Anasayfa Karar Bülteni AYM | Naciye Erol ve Nuran Ceylan | BN. 2021/17584

Karar Bülteni

AYM Naciye Erol ve Nuran Ceylan BN. 2021/17584

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/17584
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Devam eden davaya kanunla müdahale edilemez.
  • Silahların eşitliği ilkesi güvence altına alınmalıdır.
  • Yargılamanın sonucunu etkileyen kanun değişikliği ölçüsüzdür.
  • Geriye yürüyen kanun adil yargılanmayı ihlal eder.

Bu karar hukuken, yasama organının devam eden bir davaya taraflardan biri lehine doğrudan etki edecek şekilde kanuni düzenleme yapmasının silahların eşitliği ilkesini zedeleyeceği anlamına gelmektedir. Yargılama sürecinde mevcut içtihatlar doğrultusunda davasını kazanma ihtimali yüksek olan kişilerin, sonradan geriye dönük olarak yürürlüğe giren ve sürece müdahale eden kanunlarla dezavantajlı konuma düşürülmesi adil yargılanma güvencelerine aykırıdır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça büyüktür. Karar, devletin kanun çıkarma yetkisinin devam eden hukuki uyuşmazlıklarda adil yargılanma hakkının sınırlarını aşamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yasama organı ileriye dönük yeni kural ve hesaplama yöntemleri getirmekte serbest olsa da, bu kuralların derdest davalara uygulanarak taraflar arasındaki usulü dengeyi bozması Anayasa Mahkemesi tarafından ölçüsüz bir müdahale olarak kabul edilmekte ve vatandaşlara hukuki güvenlik sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Vakıflar Bankası emekli sağlık yardım sandığı mensubu olarak emekli aylığı alan kişilerdir. Emekli aylıklarına yapılan zamların, Sosyal Sigortalar Kurumu emeklilerine yapılan zam oranlarından düşük olduğu gerekçesiyle vakıf aleyhine alacak davası açmışlardır. Davalar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun başvurucuları haklı bulan yerleşik içtihatları doğrultusunda devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeni bir kanun çıkarılmıştır. Çıkarılan bu kanunla, zam oranlarının değil, doğrudan zam miktarlarının karşılaştırılacağı kuralı getirilmiş ve bu kuralın görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kanun değişikliği sebebiyle başvurucuların açtığı alacak davaları mahkemeler tarafından reddedilmiştir. Başvurucular, devam eden davalarda aleyhlerine çıkarılan bu kanunla mağdur edildiklerini belirterek haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın temelinde, vakıf sandıklarından emekli olanların aylık artışlarının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu geçici m.20 hükümlerine göre nasıl belirleneceği yatmaktadır. İlgili mevzuat uyarınca, vakıf sandıklarının üyelerine bağladığı aylıklara yapacağı artışların, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan aylıklara yapılan artışlardan az olmaması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu kuralı yorumlarken artış "oranlarının" dikkate alınması gerektiğine karar vermiş ve bu yönde yerleşik bir içtihat oluşturmuştur.

Ancak yargılama süreci devam ederken yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun m.53 ile söz konusu kural değiştirilmiştir. Yapılan değişiklikle, alt sınırın belirlenmesinde oranların değil "muadil miktar karşılaştırmasının" esas alınacağı ve en önemlisi bu yeni kuralın mevcut ve devam eden davalara da derhal uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi, bu tür uyuşmazlıklarda adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesini değerlendirmektedir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birinin diğerine nazaran dezavantajlı duruma düşürülmemesini ve usule ilişkin haklar bakımından denge sağlanmasını gerektirir. Yasama organı tarafından çıkarılan bir kanunla, yargılamanın taraflarından biri lehine ve diğeri aleyhine olacak şekilde, devam eden bir davanın sonucunu doğrudan etkileyecek müdahalelerde bulunulması, bu ilkenin ihlali riskini taşır. Yargılamanın sonucunu öngörülemez bir şekilde değiştiren geriye dönük kanuni düzenlemeler, adil yargılanma hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ileri sürdüğü iddiaları mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı kapsamında iki ayrı yönden incelemiştir. İlk olarak, kanun değişikliğinden sonraki dönem için bağlanan yaşlılık aylıkları yönünden yapılan incelemede, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu geçici m.20 ile getirilen muadil miktar karşılaştırması kuralının mülkiyet hakkını ihlal etmediğine kanaat getirilmiştir. Mahkeme, bu değişikliğin kamu yararı amacı taşıdığını ve kişileri asgari bir standardın altına düşürmediğini belirterek bu kısımdaki şikayetleri açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.

İkinci ve asıl önemli tespit ise, dava tarihleri öncesine ait yaşlılık aylıkları yönünden devam eden yargılamalara kanunla yapılan müdahale hususundadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların açtığı alacak davalarının, o dönemde yürürlükte olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatları çerçevesinde kendi lehlerine sonuçlanma ihtimali yüksekken, sonradan yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun m.53 hükmüyle davanın seyrinin tamamen değiştirildiğini tespit etmiştir.

Mahkeme, söz konusu kanun değişikliğinin zorlayıcı bir kamu yararına dayansa bile, devam eden davalarda kişi lehine sonuçlanması beklenen durumu imkânsız hâle getirdiğini vurgulamıştır. Bu durum, davanın taraflarından biri olan vakıf lehine, başvurucular aleyhine açık bir dezavantaj yaratmıştır. Yasama organının, görülmekte olan bir davaya müdahale ederek sonucu değiştirmesi, silahların eşitliği ilkesine yönelik öngörülemez ve meşru kabul edilemez bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Bu müdahale ile başvuruculara katlanılması zor bir külfet yüklenmiş ve adil yargılanma hakkı zedelenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvuruya konu dava tarihleri öncesi yaşlılık aylıkları yönünden adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: