Karar Bülteni
AYM Esra Kılıç BN. 2019/28967
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/28967 |
| Karar Tarihi | 01.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Güvenlik soruşturması verileri kişisel veri niteliğindedir.
- Kişisel verilerin korunması temel bir anayasal haktır.
- Sınırlamalar öngörülebilir ve güvenceler içeren kanuna dayanmalıdır.
- Sınırları belirsiz kanunla güvenlik soruşturması yapılamaz.
- Keyfiliğe karşı detaylı yasal güvenceler şarttır.
Bu karar, memuriyete giriş sürecinde adaylara uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin yasal dayanakları ile kişisel verilerin korunması hakkı arasındaki hassas dengeyi hukuken netleştirmesi bakımından son derece büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin adaylar hakkında elde ettiği istihbari bilgilerin doğrudan kişisel veri niteliğinde olduğunu vurgulayarak, bu verilerin toplanması, saklanması ve kullanılması aşamalarında vatandaşların idarenin olası keyfi uygulamalarına karşı anayasal düzeyde korunması gerektiğini güçlü bir biçimde ifade etmiştir. Kararda, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin yalnızca şekli bir kanun metniyle değil, aynı zamanda belirli, öngörülebilir ve detaylı idari güvenceler içeren maddi bir kanunla yapılabileceğinin altı çizilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ele alındığında, bu nitelikteki bir karar kamu kurumlarının personel alım süreçlerinde yürüttükleri idari pratikleri köklü bir şekilde değiştirecek ve idare mahkemelerine yön gösterecek bir ağırlığa sahiptir. Anayasa Mahkemesi, sınırları net olarak çizilmeyen, verilerin kim tarafından, ne şekilde kullanılacağını ve ne kadar süreyle sistemde saklanacağını açıkça belirlemeyen kanuni düzenlemelere dayanılarak adayların elenmesinin hukuka aykırı olduğunu tescillemiştir. Dolayısıyla, idare mahkemelerinde görülmekte olan iptal davaları açısından, idarenin yalnızca muğlak ve çerçevesi çizilmemiş istihbari notlara dayanarak memuriyete girişi engellemesinin önüne geçilmiş olup, idarenin işlemlerinde anayasal temel haklara tam bir riayet göstermesi zorunluluğu emsal teşkil edecek biçimde pekiştirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, Kamu Personeli Seçme Sınavı'na katılarak başarılı bir puan elde etmiş ve bu puan türüne göre Bayrampaşa Belediyesinde memur kadrosuna yerleşmeye hak kazanmıştır. Ancak atama süreci devam ederken kendisi hakkında yasal mevzuat çerçevesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmıştır. Bu idari araştırma sonucunda, başvurucu ve kardeşlerinin bazı radikal grupların organize ettiği etkinliklere katıldığı yönünde istihbari nitelikte bilgiler bulunduğu iddia edilmiştir. Bu bilgiler gerekçe gösterilerek başvurucunun güvenlik soruşturması olumsuz değerlendirilmiş ve belediyedeki memuriyet kadrosuna ataması idarece gerçekleştirilmemiştir.
Bunun üzerine başvurucu, atamasının yapılmamasına ilişkin idari işlemin iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, yürütülecek kamu görevinin önemi ve niteliği gibi gerekçeleri dikkate alarak idarenin atama yapmama işlemini hukuka uygun bulmuş ve iptal davasını reddetmiştir. Kararın istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmesi üzerine başvurucu, kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde kullanıldığı ve anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözüme kavuştururken öncelikle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve bu temel hakka yönelik kamu gücü tarafından yapılan müdahalelerin kanunilik şartı üzerinde durmuştur. Kamu makamlarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında elde edilen bilgilerin hukuken kişisel veri niteliği taşıdığı yerleşik yargısal içtihatlarla sabittir. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, bireylerin kendi kişisel verilerinin tutulması, saklanması, kullanılması veya üçüncü kişilere aktarılması süreçlerinde tam bir yasal korumadan yararlanmasını gerektirmektedir.
Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin en temel kurallar Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenmiştir. Bu anayasal ilkeye göre, temel hak ve özgürlükler yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Fakat bir kanuni düzenlemenin anayasal anlamda kanunilik şartını sağlayabilmesi için sadece şekli bir yasa metni olması yetmez; aynı zamanda kuralın vatandaşlar açısından erişilebilir, öngörülebilir ve idari makamların keyfiliğine izin vermeyecek ölçüde kesin olması aranır.
Somut uyuşmazlığın kanuni dayanağını oluşturan kural, ilgili dönemde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48'e eklenen güvenlik soruşturması şartıdır. Ancak Anayasa Mahkemesi, temel hukuk kurallarına atıf yaparak, kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını düzenleyen yasaların; verilerin süresi, stoklanması, kullanımı, üçüncü kişilerin erişimi, gizliliği, bütünlüğü ve imhası konularında muhatapları yetki aşımı ve keyfiliğe karşı koruyacak açık ve detaylı güvenceler içermesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Hukuk devletinin bir gereği olarak, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı ve hangi mercilerin soruşturma yapacağı gibi konularda yasal bir çerçeve çizilmeksizin genel geçer ifadelere dayanılarak yapılan sınırlandırmaların anayasal kuralları ihlal edeceği değerlendirilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olaydaki ihlal iddialarını incelerken ilk olarak başvurucu hakkında kamu makamlarınca elde edilen istihbari nitelikteki bilgilerin anayasal bağlamdaki durumunu ve kişisel verilerin hukuki niteliğini ele almıştır. Kararda, başvurucu hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yoluyla kamu makamları tarafından elde edilen söz konusu verilerin açıkça kişisel veri niteliği taşıdığı hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. Bu bağlamda, başvurucunun hak kazandığı memuriyete atanmama işlemine temel teşkil eden bu kişisel verilerin idare tarafından toplanması, saklanması, kullanılması ve ilgili kurumlara aktarılmasının, Anayasa'nın özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği önemle vurgulanmıştır.
Somut olayda, başvurucunun atamasının yapılmamasına hukuki gerekçe olarak gösterilen kanun kuralının, anayasal çerçevede kanunilik şartını taşıyıp taşımadığı Mahkemece detaylı biçimde irdelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kanuni düzenlemenin, bireylerin kişisel verilerinin idarece nasıl işleneceği, bu hassas verilere kimlerin erişimine açık olacağı, ne kadar süreyle saklanıp süreç sonunda ne zaman imha edileceği gibi vatandaş hakları açısından hayati önem taşıyan konularda asgari güvenceleri barındırmadığını saptamıştır. Kamu makamlarına oldukça geniş ve sınırları belirsiz bir idari takdir yetkisi tanıyan bu hukuki durumun, kişileri idarenin yetki aşımına ve olası keyfiliğine karşı koruyacak açık ve detaylı kurallardan tamamen yoksun olduğu ifade edilmiştir.
Daha önce norm denetimi yoluyla verilen iptal kararlarına ve benzer emsal nitelikteki kararlara da atıf yapan Yüksek Mahkeme, memurluğa alımlarda güvenlik soruşturması yapılması şartı getiren düzenlemelerin, olası kötüye kullanmalara karşı yeterli idari ve yargısal yasal güvenceleri mutlaka sağlaması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Somut başvuruda uygulanan hukuki dayanağın, Anayasa'nın emrettiği öngörülebilirlik ve belirlilik unsurlarını içermediği, bu hukuki eksikliğin de başvurucunun temel haklarına yönelik idari müdahalenin kanuni dayanağını ortadan kaldırdığı tespiti yapılmıştır. Kanunilik şartının dahi temelden sağlanamadığı anlaşıldığından, söz konusu müdahalenin meşru amaç veya ölçülülük gibi diğer anayasal güvence ölçütlerine uygun olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesine dahi gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, anayasal güvence altında bulunan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ve kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi yönünde karar vermiştir.