı bir analize tabi tutmuştur. Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığın merkezinde yer alan ve Sağlık Bilimleri Üniversitesinde görev yapan askeri üniversite kurumlarından devredilmiş profesörler ile sivil kökenli diğer profesörler arasında uygulanacak ek gösterge rakamı yönünden oluşturulan farklı muameleyi irdelemiştir.

Yapılan incelemede, aynı unvanda görev yapan profesörler arasında salt kurum kökeni farklılığına dayanılarak tesis edilen eksik maaş ve özlük hakkı uygulamasının başvurucu üzerinde yarattığı külfetin orantılı olup olmadığı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin verdiği ret kararında, bu farklı muamelenin neden orantılı olduğunu ve başvurucuya yüklenen bu maddi külfetin neden katlanılabilir olduğunu ilgili ve yeterli bir biçimde ortaya koyamadığını saptamıştır. Derece mahkemesinin yargılama sürecinde Anayasa'nın eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine uygun, tatmin edici bir hukuki inceleme yapmadığı açıkça tespit edilmiştir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi olay ve olguları birebir benzer nitelikte olan Mehmet Fatih Bulucu Genel Kurul kararındaki anayasal ilkelerin mevcut somut başvuruda da aynen geçerliliğini koruduğunu vurgulamıştır. Anılan kararda da teyit edildiği üzere, başvurucunun 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamında öngörülen 6400 ek gösterge rakamına tabi olmasını engelleyen, idareye bu yönde bir kısıtlama yetkisi veren veya askeri kökenli personeli bu mali haktan açıkça istisna tutan hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sivil kökenli profesörlere 6400 ek gösterge uygulanırken, aynı yasal statüdeki başvurucuya 5800 ek gösterge rakamının uygulanması nesnel, makul ve haklı bir nedene dayandırılamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun asker kökenli olmayan öğretim üyelerinden farklı olarak 6400 yerine 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulması sebebiyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Ankara 10. İdare Mahkemesine gönderilmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: