Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/17102 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/17102 BN.

Anayasa Mahkemesi | İsmail Kaya | 2021/17102 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/17102
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Gözaltındaki yaralanmaları devlet açıklamakla yükümlüdür.
  • Kötü muamele iddiaları ivedilikle soruşturulmalıdır.
  • Soruşturmada tüm deliller eksiksiz toplanmalıdır.
  • Kötü muamele suçları idari izne tabi değildir.

Bu karar, gözaltı ve tutukluluk gibi bireyin devletin tam kontrolü altında bulunduğu durumlarda meydana gelen yaralanmalar karşısında devletin taşıdığı ispat yükünü net bir şekilde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sağlam bir şekilde kolluk birimlerine teslim edilen bir kişinin daha sonra vücudunda darp izleri bulunması hâlinde, bu durumun nasıl meydana geldiğine dair inandırıcı ve makul bir açıklama getirme sorumluluğunun tamamen kamu makamlarına ait olduğunu teyit etmiştir. Soruşturma makamlarının iddiaları soyut bularak reddetmesinin veya yüzeysel incelemelerle dosyayı kapatmasının kabul edilemez olduğu vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise kolluk kuvvetlerine yönelik kötü muamele iddialarının soruşturulma usulünde kendini göstermektedir. Karar, iddia edilen kötü muamele suçlarının memur suçları kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve soruşturma izni prosedürüne tabi tutulamayacağını açıkça belirterek, savcıların doğrudan ve derhâl harekete geçmeleri gerektiği yönünde bağlayıcı bir ilke ortaya koymuştur. Bu durum, uygulamada sıklıkla karşılaşılan şikâyetlerin işleme konulmaması kararlarının önüne geçmek ve mağdurların hak arama hürriyetini güvence altına almak adına kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Sorumluların tespit edilmesi, olayın aydınlatılması ve yargılama sürecinin şeffaf bir şekilde yürütülmesi hususunda devletin pozitif yükümlülükleri bir kez daha güçlü bir şekilde hatırlatılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İsmail Kaya isimli vatandaş, Ankara'da şüphe üzerine durdurulan bir ticari takside yolcu olarak bulunurken üzerinde bir poşet mermi ele geçirilmiş ve işlemleri yapılmak üzere polis merkezine götürülmüştür. Başvurucunun iddiasına göre, karakoldaki bekleme salonunda kelepçesinin gevşetilmesini talep etmesi üzerine karakol amiri tarafından fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Karakol amiri ise başvurucunun saldırgan davrandığını, hakaret ettiğini ve kendisine vurmaya çalıştığını ileri sürerek başvurucudan şikâyetçi olmuştur.

Olayın en dikkat çekici yanı, başvurucunun karakola getirildiği anlarda alınan ilk sağlık raporunda hiçbir darp izine rastlanmamış olması, ancak birkaç saat sonra aynı hastaneden alınan ikinci raporda yüzünde, boynunda, kollarında ve bacaklarında şişlik ile kızarıklıklar tespit edilmesidir. Başvurucu ve avukatı, bu raporu ve kendi çektikleri kamera görüntülerini delil göstererek polis memurundan şikâyetçi olmuş ve şiddet eyleminin cezalandırılmasını talep etmiştir. Ancak savcılık, iddiaları soyut bularak ve polis memurlarının yargılanmasının ön izne tabi olduğunu belirterek dosyayı kapatmıştır. Bunun üzerine başvurucu, maruz kaldığı şiddetin cezasız bırakıldığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağını temel referans noktası olarak almıştır. Devletin, egemenliği altındaki tüm bireylerin yaşamını, maddi ve manevi varlığını koruma konusunda hem negatif hem de pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, kesin olarak gerekli olmayan durumlarda veya kişinin tutumuyla orantısız bir şekilde fiziksel güce başvurmaları insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının doğrudan ihlali anlamına gelmektedir.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bireyin gözaltı gibi tamamen devletin kontrolü altında bulunduğu bir süreçte yaralanması hâlinde, bu yaralanmanın sebebini açıklama yükümlülüğü yetkili makamlardadır. Etkili bir ceza soruşturması yürütme pozitif yükümlülüğü, kötü muamele iddiaları hakkında ivedilikle harekete geçilmeyi, olayı aydınlatacak tüm delillerin eksiksiz toplanmasını ve soruşturmanın mağdurun erişimine açık, şeffaf ve bağımsız bir şekilde yürütülmesini zorunlu kılar.

Mahkemenin uyuşmazlığın usul boyutunda dayandığı en temel kanuni kural ise 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun uygulamalarına ilişkindir. Kötü muamele ve işkence yasağı kapsamına giren iddialar, görev sebebiyle işlenen sıradan suçlar kapsamında değerlendirilemez ve idari izne tabi tutulamaz. Cumhuriyet savcılarının, bu tür suçlamalar karşısında 4483 sayılı Kanun hükümlerini işleterek soruşturmayı durdurma veya şikâyeti işleme koymama kararı vermesi, etkili soruşturma yükümlülüğünün önünde ağır bir engel teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun gözaltı sürecinin başlangıcında alınan ilk sağlık raporunda herhangi bir darp veya cebir izi bulunmazken, birkaç saat sonra alınan ikinci adli muayene raporunda elmacık kemiği hizasında, boynunda, kollarında ve bacaklarında çok sayıda yaralanma tespit edildiğini önemle vurgulamıştır. Bireyin tamamen kolluk kuvvetlerinin denetimi altında olduğu bir zaman diliminde meydana gelen bu yaralanmanın ne şekilde oluştuğunu tatmin edici ve nesnel verilerle açıklama yükümlülüğü devlete aittir.

Buna karşın, şikâyeti inceleyen savcılık makamı, olayın nasıl gerçekleştiğini aydınlatmaya yönelik hiçbir etkili adım atmamıştır. Şüpheli polis amirinin, başvurucunun kendisine zarar vermesini engellemek için güç kullandığı yönündeki beyanı ile ortaya çıkan çelişkiler giderilmemiş, karakol içindeki kamera kayıtları gerektiği gibi incelenmemiş ve olayın şahitleri dinlenmemiştir. Soruşturma makamı, doktor raporlarına ve somut belirtilere rağmen başvurucunun iddialarını soyut kabul ederek hiçbir derinlemesine araştırma yapmadan dosyayı kapatma eğilimi göstermiştir.

Anayasa Mahkemesi, ayrıca savcılığın şikâyete konu fiil ve failin hukuki durumunu hatalı nitelendirerek dosyayı işleme koymama kararı vermesini ciddi bir usul ihlali olarak tespit etmiştir. Kötü muamele iddialarının idari soruşturma izni kapsamına sokularak incelenmemesi, olayın gerçekleşme koşullarının ortaya çıkarılmasını imkânsız hâle getirmiştir. Eylemin ulaşmış olduğu şiddet boyutu bir bütün olarak ele alındığında, başvurucuya yönelik müdahalenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele niteliği taşıdığı açıkça belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: