Anasayfa Karar Bülteni AYM | Seyda Can Yılmaz ve diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Seyda Can Yılmaz ve diğerleri BN. 2023/43890

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/43890
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB kararları usuli güvenceleri ortadan kaldırmamalıdır.
  • İtiraz mercileri kararları esastan denetlemekle yükümlüdür.
  • Gerekçesiz ve şablon ret kararları hukuka aykırıdır.
  • HAGB uygulaması anayasal kanunilik ölçütünü sağlamalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun sanıklara sağladığı usuli güvencelerin ihlal edilmesi bağlamında büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların kanun yolu mercileri tarafından yalnızca şeklî şartlar yönünden incelenmesini ve esasa girilmeksizin şablon gerekçelerle reddedilmesini adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirmektedir. Karar, itiraz makamlarının uyuşmazlığın esasına dair iddiaları detaylıca inceleyerek tatmin edici ve bireyselleştirilmiş gerekçeler sunması gerektiğini bir kez daha somutlaştırmaktadır. Özellikle sanıkların kendilerine yüklenen suçların sabit olup olmadığı yönündeki temel itirazlarının dikkate alınmaması, silahların eşitliği ilkesine açıkça aykırıdır.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi değerlendirildiğinde, bu karar daha önce verilen Atilla Yazar ve diğerleri Genel Kurul kararı ile HAGB kurumuna dair iptal kararlarının yerleşik bir içtihat hâline geldiğini göstermektedir. İtiraz kanun yolunun etkisiz bir hak arama mekanizmasına dönüşmesi, bireylerin masumiyetlerini kanıtlama ve yargılamanın sonucunu değiştirme haklarını ellerinden almaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu yapısal sorunun çözümü için yargı mercilerine esastan inceleme yapma yükümlülüğü yüklemekte ve mevcut HAGB güvence eksikliklerinin doğrudan bir yeniden yargılama sebebi olduğunu açıkça ilan etmektedir. Bu durum, benzer durumdaki binlerce HAGB dosyası için emsal teşkil edecek, adil yargılanma hakkının güvence altına alınması adına mahkemelerin daha titiz, şeffaf ve denetlenebilir bir hukuki denetim yapmasını zorunlu kılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, haklarında açılan çeşitli ceza davaları sonucunda ilk derece mahkemelerince mahkûmiyet almış, ancak bu hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Başvurucular, isnat edilen suçların şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmediğini ve yargılamaların eksik incelemeyle tamamlandığını savunarak söz konusu HAGB kararlarına karşı itiraz yoluna başvurmuşlardır. İtiraz dilekçelerinde, kendilerine yüklenen suçların sabit olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, varsayımlar üzerine cezalandırıldıklarını, dosyaya sunulan delillerin değerlendirilmediğini ve dinlenmesini istedikleri tanıkların gerekçesiz olarak reddedildiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak itiraz mercileri, başvurucuların ileri sürdüğü bu esaslı ve davanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki argümanları hiçbir şekilde incelemeden, sadece kararın usul ve yasaya uygun olduğu şeklindeki şablon ve soyut gerekçelerle itirazları reddetmiştir. Uyuşmazlık, başvurucuların esasa yönelik iddialarının üst mahkemelerce incelenmemesi ve itiraz kanun yolunun tamamen etkisiz hâle getirilmesi sebebiyle hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 kapsamında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun anayasal güvencelerle uyumunu incelemiştir. HAGB, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ve belirli bir denetim süresi sonunda ortadan kalkmasını sağlayan bir kurumdur. Ancak bu durum, sanığın adil yargılanma hakkından ve savunma güvencelerinden mahrum bırakılabileceği anlamına gelmemektedir.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına, özellikle de Atilla Yazar ve diğerleri Genel Kurul kararına göre, usuli güvenceleri ortadan kaldıran bir HAGB uygulaması anayasal kanunilik ölçütünü sağlamamaktadır. Mahkemeler, sanıkların HAGB kararını kabule ilişkin irade beyanlarını alırken savunma hakkını güvence altına almalı ve gerekçeli kararlarında sadece kanun hükmünün tekrarından ibaret soyut ifadelere yer vermemelidir. Sanıkların delil sunma, tanık dinletme ve iddialarını tartışma hakları, silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir unsurudur.

Ayrıca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231/12 uyarınca öngörülen itiraz kanun yolu, yalnızca dosya üzerinden yapılan şeklî bir denetim mekanizması olamaz. İtiraz mercileri, kararlarını yeknesak ve matbu ifadelerle oluşturamazlar. İtiraz makamlarının, ilk derece mahkemesi kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığına dair tek cümlelik gerekçelerle yetinmesi, kanun yolunu bütünüyle etkisiz kılmaktadır. Çatışan menfaatlerin dengelenmesinde ve temel haklara yapılan müdahalelerin ölçülülüğünün belirlenmesinde, itiraz makamlarının davayla doğrudan ilgili hususları ayrıca değerlendirerek yeterli bir gerekçe ile cevap verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu denetim yolunun etkili çalışmamasının anayasaya aykırı olduğunu tespit ederek, ilgili HAGB kurallarının ve bu yoldaki itiraz mekanizmasının 5560 sayılı Kabahatler Kanunu değişiklikleri de dâhil olmak üzere tüm fıkralarıyla birlikte iptal edildiğini kurala bağlamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ve bu kararlara karşı yapılan itirazların incelenme biçimini anayasal güvenceler ışığında titizlikle değerlendirmiştir. Başvurucular, yargılama sürecinde kendilerine isnat edilen suçların sübuta ermediğini, somut delillerinin toplanmadığını, tanık dinletme gibi savunma haklarının kısıtlandığını ve iddialarının mahkemelerce araştırılmadığını belirterek HAGB kararlarına yasal itiraz haklarını kullanmışlardır. Ancak yetkili itiraz mercileri, başvurucuların bu somut ve davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek nitelikteki esasa ilişkin itirazlarını hiçbir şekilde esastan incelememiştir. Bunun yerine, verilen kararların usul ve yasaya uygun olduğu, HAGB'nin yalnızca şeklî şartlarının oluştuğu yönünde kalıplaşmış, matbu ve soyut gerekçelerle ret kararları vermişlerdir.

Anayasa Mahkemesi, daha önce Atilla Yazar ve diğerleri Genel Kurul kararında ortaya koyduğu ilkeleri hatırlatarak, mevcut HAGB uygulamasının sanıkların usuli güvencelerini ortadan kaldırdığını açıkça tespit etmiştir. İtiraz mercilerinin, sadece dosya üzerinden ve yeknesak şekilde şeklî şartlar yönünden inceleme yapması, itiraz kanun yolunu anlamsız, işlevsiz ve etkisiz hâle getirmiştir. Başvurucuların iddialarının ve sundukları delillerin esastan değerlendirilmemesi, savunma makamını iddia makamı karşısında son derece dezavantajlı bir duruma düşürmüş ve ceza yargılamasının temel taşlarından olan silahların eşitliği ilkesini zedelemiştir.

Bunun yanı sıra, Anayasa Mahkemesi, HAGB kurumuna karşı itiraz yolunu düzenleyen yasa kuralının daha önce yapılan anayasallık denetimi sonucunda iptal edildiğini ve HAGB'nin şartlarını düzenleyen kuralların bütünüyle anayasaya aykırı bulunarak hukuk sisteminden çıkarıldığını vurgulamıştır. İptal kararlarının gerekçelerinde de kapsamlı biçimde belirtildiği üzere, mevcut itiraz sistemi, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesi ve kamu gücünü kullanan makamların keyfî davranışlarının önüne geçilmesi için belirli, şeffaf ve etkili bir denetim yolu sunmamaktadır. Bu derin usuli eksiklikler nedeniyle, başvurucular hakkındaki yargılamaların adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere hiçbir şekilde uygun yürütülmediği anlaşılmıştır. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkı, seyahat hürriyeti ve kişi hürriyeti gibi diğer iddialar ise başvuru yollarının tüketilmemesi veya süre aşımı gibi nedenlerle kabul edilemez bulunmuştur. Öte yandan, başvurucuların isimlerinin gizli tutulması ve adli yardım talepleri mahkemece uygun görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: