Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 8. Daire | 2021/7330 E. | 2023/7363 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 8. Daire 2021/7330 E. 2023/7363 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 8. Daire
Esas No 2021/7330
Karar No 2023/7363
Karar Tarihi 19.12.2023
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Görev süresi uzatımında idarenin takdir yetkisi vardır.
  • Sınav değerlendirmelerindeki adaletsizlikler liyakat eksikliğini gösterir.
  • Kesinleşen disiplin cezaları atamama işlemine gerekçedir.
  • Hizmetine ihtiyaç duyulmaması yenilememek için geçerli sebeptir.

Bu karar, üniversitelerde süreli sözleşme ile çalışan öğretim görevlilerinin görev sürelerinin uzatılması veya uzatılmaması işlemlerinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını somut bir biçimde çizmektedir. Yüksek Mahkeme, idarenin takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmet gereklerini temel alması gerektiğini vurgulamış; personelin geçmiş disiplin sicilini, öğrencilerle olan ilişkilerini ve mesleki liyakatini bu yetkinin kullanımında meşru ve geçerli birer ölçüt olarak kabul etmiştir. Öğretim görevlisi sıfatıyla bağdaşmayan fiillerin ve sınav notlandırmalarındaki adaletsiz uygulamaların, kişinin görevine son verilmesi için haklı ve makul bir temel oluşturduğu net bir biçimde teyit edilmiştir.

Söz konusu karar, akademik kurumlarda görev yapan personelin performans ve liyakat denetiminin hukuki zemini açısından güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Üniversitelerin eğitim-öğretim kalitesini korumak ve öğrencilerin adil bir değerlendirme sürecine tabi tutulmasını sağlamak adına, liyakatsiz veya sorunlu personelle yollarını ayırma iradesi yüksek yargı tarafından hukuka uygun bulunmuştur. Benzer davalar için bu içtihat, idarelerin salt sübjektif nedenlerle değil, somut, kanıtlanmış disiplin eylemleri ve öğrenci mağduriyetleri üzerinden tesis edeceği yenilememe işlemlerinin yargısal denetimden başarıyla geçebileceğini göstermesi bakımından büyük pratik öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Dava, Gaziantep Üniversitesinde bir fakültede öğretim görevlisi olarak çalışan kişi ile kendisini istihdam eden üniversite yönetimi arasında yaşanmıştır. Üniversite Rektörlüğü, öğretim görevlisinin görev süresi dolduğunda bu süreyi yeniden uzatmamaya ve sözleşmesini sonlandırmaya karar vermiştir. İdare bu kararı alırken, öğretim görevlisinin görev süresi boyunca aldığı disiplin cezalarını ve özellikle öğrencilerin sınav kağıtlarını değerlendirirken adaletsiz davranmasını gerekçe göstermiştir. Öğretim görevlisi ise hakkında asılsız soruşturmalar yürütüldüğünü, kendisine yönetici ve meslektaşları tarafından mobbing uygulandığını ve idarenin takdir yetkisinin haksız yere aleyhine kullanıldığını iddia ederek dava açmıştır. Davacı, bu idari işlem nedeniyle görevsiz kaldığını belirterek, işlemin iptalini, alamadığı maaş ve diğer özlük haklarının iade edilmesini ve ayrıca yaşadığı mağduriyet sebebiyle 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle kendisine ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, yükseköğretim personel rejiminin temeli olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kurallarına dayanmaktadır. Kanun uyarınca, öğretim görevlilerinin belirli sürelerle atanması esastır ve bu sürenin bitiminde görev kendiliğinden sona erer. Süresi dolan personelin aynı usulle yeniden atanıp atanmayacağı veya sözleşmesinin uzatılıp uzatılmayacağı konusunda üniversite idaresinin takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak idare hukukunun evrensel bir ilkesi olarak bu takdir yetkisi hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir; daima "kamu yararı ve hizmet gerekleri" ile sınırlandırılmıştır.

İdari yargı mercileri, takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen idari işlemleri sebep ve maksat unsurları yönünden titiz bir yargısal denetime tabi tutmaktadır. Yargı içtihatlarına göre, akademik personelin görev süresinin uzatılmaması için idarenin somut, objektif ve hukuken kabul edilebilir nedenler sunması gerekmektedir. Öğretim elemanının görevini aksatması, amirleri veya öğrencileriyle olan uyumsuzluğu, disiplin soruşturması geçirip ceza alması ve özellikle akademik liyakat bağlamında öğrencilerin not değerlendirmelerinde haksızlığa yol açması, idarenin "hizmetine ihtiyaç kalmadığı" veya "hizmetten verim alınamayacağı" yönündeki kanaatini hukuka uygun hale getiren başlıca sebeplerdir.

Ayrıca davada, idare hukukunun tazminat prensipleri gereği, idarenin hukuki sorumluluğuna ve tazminat ödeme yükümlülüğüne gidilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı ve kusurlu bir idari işlemin varlığı şart koşulmaktadır. İşlem hukuka uygun bulunduğunda, bu işleme dayalı olarak doğduğu iddia edilen illiyet bağı kurulamayacağından maddi ve manevi tazminat taleplerinin de otomatik olarak reddedilmesi gerektiği yerleşik bir kuraldır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının öğretim görevlisi olarak çalıştığı dönemde gerçekleştirdiği fiil ve eylemler nedeniyle çeşitli disiplin cezaları aldığı görülmüştür. Bu disiplin cezalarının iptali istemiyle davacı tarafından daha önce açılan davaların mahkemelerce reddedildiği ve cezaların hukuken kesinleştiği saptanmıştır. Davacının işlediği fiillerin, bir öğretim görevlisi sıfatı, etiği ve onuru ile bağdaşmayacak nitelikte olduğu bu mahkeme kararlarıyla da teyit edilmiştir.

Öte yandan, davacının eğitim-öğretim faaliyetleri kapsamında asli görevlerinden olan vize ve final sınavı değerlendirmelerinde adil davranmadığı yargılama aşamasında ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin bu adaletsizliğe karşı verdiği şikayet dilekçeleri sonucunda, davacının yaptığı sınavın iptal edilerek farklı bir idari mekanizma veya komisyon tarafından yeniden değerlendirme yoluna gidilmesi, yaşanan mağduriyetin ve idari işleyişteki aksaklığın somut bir göstergesi olarak kayıtlara geçmiştir.

Davacı her ne kadar kendisine haksız yere mobbing uygulandığını ve asılsız soruşturmalara maruz bırakıldığını iddia etmişse de, bu iddiaların altı hukuken doldurulamamış; aksine idarenin dayandığı hususlar, belgeli ve yargı denetiminden geçmiş somut delillere dayanmıştır. Tüm bu veriler ışığında, davacının yürüttüğü kamu hizmetinin gereklerine uygun davranmadığı, bu nedenle kurumdaki eğitim-öğretim faaliyetlerinde kendisinden verim alınamayacağı ve hizmetine ihtiyaç duyulmadığı yönündeki idari kanaatin makul, somut ve objektif gerekçelere oturduğu tespit edilmiştir. Kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun şekilde tesis edilen görev süresinin uzatılmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, bu hukuka uygun işlem nedeniyle davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat haklarının da doğmadığı hüküm altına alınmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 8. Daire, işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğuna hükmederek davacının davasının reddine yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddini hukuka uygun bulmuş ve kararı onamıştır.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: