Anasayfa Karar Bülteni AYM | Veli İpek ve Diğerleri | BN. 2023/83574

Karar Bülteni

AYM Veli İpek ve Diğerleri BN. 2023/83574

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/83574
Karar Tarihi 25.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB itirazları esastan denetlenmelidir.
  • Peşinen alınan HAGB rızası hukuka aykırıdır.
  • Gerekçesiz itiraz retleri hak ihlalidir.
  • Silahların eşitliği ilkesi HAGB'de korunmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun eski işleyişinin anayasal haklar bakımından yarattığı ağır sorunları açıkça gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, sanıkların henüz mahkûmiyet hükmü kurulmadan HAGB kararına peşinen rıza göstermeye zorlanmasının adil yargılanma hakkı kapsamında geçerli bir feragat sayılamayacağını vurgulamaktadır. Ayrıca itiraz mercilerinin HAGB kararlarına yönelik şikâyetleri yalnızca şekli şartlar yönünden, matbu gerekçelerle ve dosya üzerinden inceleyerek reddetmesi, etkili bir adli denetim mekanizmasının fiilen işletilmediği anlamına gelmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar oldukça kritiktir. Yüksek Mahkeme, iptal edilen HAGB düzenlemesinin uygulandığı geçmiş yargılamalar bakımından, sanıklara sunulan kanun yolu güvencelerinin işlevsiz kaldığını ve silahların eşitliği ilkesinin zedelendiğini kesin bir dille ortaya koymuştur. Bu yargısal tespit, mahkemelerin itiraz veya yeni getirilen istinaf incelemelerini şekli bir onay makamı olmaktan çıkarıp, tüm iddiaların esastan tartışıldığı, çelişmeli yargılama prensibine uygun, etkili bir denetim yoluna dönüştürmesi gerektiği yönünde bağlayıcı bir ilke sunmaktadır. Uygulamadaki yeknesak ve gerekçesiz ret alışkanlıklarının terk edilmesi açısından bu karar büyük önem taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, haklarında yürütülen farklı ceza yargılamaları sonucunda çeşitli suçlardan mahkûm edilmiş ancak bu mahkûmiyet hükümleri açıklanmayarak haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmiştir. Başvurucular, yargılama sürecinde lehlerine olan delillerin toplanmadığını, tanık dinletme veya uzmanlık gerektiren konulardaki inceleme taleplerinin mahkemelerce hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini iddia etmişlerdir.

Verilen HAGB kararlarına karşı yaptıkları itirazlar ise, ilgili üst merciler tarafından herhangi bir esaslı inceleme yapılmaksızın, sadece şekli şartların oluştuğundan bahisle ve kalıplaşmış, matbu ifadelerle reddedilmiştir. İtiraz yolunun da bu şekilde etkisiz kalması üzerine başvurucular, kendilerine kendilerini savunma fırsatı verilmediği, delillerinin dikkate alınmadığı ve peşinen ceza alma korkusuyla usuli haklarından mahrum bırakıldıkları gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak savunma hakkı ve kanun yollarına etkili başvuru hakkını merkeze almıştır. Uyuşmazlığın temelinde yer alan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 hükmü, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunu düzenlemektedir. Yüksek Mahkeme, daha önce verdiği pilot nitelikteki kararlarında ve ilgili norm denetimi iptal kararlarında, 5271 sayılı Kanun uyarınca uygulanan geçmiş HAGB sisteminin yapısal ve anayasal sorunlarına dikkat çekmiştir.

Ceza yargılamasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, iddia makamı ile savunma makamı arasında adil bir dengenin kurulmasını gerektirir. Ancak yargılamanın başında sanıktan HAGB'yi kabul edip etmediğinin sorulması, sanığın anayasal bir güvence olan kanun yoluna başvurma hakkından, henüz mahkûmiyet dahi ortada yokken feragat etmesi sonucunu doğurmaktadır. Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında öngörülen eski itiraz yolunun, başvurucuların iddia ve delillerini esastan incelemekten uzak, yalnızca şekli bir denetim sağladığını tespit etmiştir. İtiraz mercilerinin, şikâyetleri matbu gerekçelerle reddetmesi, hak arama hürriyetini ve etkili başvuru hakkını zedelemektedir.

Nitekim bu yapısal sorunların bir sonucu olarak kanun koyucu tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu üzerinde yakın zamanda değişikliklere gidilmiştir. Yeni düzenlemeler ile HAGB kararlarına karşı yalnızca şekli bir itiraz yolu yerine, esastan inceleme imkânı sunan istinaf ve temyiz yolları öngörülmüş; ayrıca sanığın peşinen kabul şartı kanun metninden çıkarılmıştır. Ancak başvuruya konu yargılamaların gerçekleştiği dönemde bu hukuki güvenceler mevcut olmadığından, başvurucuların temel anayasal hakları zedelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim ve savunma haklarının, eski sistemdeki mekanizma nedeniyle ağır yara aldığını temel bir kural olarak uygulamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuru dosyalarında başvurucular hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarını ve bu kararlara yapılan itirazların reddedilmesi süreçlerini adil yargılanma hakkı kapsamında titizlikle incelemiştir. Mahkemenin tespitlerine göre, yargılamalar sırasında sanıkların HAGB kararını kabule ilişkin irade beyanlarının alınması usulünde ciddi anayasal güvence eksiklikleri yaşanmış; mahkûmiyet hükmü henüz kurulmadan feragat iradeleri alınarak yargılamanın temeli zedelenmiştir.

Derece mahkemelerince verilen gerekçeli kararlarda, isnat edilen fiillerin ya da yasa metinlerinin basitçe tekrar edildiği, başvurucuların davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının ve savunmalarının hiçbir şekilde karşılanmadığı görülmüştür. Yargılamaların bir kısmında sanıkların lehe delil toplatma, tanık dinletme ve teknik bilgi gerektiren inceleme talepleri, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı biçimde yetersiz gerekçelerle reddedilmiştir. Başvurucuların masumiyetlerini kanıtlamak amacıyla dosyaya sundukları iddiaların bu denli kayıtsız şartsız reddedilmesi, onları iddia makamı karşısında çaresiz ve dezavantajlı bir konuma sürüklemiştir.

Dahası, HAGB kararlarına karşı yapılan itiraz incelemelerinde, itiraz mercilerinin genel olarak dosya üzerinden ve yeknesak şekilde sadece şekli şartlar yönünden bir inceleme yaptığı saptanmıştır. İtiraz mercileri, hukuka aykırılık bulunmadığına dair tek cümlelik soyut ve matbu gerekçelerle başvuruları reddetmiş, HAGB uygulamasından kaynaklanan adil yargılanma hakkı ihlallerini giderecek esasa etkili bir adli denetim mekanizması sunamamıştır. Bireylerin yargılamanın başında ceza alma korkusuyla HAGB’yi kabul etmeye mecbur bırakılması, itiraz ve kanun yollarına başvurma haklarını fiilen işlevsiz bırakmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: